2 Aralık 2014 Salı

Analiz Tahtası - Bursaspor ( 1.Bölüm )


Galatasaray maçında önce, zihinleri biraz daha geriye, Temmuz ayındaki Chickura maçlarına çekmek lazım aslında. Sezon başında, henüz hazır olmayan Bursaspor o iki maçta ne sıkıntı çektiğini açık açık göstermişti. O günde söylediğimiz bir şey vardı. Aslında kadro kötü değil, kaliteli bir kadro. Ama eksik olan, takviye yapılmayan bölgeler, Bursaspor'un açısında çok kilit noktalardı. Dolasıyla Bursaspor iki maçta da topu bir oraya bir buraya döndürse de, o çizgiden topu geçiremedi.

Çıkacak on bir az çok belli ediyordu kendini zaten. En büyük sürpriz Bakaye Traore oynamasından çok Belluschi'nin on birde başlamaması oldu. Holmen ve Josue'nin de hazır olmadıkları ihtimallerini düşünürsek, kağıt üstünde gerçekten bireysel yeteneği çok sınırlı bir kadro vardı. Futbol görüşüm gereği, Bursaspor tipi, iki orta saha önünde ofansif orta saha ile oynayan takımların sahip oldukları oyuncunun daha hareketli, hızlı hareket edebilen ve oynayabilen oyuncular olması taraftarıyım. Traore tercihini bu sebepten dolayı mantıklı bulmadığımı söylemek isterim. Bana göre Şenol Hoca’nın bu sezonki maçlar arasında kadro mühendisliği bakımından en formsuz maçı oldu bu Galatasaray karşılaşması.

Profil olarak; top Galatasaray’a geçince agresif bir oyun tarzı sergilemedi Bursaspor, maçın 3’te birlik bölümünde .Topun olduğu yere göre değişen rakibi karşılaşma formasyonu vardı. Zaman zaman 4-5-1 şeklinde dizilirken , zaman zaman da Volkan Şen Fernandao’ya yaklaştı ve prese katıldı. Ama bu pres asla agresif ve rakibi uzun zorlayacak presler değildi. Galatasaray dikine ve diagonal paslarla çok rahat Bursaspor yarı sahasına geçti. Bu dikine ve diagonal pasların atılma evresinde, dörtlü olan Bursaspor savunması  önünde Snejider’e man marking yapan bir ön libero rolündeki orta saha oyuncusu – genellikle Ozan Tufan - , ve atak yönüne göre toplu ve topsuz hareket potansiyeli olan Selçuk ve Sneijder man marking yapan Bekir ve kaptan İbrahim veya Serdar’ın Burak’ı markajda tutması, belli bir noktaya kadar takip etmesi.. Eğer top üçüncü bölgeye yaklaştıysa set oyununa dönüp, oyun alanını münkün olduğunca daraltmaktı. Teorik olarak doğru bir düşünce. Ama eldeki malzemeyi geçtim,  bu yemeği çıkarman için ortaya koyduğun malzeme yeterli miydi ? Değildi.

Orta sahada agresifliği sağlayacak ve dinamizm katacak oyuncun yoktu çünkü. Yay çevresinde rahat top verdiğin her imkanda dikine paslar ile hedef adam denemesi yaptı Galatasaray. Üstelik Şenol Hoca savunma derinliği ve genişliğini düzgün yapılaması konusunda net uyarmış geride dört oyuncuyu belli ki. Aldıkları pozisyonlar mümkün olduğunca ort sahaya ve birbirilerine yakındı. Ama kanat oyuncularının konsantrasyonunun düşük oyuncular olması ve takım savunmasında kopuk bir görüntü sergilemeleri ilk erroru veren nokta oldu zaten. 


Savunma oyuncuları mümkün olduğunca yakın oynama prensebini bozmamak için çaba göteriyor ve doğal olarak alan açılıyor. Kanat oyuncularının çok geride kalması sonucu ciddi tehlikeli oluşturabilecek bir durum meydana geliyor. Üstelik bu noktadaki merkez oyuncularına kızmamak lazım. Rakibin önünde 180 derecelik topu kullanbileceği bir alan var. Doğal olarak hamle yeteneğin ne kadar iyi olursa olsun, topun yönünü değiştirdiği ana seni ekarte edebiliyor. 


