Futbol Takımları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbol Takımları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2012 Pazar

Gözlerden Irak Yeni Rangers


Futbol çok enteresan bir oyun. Bundan bir iki ay önce şampiyonluğa oynayan,ülkenin en önemli kulüplerinden aynı zaman dünya üzerinde nam salmış Old Firm'ın üyelerinden biri olan Rangers'ın düştüğü durumu hakkaten insanı üzüyor. Zamanın Rangers'ı kupaları ambargo koymuş,Avrupa'da nam salmış,Ally McCoist gibi büyük golcülerden birini takımında barındırmış bir takım...

Fakat günümüz futbolunda birçok takımın başının belası olan maddi sorunlar bu dev kulübünde yavaş yavaş sonunu getirdi. Borçları nedeniyle kayyuma devredilen takım hakkında düşürelecek mi düşürülemeyecek mi tartışmaları yapılıyordu. Aslında hiçte ihtimal vermiyordum bu duruma. İskoç futbolunun Celtic ile demirbaşı durumunda ve yayın ihaleleri konusunda da Celtic ile en önemli kulüp durumundaydılar. Fakat futbol federasyonunda yapılan oylamada Rangers'ın düşürülmesi yönünde karar çıkmasıyla bir devin çöküşü resmileşmişti.

Kulüp bu durumun ardından doğral olarak tamamen değişti. En başta takımın en gözde oyuncuları birer Ada kulüplerinin yolunu tutarken takımda 4-5 tecrübeli isim fedakarlık yaparak devam etti ,kulübün yeni sahipleri aldıkları kararlar kulübün ismini bile değiştirdi.

Futbolcular gibi fedarkarlık yaparak Rangers'ın başında devam diyen Ally McCoist '' Kalanlarla beraber, hep birlikte bu durumdan çıkmanın yollarını arayacağız ve kuşkusuz ki 140 yıl boyunca türlü zorluklarla boğuşmuş bu tarihî kulüp, bu zorluğun altından da kalkacak." diye açıklama yapsa da işleri gerçekten zor...


Yeni bir kadro,yeni bir yönetim,yeni bir lig... Kısacası her şey yenilendi ve yıllardır aynı sistemde,aynı ligde boy gösteren takım için,taraftarlar için çok zor olsa gerek...

Mesela dün Peterhead ile karşılaştılar. Üçüncü ligde ilk karşılaşmalarıydı. Dört bin kişilik bir stadyumda ki stadyumun karşısındaki evin penceresinde bile maçı izleyenler vardı.Ama Rangers taraftarları takımının yalnız bırakmayıp doldurmuştu stadyumu.

Zor bir karşılaşma oldu onlar adına. Bir kere rakipler ektstra motivasyonla hazırlanıyorlar sana karşı. Sonuçta üçüncü ligte olsa,eski gücünde olmasa da Rangers ile karşılaşıyorsun.

Zaman zaman çok iyi oynadılar zaman oyun üstünlüğünü rakibe verdiler. Maçı kazanabilecek pozisyonları da buldular fakat bunları değerlendiremeyince bir puan ile yetinmek zorunda kaldı mavi-beyazlı ekip.

Ally McCoist üçlü savunmaya sezona başladı. Broadfoot,Bocanegra ve Goian'dan oluşan bir üçlü ile çıktı tüm maçlara. İleri ucu kalabalık tutarak Lee McCulloch ve Lee Wallace gibi kaliteli ayaklarıyla gol bulmayı çabalıyor ki bu iki ismin bu sezon ciddi sayıda gol rakamı yakalayacaklarını düşünüyorum.

Rangers'ın geçirdiği şu zor günlerin belki de en büyük karlarında biri henüz 17 yaşında olan Barrie McKay olacak şüphesiz. McCoist bu sezon ona 10 numarayı vermiş. Dünde ilk lig maçında düzgün bir vuruşla takımının ilk golünü attı. Fiziği,koşu tekniği aynı Miroslav Stoch...Bakalım,neler verecek bu sezon daha.