Misal bu görüntü de ; Şener Selçuk’a pres yaparken alanını açıyor. Ferhat Kiraz o noktaya hareketlenen Veysel Sarı’yı geç görünce tehlikeli bir pozisyon meydana geliyor.
Aslından benim bu fotoğrafta dikkatinin çekmek istediğim başka bir konu ise;  topun ayaktan çıktığı anda rağmen yanlış alınan pozisyonlar.  Savunmayı önde kurduğun, münkün olduğunca kısa alanda defansif pozisyon aldığın bir maçta böylesine hatalar olmamalı. Özellike kanada kayan oyun organizasyonlarında bu nokta daha da dikkati çekti.

Hücumsal olarak yine kadronun getirdiği defonun ortaya çıkardığı kötü bir Bursaspor vardı. Orta alanda insitiyaf alacak bir oyuncu yoktu. Onu geçtim dikine pas yapacak güvende bir oyuncu eksikliği vardı. Kanattan kanada oyunun yönünü değiştiren uzun pas denemleri yapıldı. Doğal olarak çoğalamadı ileride takım. Bu yüzden hücumsal sürekli kanatlara yıkıldı. Topu çıkaramayan Bursaspor’da kanat oyuncuları topu almak için biraz daha geriye gelince, doğal olarak beklere koşu yolları da oluşmadı. Topu alıp gidebilen oyuncu tek başına, istisna olarak küçük topsuz koşular yapan Bakaye’nin desteğiyle bir şeyler yaptılar. Ama Bursaspor bekleri kanat niteliklerinden öte mesafe oyuncuları oldukları için etkisiz kaldı bu girişimler. Fernandao’da bir o yana bir bu yana kaydığı için neredeyse ilk yarıyı ceza sahası  dışında geçirdi. 



Kopuk bir Bursaspor vardı ikinci ve üçüncü bölgede. Kanatlar Fernandao’ya uzak, orta sahadan yaklaşan yok. Doğal olarak zaten cüsseli ve ağır bir futbolcu Fernandao’nun yapabilecekleri oldukça sınırlı.Üstelik çoğalmaya vakitte yok. Oyunun belli bir kısmına kadar Bursaspor 1 ya da 2 futbolcusyla atak geliştirmeye çalıştı. Bu noktada maçında miladı Ferhat Kiraz'ın sakatlanıp Belu'nun oyuna girmesi oldu. 
Belluschi’nini girişi Bursaspor orta sahasındaki dinamizmini ve ateşini artırdı. Her ne kadar balans ayarı olmasa da Belluschi'nin futbol karakterinde pres oyununa yatkınlık var ve çok iyi bir yardımcı orta saha. Sahip olduğu enerji, kısa bacaklı olması sebebiyle kısa mesafe sprintinin iyi olması gibi birçok etkeni var bunun. Onun girmesiyle daha önde basan bir Bursaspor vardı. Baskı merkezi biraz daha öne kayınca rahat top yapamadı Galatasaray, maçın başında bulduğu olanakları bulamadı. Oyun yönünü değiştiren, uzun paslar denemeye başladı Prandelli'nin öğrencileri. Zaten Belluschi’nin girişiyle sağlamlaşan orta sahanın daha doğrusu bu sistemle oynayan takımları açmanın tek yoluydu bu. ( bknz. 5 Şubat 2014  Real Madrid 3-0 Atletico Madrid )  
Belu’nun girmesi asıl düzeni hücumda değiştirdi. İnsiyatif aldı, merkezden aksiyonlar gerçekleştirildi, pas denemeleri yapıldı. Doğal olarak Bursaspor rakip yarı sahada top gezdirmeye, daha iyi yerleşmeye başladı.  


5 saniye farkla alınmış iki fotoğraf bu dediğimi iyi anlatıyor. Birinci fotoğrafta Ozan Tufan’a dikine oynayan Belluschi’nin konumu ve neticesinde Bursaspor’un maç başından beri ilk kez bu kadar kalabalık geliyor. Taore ile rolleri paylaştılar zaten oyun içinde. Gineli oyuncu ilk bölümde, hem kanatlara yardıma geliyor, koşular yapıyor, daha sonra takım savunmasına katılıyor, zaman zaman
Fernandao'nun yanına gitmeye çalışıyordu. Kapasitesinin üzerinde verilmiş bir yüktü onun içi zaten.

İkinci yarıya Bursaspor yine benzer düzenle başladı. Golü yemesine rağmen kanat oyuncuları oyunun daha içine girdi. Özellikle ikinci yarı ivmesi giderek düşen Veysel Sarı üzerinden yüklenen bolca geniş alan açan ve pozisyon üretmeye çalışan Volkan Şen . Volkan demişken gol üzerinden değerlendirme yapmak istiyorum. Yenilen golün başında, Volkan Şen  isabetsiz bir duran top kullandı. - ki bana göre duran topları kullanması çok yanlıştı. Rakibin bir iki oyuncusu hariç, senin oyuncularını hava toplarında etkisiz bırakmasının imkanı yok. Rakibin kullandığı tüm kornelerdeki hava toplarını senin oyuncuları kazandı zaten. Bu yüzden daha isabetli kullanabilecek bir oyuncuya verilebilirdi bu şanslar. Nitekim böyle bir duran topun ardından  ribaundu iyi alamayan Belluschi’nin kaptırdığı top, Şener’in başarısız hamlesi’nin yanı sıra asıl hata adam paylaşımı konusunda yapıldı. Burak, pası Bruma’ya verdiği anda Bekir Yılmaz hızını almış bir şekilde ona yönlemişti zaten.  Behich’in orada Burak’a yönlenmesi gerekirken hızlı bir şekilde Bruma’ya doğru hareket alınca, bomboş bir alan oluştu. Şener’in de yüzü dönük olduğu için çok geç farkettiği pozisyon gol ile sonuçlandı . Buradaki hata Bursaspor savunma oyuncularının aksiyon anında oyun görüşlerinin nasıl düştüğünü gösteriyor.

Golden sonra Bursaspor, yaslanan Galatasaray’ın üstüne kanat varyasyonları ile yüklenmeye başladı. Beklerin destekleği varyasyonlara zaman zaman köşelere kayma yapan Belu ve Traore ile üçüncü bölge başında ciddi etkinlik sağladı Bursaspor.. Özellikle sağ kanatta, birbiriyle nitelik olan benzerlik gösteren, kısa mesafede topla sprinti iyi olan başta Ozan olmak üzere, Şener topun dolaşımını ve ceza alanına ulaşımını sağladı.. Sol kanatta ise Aziz’in de Melbourne’deki klasik yaptığı ceza sahası içi koşuları ile iyi sindirdi rakibi sağ kanadını. Savunma ve orta sahada ön bölgeye yaklaştı. Orta çizgisinden Galatasaray ceza sahasına olan kısıma kadar kısımda iyi yayılıp, her türlü nimetten faydalanmaya çalıştı. Zaten ilk yarı %36 oranında topa sahip olabilen Bursaspor’da ikinci yarıda bu rakam %63’e kadar yükseldi.. Fakat ceza sahası içinde bir türlü çoğalm sağlanmadığı için beklenilen etkili pozisyonlar, bireysel çabalar hariç bulunamadı. Aslında sorunun temel noktası da bu oldu. Oyunun yönlendirecek bir oyuncunun eksikliği net belli oluyordu. İlk yarı ceza sahasına atılan top sayısının 1.5 katı fazlasını ikinci yarıda atmasına rağmen. 
Tabii bu noktada kadro tercihinin yanlış olduğunu tekrar söylemek istiyorum. Chikchura maçlarında çok net görülen bir şey vardı ki ; o da takımın gol pozisyonu konusunda bir takım sıkıntılar çekeceğiydi. Josue veya Holmen’in Traore yerine 11 başlaması daha faydalı olabilirdi. Nitelik ve beceri olarak 10 numara pozisyonuna daha uygun bu oyuncular. Bir diğer alternatif çift forvete dönmek veya santrafor menşeli , skorer bir kanat oyuncusu kullanmak. Bu da o an için yoktu. 