Bunun yanında Rangers'ın bu maç özelinde beğenmesemde Sandaza ve Cribari transferiyle kadro kalitesi olarak iyice fark oluştu diğer takımlarla. Zaman lazım,takımın oturması,ritmini yakalaması,lige alışması için.


Söylemeden geçmek istemiyorum hafta içi Rangers'ın kupa maçı vardı East Fife ile...
Rangers taraftarı sonuna kadar deyip takımın destekleyip Ibrox tribünlerini doldurdu.Ama işin üzücü tarafı maç yayını bile yoktu. İskoç futbolunun iki devinden birinin oynadığı kupa maçının yayını yoktu...

Uzun lafın kısası şu ki Rangers bu kötü günlerinden ders çıkarıp yeni planlamayla,yeni bir sistemle yola çıkıyor. Efsane takım bir süre gözlerden uzak mücadele edecek,Celtic bir süre düşman kardeşinden uzak kalacak.
Ama futbol bu belki de İskoçya Kupası'nda vb. bir platformda karşıya karşıya gelirler. Böyle bir şey olursa çok enteresan maçlar olacağı kesin...

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Yeşil-Beyaz Bir Peri Masalı : Ludogorets Razgrad


Aslında bu yazıyı Mayıs ayında yazmam gerekiyordu.O büyülü,o muhteşem sezonun ardından...Ama işte tembellik başa bela bir şey...Ha bugün,ha yarın derken blogdaki eski ritmimizi kaybettik.

Futbolun peri masallarını severim ben.Hiç olmayacak denilen şeyleri yapan,bir kentin,bir kasabanın adeta kalbi olmakla beraber yaptıklarıyla film olacak takımlar her zaman ilgimi çekmiştir..Çok örnekleri var bunun futbol dünyasında.Bu örneklerden biri de Ludogorets Razgrad.

Ludogorets adından da anlaşılacağı gibi Razgrad şehrinin takımı.Razgrad ya da Türkçeyle Deliorman Bulgaristan'ın Kuzey'inde yer alan Türk nüfüsunun en çok olduğu Kırcaali'den sonra Bulgaristan'da en çok Türk nüfusuna sahip şehir.Yaklaşık 38 bin nüfusuyla birçok tarihi anıta ev sahipliği yapan Razgrad pehlivanlar şehri olarak bilinir.Bunun yanında olimpiyatlarda madalya kazandıran haltercimiz Taner Sağır'da Razgrad doğumludur...

Evet Razgrad'ı tanıdık az çok...Gelelim asıl meselesimize.Bulgar futbolunda devrim yapan,yeni bir sayfa açılmasına sebep olan takıma...Yani Ludogorets Razgrad'a...
Bulgaristan A-PFG'de CSKA ve Levski başta olmak üzere Sofya ekiplerinin ezeli üstünlüğün bulunuyor.Bunu son iki yıldır Litex Lovech bozsa da şampiyonluk Sofya dışına ( Litex'i saymazsak ) 2004 yılında Lokomotiv Plovdiv'e,ondan önce ise 1991 yılında Veliko Tarnovo kentinin ekibi Etar takımına gitmişti.

Ludogorets Razgrad bundan üç sene öncesine kadar bizde üçüncü lige denk gelen Bulgaristan V AFG'da mücadele etmekteydi.1945 yılında Razgrad'ın beş takımının birleşmesiyle kurulan yeşil-beyaz renklere sahip ekip 61/62 sezonunda ilk kez ikinci lige çıkma şansı yakalıyordu.Razgrad 2000 ile birleşeten takım bir süre bu isim ile mücadele etti.Daha sonra eski ismine geri döndü.