Bursaspor oyunu rakip sahaya yıktığı dakikalarda en büyük handikaplardan birine kendi alanında yaşadı. İlk yarı 56 metrede oynarken ikinci yarı oynadığı alanı 63 metreye çıkardı Bursaspor. Bunda en büyük sıkıntıyı Aziz Behich çekti. Zaman zaman hamle yaparken yanlış pozisyon alması yüzünden, sağ kanatta büyük boşluklar kaldı. Kademeye girecek, durumu kurtaracak bir Volkan Şen olmadığı için otomatikmen savunmada derinliğin bozulduğu bir konuma gelindi.   Ayrı olarak kaptan İbrahim Öztürk’ün bireysel hataları ikinci yarı adına Bursaspor kalesinde tehlikeli anlar yaşandı.

Sonuç olarak Bursaspor, 3'te 2'sini iyi oynadığı söylenebilecek bir maçı kaybederek, sezona kötü bir giriş yaptı. Aslında bu maçın gidişatı bile, takımın dinamiklerinin ne kadar belli olduğunu ve değiştirildiğinde nelere yol açabileceğini gösteren çok güzel bir ders oldu.

20 Kasım 2013 Çarşamba

Birlik Olmak...







26 Ekim 2013 Cumartesi

Scout Not Defteri 36 - Srjdan Grahovac


İsim : Srjdan Grahovac
Doğum : Banja Luka
Doğum Tarihi : 19 Eylül 1993
Takım : Borac Banja Luka 
Numara : 11

Dünya Kupası bileti alarak tarihlerinde futbol arenasındaki en büyük başarılarından biri yaşayan Bosna Hersek, kısıtlı imkanlara rağmen Balkan ve hafifte Avrupa futbol tandansına sahip sporcularıyla Dünya futboluna sahip olmaya başladı. Ama onlarından diğer orta Avrupa ülkeleri gibi kendi liglerine yatırım yapacak kadar maddi güçleri yok. Bu nedenle Sırbistan gibi, onlarda futbolcu ihracat fabrikası olma yolunda gidiyorlar.
Bu sefer ele alacağımız oyuncu ülkenin en gözde kulüplerinden, Borac Banja Luka'da oynayan Srjdan Grahovac. Doduğu bölgenin takımınında forma giyen Srjdan, çeşitli yaş kategorilerinde birçok defa Bosna formasını sırtına geçirdi. 20 kez giydiği U-21 formasıyla kaptanlık yapmakta ayrıca. Geçtiğimiz günlerde U-21 İspanya'da çokta güzel bir gol attı.
Orta saha alanını genel olarak parselleyecek bir oyun yapısına sahip. İster forvet arkası, ister merkez orta saha oynatılabilir ki ben merkez orta saha özelinde daha başarılı olacağı kaanatindeyim. Çeviklik bakımında o bölgede yeterli olamayabilir. Özellike inceci oyun yapısı, başarılı pasları, iki yönlü oyun oynama çabası ile o bölgenin adamı daha çok. Bir diğer nokta zaman yaptığı driplinglerin yanında, yardımcı oyuncu görevini iyi yapmakta. İyi kullanıyor sahay. En önemli özelliklerinden biri saha içinde gerek duruş, gerek futbol olarak büyük bir olgunluğa sahip olması. U21 kaptanı olması zaten onun için bir emsal gibi.

2013-2012 : 12 Lig maçı 1 gol 3 asist 1035 dakika süre
2012-2012 sezonu : 29 maç 2 gol 5 asist 2266 dakika süre 
2011-2012 sezonu : 26 maç 1 gol 1 asist 2213 dakika süre 
2010-2011 sezonu : 24 maç 1 gol 1 asist 1265 dakika süre 
2009-2010 sezonu : 10 maç 291 dakika süre 
İlk maçı : 1 Ağustos 2009 Laktasi - Borac

Bosna Hersek U21 : 20 maç 3 gol ( Kaptan ) 
Bosna Hersek U19 : 5 maç
Bosna Hersek U17 : 6 maç 1 gol 

26 Temmuz 2013 Cuma

14 Temmuz 2013 Pazar

O an...


21 Haziran 2013 Cuma

Takla...


14 Haziran 2013 Cuma

Scout Not Defteri 34 - Todor Nedelev





İsim : Todor Nedelev
Doğum : Belozem, Bulgaristan
Doğum tarihi : 7 Şubat 1993
Takım : Botev Plovdiv
Numara : 8

Bulgaristan futbolunun son dönemdeki yıldız adaylarından biri Todor Nedelev. Botev Plovdiv forması giyiyor. Futbola da bu takımda başladı. Bu sezon yaptığı müthiş çıkışla dikaktleri çekti. Bulgaristan U21 takımının formasını da giymekte.
En büyük özelliği o etkili sol ayağı. Çok iyi solak onu baştan söylememiz gerekiyor. Bununla doğru orantılı olarak ciddi bir uzun pas yeteneği var. Ölü noktalara çok iyi toplar yolluyor. Oyun görüşü – aktif alanlar- dahil çok iyi. Teknik ve zeki. Her iki kanatta oynayabilmekle birlikte sağ kanatta tercih edilmekte. Robben gibi solak sağ açık. Pas ve takım oyununa yatkın bir yapısı var. Oyunu iki yönlü oynuyor ama zaman zaman takipçiliğinde sıkıntı oluyor. Aynı zamanda son vuruşları sıkıntılı. Ve birebirde adam eksiltme de pek başarılı değil. Özellikle kanat olması, bu eksik yönünü çok net ortaya koymakta.
9 gol 10 asist ile bitirdi bu sezonu. Botev’in parlayan mücevheri oldu. Bulgaristan U21 takımında da döktürmeye devam ediyor. Milanov ile Bulgar futbolu, bir yıldız daha kazanmak üzere. Botev 1.5 milyon euro civarı bir para istiyor. Nedelev’in peşindeki neredeyse tüm takımların Türk kulüpleri olduğunu söyleyelim.

Bazen Yalnız Olmak...



23 Mayıs 2013 Perşembe

Scout Not Defteri 33 - Omar Elabdellaoui



İsim: Omar Elabdellaoui 
Doğum: 5 Aralık 1991
Doğum Yeri: Oslo, Norveç 
Takım: Eintracht Braunschweig 
Numara: 14

2008 yılında Skeid’den Manchester City’ye transfer olarak Ada günleri başladı Omar. Fakat şans bulmayınca önce Stromgodset, sonra Feyenoord ve en son olarak Braunschweig’e kiralandı. Eintracht macerası onun açısında zirveyi bulması oldu kısa kariyerinde. Gösterdiği performans  ile Braunschweig’ın Bundesliga’ya çıkmasında önem pay sahibi oldu. 425 bin euroya bonservisini aldılar.

Sağ karidorda çok etkili olduğunu söylemek lazım. Sağ bek ve sağ açık pozisyonlarında görev alıyor. Hızlı ve atletik yapısını adam eksiltmede başarıyla kullanıyor. Bunun yanında iyi bir duran top beceresi var.  Bundesliga 2’de 14 maçta 4 asist yapmayı başardı. Norveç’in alt yaş milli takımlarının çoğunda forma giydi. Gelecek sezon Bundesliga’da izleyeceğiz. Eğer hücum-savunma dengesini iyi ayarlayabilir, istiktarını sürdürebilirse keyif veren futbolculardan biri o olacaktır.

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Saygı...


7 Nisan 2013 Pazar

Birlik...


16 Mart 2013 Cumartesi

Scout Not Defteri 32 - Jorge Moreira



İsim: Jorge Luis Moreira
Doğum: 1 Şubat 1990
Doğum Yeri: Villarica, Paraguay
Takım: Libertad
Numara: 2

Libertadores’te oynadığı futbolu en çok beğendiğim takımlardan biri Paraguay'da Libertad. Bu takımın önemli öznelerinden birisi de şüphesiz sağ bek Moreira. Bitmez tükenmez enerjisiyle sağ kanadı koridor olarak kullananan, adeta bir dinamo etkisiyle o bölgeye bir etkinlik kazandıran isim. Modern futbolun gereklerinden biri olan oyunu iki yönlü oynamada gayet başarılı gördüğüm 23 yaşındaki oyuncu driplingleri, hırsı, zamanlamaları ve bindirmeleri dikkati çekiyor.  3 sezon önce Paraguay’ın U-20 kadrosunda da yer alan oyuncu bir kez milli formayı sırtına geçirmeyi başarmış ve üç sezondur da takımında düzenli şans buluyor, oynuyor.