2009/2010 sezonu ikinci sırada bitirip 34 maçta 26 galibiyet aldıkları sezon aynı zamanda onlarında profesyonel kulübü oldukları sezon anlamına geliyordu,iki sezon sonra yaşayacaklar rüya gibi sezona adım adım yaklaşırken....

Her kulübün,her takımın tarihinde dönüm noktaları vardır.Ludogorets Razgrad için ise şüphesiz 2010 yaz ayı...Bulgar futbolu Litex'in şampiyonluğu ile biten sezonunun ardından yeni bir futbol dönemine hazırlanırken yeni sezonda B PFG'da yani Bulgaristan 2.Ligi'nde boy gösterecek yeşil-beyazlı takımın başına 2010 Haziran ayında henüz futbolu bırakmasının ardından 1 ay bile geçmemiş olan Ivaylo Petev getiriliyordu.
Kariyerinde sonlarına doğru alt lig takımlarında boy gösteren,Litex'te forma giymiş ve dizindeki sakatlık nedeniyle 2009/2010 sezonunda Eter takımında futbol yaşantısını noktalayan 35 yaşındaki genç teknik adamın 2008 yılından Lyubimetz takımında oynarken oyuncu-teknik direktör görevi yapmışlığı vardı. (Ketsbaia gibi ) Profesyonel olarak ilk tecrübesiydi Ludogorets Razgrad...



Fakat kulüp adına asıl önemli gelişme Eylül 2010'da yaşandı.Bulgaristan'ın ünlü iş adamı ve ilaç firması sahibi,bir servete sahip olan Kiril Domuschiev,takımı önceki sponsoru Balkanpharma ilaç şirketinin kapanmasıyla satın aldı.Domuschiev'in kulübü satın alırken amacı Kuzeydoğu Bulgaristan futbolunu geliştirmekti.43 yaşındaki iş adamı Razgrad kentinin sadece futbol kulübüne yatırım yapmadı,aynı zamanda o bölgeye fabrikalar açarak yeni iş olanaklarıda sağladı.

O sezon Bulgaristan B PFG Doğu grubunda oynadığı 24 maçta 16 galibiyet alıp 44 puan toplayan ekip tarihindeki ilk şampiyonluğu yaşıyordu.Aynı zamanda yine tarihinde ilk kez Bulgar Futbolu'nun en üst klasmanında oynama şansını yakalıyordu..

Bu yakalanan başarının ardından CSKA,Levski,Litex gibi devlerle kapışacak olan Ludogorets Razgrad'da hamlelerde gelmeye başlamıştı.Öyle hamleler geldi ki takımı tüm sene boyunca taşıdı.Özellikle Brezilya'dan gelen yabancı oyuncular ve yerli futbolcuların yaptıkları katkı belki başarının en büyük mimarlarından biriydi.Özellike yabancı oyuncularda başarı oranları yüksekti.Zaten Bulgar kulüpleri iyi oyuncular buluyor,özellikle Brezilya'da.Ayrıca bu sezon transfer edilen sol bek Caiçara'yı çok beğendiğimi söylemeliyim.İBB'nin Litex'ten transfer ettiği ve iyi performans aldığı Doka ve Tom'da Brezilya'dan transfer oldu Bulgaristan'a....





Marcelinho...Belki de kulüp tarihinin gelmiş geçmiş en iyi futbolcularından biri olabilir Stoyanov ve Gargarov ile birlikte.Sadece 120 bin euroya transfer edilen Breziyalı 11 gol ve 3 asist,ortaya koyduğu futbol ile herkesin dikkatini çekti.Gerçekten çok iyi bir futbolcu.Bu sezona da mükemmel başladı.Süper Kupa'da 1 gol ve 1 asistle takımının kupaya uzanmasında büyük katkı koyarken,Dinamo Zagreb ağlarına iki maçta iki gol yolladı.Ama...İşte o kırmızı kartı görmeseydi.Neyse oraya da geleceğiz...
Sağ kanatta inanılmaz işler yapan ve 9 asistle takıma katkı koyan,Marcelinho'dan sonra en çok beğendiğim,Santos çıkışlı sağ bek/kanat Choco,25 yaşındaki Quixada,Zilina'dan transfer Lumobir Guldan takımın en önemli yabancı transferlerinden biriydi.