Resim fifa.com'dan

7 Şubat 2013 Perşembe

' La Roja ' Geliyor



Bu yaz ülkemizde düzenlenecek U-20 Dünya Kupası’na katılacak takımlar yavaş yavaş belirginleşmeye başlıyor. En son , geçen hafta Pazar günü sona eren Güney Amerika elemelerinin ardından Kolombiya , Paraguay , Uruguay ve Şili futbolun ana kıtasından gelen , ülkemizde izleyeceğimiz takımlardan olacak. Kırmızılar yani nam-ı değer ‘’ La Roja ‘’ lakaplı Şili ise çok iyi bir jenarasyonla geliyor.  Kalecisinden forvetine kadar büyük potansiyele sahip oyuncuları kadrosunda barındıran Şili’yi altı senelik bir aranın ardından U-20 turnavasında izleyeceğiz.

9 maçlık turnuva periyodunda 6 galibiyet alıp elemeleri kazanan Şili’de birçok oyuncu ön plana çıktı turnuvada. Bu isimlerin başında ise şüphesiz marketing ve performans değeri açısında en büyük çıkışı gösteren Universidad Catolica’nın golcüsü Nicolas Castillo yer aldı. Geçtiğimiz sezon zaten bu tür bir çıkışın sinyallerini veren genç golcü , patlamasını yaparak dünyaya kendini tanıtmaya başladı. Tıpkı oynadıkları futbolla parmak ısırtan , takımın tandemini oluşturan Universidad de Chile’nin göz bebekleri, İgor Lichnovsky ve Valber Huerta gibi. İkili müthiş performansı ile gözlerinin üzerine çekerken , gözlemlerimiz kadarıyla ideal bir stoper nasıl olur sorusunun cevapları adeta. Birçok takımın peşinde olduğu bu isimleri kendi takımlarında izlemeyi iple çektiğimi belirtirken Bryan Rabello ve Diego Rubio gibi zaten futbol piyasasında kendini tanıtmış isimlerinde gösterdiği performansların gelecekte yapacaklarının bir referansı olduğunu , ülkemizde düzenelenecek bu turnuvanın tozunu attıracaklarını beklemem pekte şaşılacak bir şey olmaz herhalde. Kalecisi ‘’ Scott Carson ‘’ görünümlü Melo’dan , 95 doğumlu Cuevas’ına içinde değişik yetenekleri barındıran Şili’nin turnuva boyunca oynadığı dokuz maçta 7 kırmızı kart görmesi , başta Arjantin karşılaşması olmak üzere iki maçta oyunu 9 kişi tamamlamasıyla ne kadar enteresan bir takım olduğunu gösteriyor.
Dikkati çeken bir nokta da oyuncuların çoğunun kendi ülkelerinde forma giyiyor olması. Milli takım düzeylerinde Şili’yi seçmesi ülke basınında çok yer bulan Tottenham’ın kalecisi Lawrence Vigouroux , daha önce keşfedilen Sevilla’dan Rabello ve Sporting’den Rubio ülke dışında takıma çağırılan isimlerdi sadece. Bu oyuncularda ülkedeki 8 farklı takımda geldi.
En son katıldıkları U-20 turnuvasın olan , Kanada 2007’de Sanchezli , Vidalli kadrosuyla üçüncülük kazanan Şili’nin bu başarıya en yakın dereceyi 1987’de ülkelerinde düzenlenen turnuvadaki kazandıkları dördüncülük olduğunu söyleyelim.

Pasifik Okyanus sahillerinde uzanmış bir yılan, bir çubuk gibi ilginç toprak yapısına sahip aynı zamanda dünyanın en farkı en fazla olan ülkesi olan Şili futbolunun usta Jorge Sampaoli’nin gelmesiyle bir çıkış göstereceği , kişisel en büyük beklentilerimden. Çokta futbolcu çıkacak bu jenarasyondan ki birçoğu oynamaya başladı bile. Nasıl topçu çıkar bu ülkeden diye herkes kendine soru soruyor muhtemelen şuan. Bence asıl sormamız gereken 17 milyonluk Şili bir ton futbolcu çıkarıp , Avrupa’ya pazarlıyorken, U-20 takımında birçok oyuncu için şimdiden milyonlar eurolar konuşulmaya başlamışken , 70 milyonluk Türkiye neden bir sol bek çıkaramıyor ?

Where is the problem ?