Bunun yanında iç piyasada,yerli oyuncu hamleleride çok önemli oldu.Özellikle şampiyonlukta gol olarak en çok katkıyı veren,16 gol atan Ivan Stoyanov'un bu sezon kornerden attığı golü de hatırlayalım...



Ayrıca kariyerinin en iyi sezonunu yaşayarak 13 gollü bir katkı yapan Emir Gargarov,bu ligi tanıyan,iyi bir stoper olan ve Litex'ten transfer edilen Alexander Barthe,yine Litex'ten alınan Golubovic,Vaslui'den transfer edilen Stanislav Genchev
ve daha önce milli takım tecrübeside olan Svetoslav Dyakov takımın yerli olarak en önemli hamlelerindendi...



Şimdi olaya şöyle bir bakıyorum da...Yıllar sonra ilk kez üst lige çıkmış bir ekip.Yeni kurulmuş kadrosuyla,devlerin olduğu bir arenada fırtınalar estiriyor.
Şaka gibi ama gerçekten böyle oldu geçtiğimiz sezon.Ligin en çok gol atan ekibi oldular attıkları 76 golle ki bu maç başı iki golü bile geçiyor.Üstüne üstlük yedikler 16 golle ligin en az gol yiyen ekibi oldular.Geriye tecrübeli,ligi bilen futbolcuların transferleri,ileriye transfer edilen Stoyanov,Gargarov,Marcelinho gibi oyuncuların katkılarıyla da gol atmakta zorluk çekmediler.İlk hafta aldıkları beraberliğin ardından sekiz haftalık bir galibiyet serisi yakaladılar.Bu süreçte yedikleri gol sayısı sadece üç !

Sezonun ortalarına doğru bir baya bir sendelediler ki art ardına alınan üç mağlubiyet vardı.Zaten puan puana gidilen zirve yarışında yapılan puan kayıplarının ardından Delev ve Zicu gibi oyuncularını kaybetmesine rağmen Moraes ile vites arttıran ve Mart-Nisan aylarında sadece üç maç kaybeden CSKA puan farkını iyice attı.

Fakat asıl olaydan bundan sonra başladı.29 Nisan'daki Sofya derbisinde iyice oynamasına rağmen 1-0 mağlup olan CSKA o maçtan sonra Botev'i geçsede Minyor deplasmanında kaybedince puan farkı ikiye indi.Yirmi dokuzuncu haftada da iki takımda maçlarını kazanınca iş son haftaya kaldı.



Şimdi düşünün.Size bir futbol filmi yapın desem,içinde inanılmaz bir hikaye yapın desem bu ligin finalinde Ludogorets'i CSKA ile karşılaştırırdınız herhalde.
Öyleydi.Ligin finali,son hafta mücadelesi Ludogorets - CSKA Sofya arasında Ludogorets Arena'da oynanacaktı.Razgrad'ın kartalları Bulgar futbolunda çığır açmak üzereydi.

Bu ligin en önemli maçtan bir hafta öncesi bir başka önemli maça,Bulgaristan Kupası finaline çıktılar.Lokomotiv Plovdiv ile Burgas'da Lazur Stadyumu'nda karşılaştılar.Geriye düşmelerine rağmen süper adam Marcelinho'nun son 15 dakika da attığı iki golle sezonun ilk kupası geliyordu.

İlk kupanın ardından rehavet falan derken hafta içi ligin 29.hafta karşılaşmasında Kaliakra deplasmanından alınan üç puanla iş son haftaya kalmıştı.



23 Mayıs günü Razgrad şehri belki de tarihinin en önemli,en coşkulu günlerinden birini yaşadı.Ludogorets Razgrad,CSKA Sofya karşısında 19.dakikada İvanov'un harika frikik golüyle öne geçip,skoru korumaya başardılar ve tarihlerinde ilk kez lig şampiyonu oldular..Belki de taraftarların hissettiklerini aşağıdaki video daha iyi anlatacaktır...




Yeni sezona da kupayla başladı yeşil-beyazlı ekip.Bulgaristan Kupası'nı kaldırdıkları Burgas Lazur Stadyumun'da yine Lokomotiv Plovdiv'e karşı Marcelinho'nun şov yaptığı karşılaşmadan 3-1 galip ayrdılar ve süper kupayı kazandılar.Özetle üst lige çıktıları ilk sezonlarında tam üç kupayı birden aldılar.

Hani bu kadar başarı,üstünen oynanan iyi oynayan ve ne oynadığını bilen bir takımın Avrupa'da baya bir ilerleyeceğini düşünüyordum.Dinamo Zagreb ile eşleştiler.Çok ama çok şanssız iki maç.Bulgaristan'da ilk maçta Marcelinho ile öne geçmişler,fakat 90+3'de Vida 1-1 yapmıştı skoru.Hırvatistan'daki ikinci maçta iki kez öne geçmelerine rağmen 90+8'de yine Vida'nın golüyle 3-2 mağlup olarak veda ettiler Avrupa kupalarına.Ama belki Marcelinho o kırmızı kartı görmeseydi,oyundan atılmasıydı,Ludogorets son yarım saat 10 kişi oynamasıydı turu geçen taraf olacaklardı.Dayanmaya çalıştılar ama olmadı....


Aslına bakarsınız Petev ve öğrencilerinin gerçekleştirdikleri bu inanılmaz başarının birçok faktörü olabilir.Olayın dışında olduğumuz için net bir şeyler söylemek zor ama Domuschiev'in desteği,Petev'e güvenmesi,yapılan nokta ötesi transferler,takım olgusu,bütünleşme,şehirden gelen destek...Bunlar ve yanına eklenebileek birçok şey olabilir belki de....
Ama şu bir gerçek ki Petev'in önderliğinde bu takımın ismini ileride çok çok duyacağız....

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Airtricity League'den Notlar...


Shamrock Rovers,İrlanda'nın son yıllardaki en başarılı ekibi şüphesiz.Şampiyonluklar derken Avrupa Ligi gruplarına kalınmasıyla kulüp tarihinin en başarılı günleri yaşandı.
Fakat bu sezon işler o kadarda iyi gitmiyor açıkçası.İstikrarsızlık var en önemlisi.Yapılmayacak puan kayıplarının yapılmasıyla zirveden iyice geriye düşüldü.Kaliteli bir kadro var ama bir türlü istenilen seviyeye ulaşamadı takım...

Cuma günü Dublin derbisinde 4-0'lık ağır bir yenilgi geldi.Bu sezonun Drogheda'nın kazanmasıyla 4.sıraya düştü yoncalar.Avrupa Kupası maçlarıda başlayacak.Zorlu bir periyot onları bekliyor.
Slig Rovers puan kaybı yaşamadı bu hafta.Araya girmeden önce düşen bir form grafiği vardı fakat dönüşte Lig Kupası zaferi ve Dundalk deplasmanında 1-0'dan dönüp 2-1 kazanarak yollarına emin adımlarla devam ediyorlar..
Sligo'da galibiyeti getiren golleri atan David Nort,Twigg ile gol sayılarına eşitledi..

Drogheda demişken bu sezon gerçekten çok iyiler.Geçtiğimiz sezonlara nazaran bu sezon zirvelere oynuyorlar ve cuma günü kritik Derry deplasmanında üç puanla ayrılakara zirveye tutundular ve üçüncü oldular.Lig Kupası'nda da yarı finale çıkmayı başard bordo-mavililer.Devamlılık sağlayabilir mi bilemiyorum ama onları şampiyonluk yarışı içinde görsek gerçekten iyi olur...