9 Ocak 2013 Çarşamba

Güney Amerika'da Bir Ekol : Universidad de Chile



Futbolda belli bir sistemin olması her zaman için sana avantaj sağlar. Belli bir döngü olduğu için yaptığın hamleler hata yüzdesinin oldukça düşürüyor. Son zamanlarda Şili futbolunu yakından takip ettiğimden , Universidad de Chile’nin bu tür bir sistemi ne kadar etkili kullandığını fark etmek zor değildi.
Maviler yani nam-ı değer Azul’ların alt yapısı zaten çok iyi. Zamanın efsaneleri Manuel Pelegrini , Marcelona Salas gibi isimlerin yetiştiği bir alt yapı burası. Potansiyelleri büyük zaten ve bu oyuncuları kullanmaktaki başarıları sayesinde oyuncu sirkülasyonu devam ediyor , çoğu genç futbolcu şans bulmayı başarıyor. Öyle ki şuan takımın kadrosunda dört tanesi 15 yaşında olmak üzere tam on sekiz tane 19 yaş ve altı futbolcu bulunmakta. Bu oyuncular lig genelinde , özellikle Şili Kupası maçlarında  şans bulup , resmi karşılaşmalarda boy gösteriyorlar. En son örneğimizi yazmıştık twitter’da…Benjamin Inostroza.
Kendisi henüz 15 yaşında. Fakat ilk kez formayı sırtına geçirdiği maçta golünü atmayı başardı.



Mesela Manchester United’a transfer olan Angelo Henriquez , bu alt yapının ürünlerinden biriydi.  Henüz daha 17-18 yaşlarında. Fakat ona teslim etti forvet hattını maviler.  ( Tıpkı bu sene Duma’da göreceğimiz gibi )  Sonucunda da meyvesini aldılar ama. Henriquez , Manchester yollarına düşerken 5.5 milyon euro girdi Universidad de Chile’nin kasasına…Özellikle son zamanlarda alt yapılarından top class seviyesinde olma ihtimali yüksek oyuncular çıkıyor.

Asıl bahsetmek istediğim konu ise Universidad de Chile’nin Şili’deki iç piyasadaki müthiş başarısı ve bu platformdaki dominantlığı. Belki de dönen çarkın can alıcı noktası bu diyeibliriz. Yani özeti şu : Ülkede dikkat çeken oyuncuları , düşük bedellere kadrolarına katmak. Basit gibi duruyor ama bu işin birde pazarlama yönü var. Bu sene o kadar para kazandı ki La U…

Takip edebildiğim kadarıyla zaten Şili’de düşük iç piyasa var…En azından bizim ülkemize , ya da avrupanın diğer ülkerine göre. Zaten küçük bir araştırma ile anlamak mümkün.
Ülkenin iki tepe takımından biri Universidad de Chile ( diğeri Colo Colo ) . Oyuncuları ikna etmekte bu bakımdan çokta zor olmuyor onlar için açıkçası. Mesela örneklerle gidecek olursa Eduardo Vargas…Kendisi Calama ( ki dünyanın en kurak şehirlerinden biridir ) şehrinin takımı Cobreloa’dan transfer edilmiştir 2009 yılında. Bonservis bedeli sadece 700 bin dolardır. Gösterdiği performans ile birçok takımının ilgisini çekiyor , adresi İtalya oluyor Vargas’ın…Kazandırdığı para 11.5 milyon civarları bir para.
Junior Fernandes mesela. 4,7 milyon avroya Leverkusen’e transfer oldu. Daha sene başında Palestino takımından 700 bin euroluk bir bonservis bedeliyle transfer olmuştu. Şampiyonluktaki müthiş katkısın esme geçmeyerekten kısa sürede hem sahada iyi işler yapmış , güzel de para kazandırmıştı takımına.
Keza adı son zamanlarda Avrupa kulüpleriyle anılan Charles Aranguiz…Onun da maliyeti 700 bin euroydu 2011 yılında transfer olurken. Ya da Santos’un radarında olan , müthiş bir gelişim gösterip , milli takıma kadar yükselen Eugenio Mena ? 500 bin euroya gelmişti Santiago Wanderers’ta…