Bu arada Monaghan United maddi sorunlar nedeniyle ligden çekildi bunuda belirtelim.

Haftaya çok kritik bir karlışma var.Shamrock Rovers,sahasında St.Patrick's'i ağırlayacaklar.Açıkçası bu maçta yapılacak bir puan kaybı,belki de bu sezonluk şampiyonluk umutlarının tamamen yitirilmesi anlamına gelebilir..

24 Haziran 2012 Pazar

Libertadores Yarı Final Maçlarından Notlar


Hazır son olarak Libertadores U-20 ile alakalı bir şey yazmışken bu sefer hakiki Libertadores ile ilgili bir şeyler yazalım...
Güney Amerika'nın kulüpler bazındaki en büyük turnuvasında hafta içi oynanan karşılaşmalar neticesinde finalin adı belli oldu...

Bilindiği üzere Corinthians - Santos ve Universidad de Chile - Boca Juniors eşleşmeleri vardı.İlginç maçlar oldu vesselam.Mesela Corinthians'ın yaptığı savunma.Twitterda'da maçı yorumlarken yazdık gerçekten harika defansif düzenleri vardı.Neymarlı o inanılmaz ofansif kadro neredeyse pozisyon bulamadı.Maç hakkında twitterda konuştuğumuz ve Corinthians'ı birçok kez izlemiş futbolseverlerde onların bir Brezilya takımı gibi oynamadığını,çok iyi defans yaptıklarını söylüyorlar...

Tarihinde ilk kez finale kalan Corintihans'ta taraftarla doğal olarak büyük sevinç yaşadı.Maçın son dakikalarında neler yaşadıklarını dahi hatırladıklarını düşünmüyorum açıkçası.Öyle bir heyecan vardı ki...

Neyse Santos cephesine bakacak olursak 1-0 öne geçmelerine rağmen ikinci yarının başında basit bir savunma hatası ve ofsayt tartışmaları arasında golü yediler.Bu dakikadan sonra saldırmaya çalışsalarda Corinthians kalesini aşmayı başaramadılar ve son şampiyon bu sezon kupaya yarı finalde veda etti...



Yarı finalin diğer ayağı Şili'deydi..Arjantin Kupası'nda finale çıkan ve hedeflerinde sapmaksızın hızını almış bir Boca ilk maçta La Bombonera'nın büyülü atmosferdinde El Tanque ve Sanchez'in golleriyle 2-0 kazanmayı başarmıştı.İkinci maçta büyük avantajları vardı.Şunu söylemek lazım.Gerçekten izleyenlere zevk veren pozisyonu bol bir maçtı.Bunda Uni.de Chile daha birinci dakikadan itibaren saldırmaya başlaması,Boca Juniors'un da savunma boşluklarından faydalanması sebebiyle pozisyon açısından zengindi...

Özellikle Pablo Mouche günün en etkili aynı zamanda en şanssız ismiydi.Savunma boşluklarından yararlanarak birçok kez araya yaptığı koşularla - Riquelme'nin mükemmel paslarıyla - pozisyon buldu.Belki de maçı çok daha önceden de bitirebildi.Burada ayrı bir parantez açmak lazım...Riquelme gerçekten çok farklı bir futbolcu.Sahada olması bile takım arkadaşlarına güven veriyordur diye düşünüyorum....

Universidad da Chile'de özellikle ikinci yarıda olmak üzere iyi baskı kurdu Boca kalesinde.Fakat son toplarda başarılı olamaması,Boca kalecisi Orion'un mükemmel kurtarışları skor yapamamalarına sebep oldu...