Dediğimiz gibi bu bir çark. Vargas’lar , Henrqieuz’ler gidecek yerine Ubilla’lalar , Gutierrez’ler gelecek. Zamanı gelince onlarda gidip yerine başka oyuncular gelecek. Ama önemli olan bir sistemi benimseyip uygulamak. Sistemli olunmasına karşıyımdır genel olarak amma velakin bu futbolda çok önemli bir unsur , bunu inkar edemeyiz. En basit örneği Porto. Yaptıklarını görüyoruz.  Oyuncu geldiğinde Porto’nun bir şey katacağını , kulübün amacını olanaklarını , sıçrama yapabileceğini biliyor. Universidad de Chile’de de öyle. Şili’deki oyuncuların bir nevi Avrupa’ya açılma kapısı…

Bunun yanında da gerçekten zevk veren oyun anlayışı var takımın ki Şili’nin genelinde böyle.  3-4-3 temelli , hücum futboluna dayalı bir sistemin de zevk vermemesi beklenemezdi zaten. Hatırlıyorum , sanırsam O’Higgins ile oynanan Apertura final maçıydı. Bir gol yetiyordu şampiyon olmalarına. Ona rağmen daha 1.dakikadan top tüfek saldırmaya başladılar. Golde yiyebilir , daha 10.dakikadan elenebilerledi. Zaten Şili’deki futbolun özeti bu. Anlık olaylar çok etkiliyor maçın gidişatını , hatta ligin kaderini etkiliyor. Böyle oluncu da ortaya müthiş bir futbol ziyafeti çıkıyor…

Takibe devam…


24 Aralık 2012 Pazartesi

Scout Not Defteri - Bermuda Şeytan Üçgeni



İsim: Bobley Anderson Allegne 
Doğum: 3 Mart 1992 
Doğum Yeri: Fildişi Sahilleri
Takım: Wydad Casablanca 
Numara: 31

Casablanca şehrinin kırmızı yakasında Wydad Casablanca’da forma giyiyor Bobley Anderson. 1992 doğumlu bir futbolcu. Futbola ülkesindeki Academie Amadou takımında başlayan Allegne iki sezon burada forma giydi ve 2012 sezonunda en iyi oyuncu seçildi ülkesinde.
Bobley Anderson yüksek enerjisi , kıvrak bilekleriyle bir dinamo gibi yer alıyor orta sahada. Hızı ve sürati ile dikkati çeken Anderson takımının hücum hattındaki beyni konumunda desek yanlış olmaz. Zaman zaman tercihlerde başarısız olsa da üzerine işlenilmesi gereken çok değerli bir mücevher olduğunu düşünüyorum Anderson’ın…

İsim: Milton Joel Caraglio Perez 
Doğum: 1 Aralık 1988
Doğum Yeri: Rosario , Arjantin 
Takım: Rangers Talca 
Numara: 9

Clausura’da uzun süre lider kalan Rangers Talca’nın golcüsü Milton Caraglio. Güçlü bir fiziğe ve etkili bir sol ayağa sahip kendisi.  Bu sezon 16 golün altına imza atan Caraglio kariyerindeki en parlak sezonlarından birini geride bıraktı. Daha önce West Ham ile de bir denemeye çıkan ama başarısız olan 88 doğumlu golcüyü QPR’nin teknik direktör Rendkapp istiyor.  Bakalım adresi neresi olacak..

İsim: Anthony Knockaert 
Doğum:  24 Kasım 1991 
Doğum Yeri: Roubaix , Fransa 
Takım: Leicester City 
Numara: 21

Knockaert çoğu gözlemci tarafından daha Guingamp günlerinde keşfedilmiş bir yetenek. 1991 doğumlu genç yetenek yetiştiği kulüp Guingamp’ta 2010’dan beri sürekli süre almaya başladı ki özellikle geçtiğimiz sezon çok iyi bir performans gösterdi attığı 11 gol yaptığı 4 asistle. Ve peşindeki takımlara rağmen ki bence Fransa’da kalsaydı onun açısından daha iyi olurdu tercihinin İngiltere’den Leicester’dan yana kullandı.
Slalom oyuncusu diyebiliriz kendisi. Özellikle topla çok hızlı ve adam eksiltmede etkili. Bunun yanında çok etkili bir sol ayağı var ki özellikle topla birlikte hareket halindeyken bile bu şutlar bir hayli etkili oluyor. 4 gol 4 asist yaptı şuana kadar. Ama ben hala bir adapte dönemi geçirdiğini düşünüyorum. Gelecekte ismini çok duyacağız.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...