Velhasıl kelam finalin adı Boca Juniors - Corinthians oldu.İki mükemmel taraftara sahip olan iki köklü kulübün finalin ilk ayağındaki karşılaşması 28 Haziran'da La Bombonera'da oynanacak...

13 Mayıs 2012 Pazar

Stoke City 150.yıl Özel Deplasman Forması

...
Premier Lig kulüplerinden Stoke City önümüzdeki sezon 150.yılını kutlayacak.Bunun için deplasman forması tasarlamışlar,özel olarak.. İki senedir koyu renkler kullanıyorlardı deplasman formanlarında...Bu seferki renk tercihleri koyu kırmızı ve mavi tarafından olmuş

22 Nisan 2012 Pazar

Arda Turan & Kanat Bekleri / Atletico Madrid

Forlan ve Agüero gibi takımın bel kemiği sayılabilecek,gol yükünün çektiği isimlerin ayrılmasının ardından şuanki hücum hattının neredeyse tamamı transfer edildi. Yeni bir takım sonuçta..Başlarda pek bir şey beklenmez ama kötü sonuçların sayısı çok olunca Atletico Madrid iyice gerilere düşmüştü..Aralık ayında ''Sağlanamaya İstikrar'' başlıklı yazımızda belirttiğimiz gibi yakalanan bir galibiyet serisi olsa her şey daha farklı olabilirdi...Bu takımın kendine güvenmesini,hakkında gidecek gitmeyecek dedikokuları olan Manzano'yu rahatlacaktı.. Nitekim böyle sonuçlar olunca Manzano görevden alındı ve yerine Simeone getirildi.. Bu kadar kısa sürede inanılmaz bir etki yaptı Arjantinli teknik adam.Belki başka teknik direktör gelseydi takımda yine düzelmeler olacaktı ama bu seviye de olur muydu bilemiyorum.. Bir kere gol yeme sayısında inanılmaz bir düşüş oldu ki gol yememe serileri oldu.Ayrıca takımın gol pozisyonu bulma sayısındaki artışta dikkat çekiciydi.Hele bir Santander maçını hatırlıyorum Munua vs Atletico Madrid desek maçın adına daha doğru olurdu...
Her ne kadar ligde bazen istikrarsızlıklar yakalansa da Avrupa'da yarı finale çıkılması ile başarılı bir sezon geçiriyor Simeone önderliğinde Atletico Madrid..Bu başarının en önemli isimleriden ikisi şüphesiz Juan Fran ve Filipe Luis.. Hani orta sahalar için Box to box tabiri vardır.Çift yönlü orta sahalar için deriz bu tabiri..Juan Fran ve Filipe Luis'te bunun kanat beki versiyonu..Hani bir maç bu tempoda oynarsın,iki maç bu tempoda oynarsında hemen hemen her maç bu tempo da oynamak gerçekten büyük iş.Bu iki oyuncu - özellikle Filipe Luis - olmasın abartısız söylüyorum Atletico Madrid'in hücum hattı tepe taklak olur.En yakından örnek olarak Arda'nın bugün attığı birinci golü verelim.Asisti yapan Juan Fran... Gerçekten çok güzel goller attı Arda bugün..Hele ilk golü ayakta alkışlanacak cinstendi. Hafta içi Valencia maçındaki başarılı performansını bugün attığı iki golle süsleyerek başarılı performansını sürdürdü.Arda'nın Atletico Madrid'de öğrendiği en iyi şeylerden biri defansif yönünü geliştirmeside oldu.Zaten takımın en çok top çalan oyuncularından olması bu dediğimizi ispatlar nitelikte..Böyle skora katkı yaptığı takdir de adından daha da söz ettirecektir şüphesiz ve kariyerinin en yıllarını yaşayacaktır.Geldiği ilk sezonda Avrupa Ligi yarı finalinde oynadı..Belki de finalde de oynayacak ve belki kupa kazanacak... Bir parantezde Diego'ya açmak istiyorum.Takıma adapte olduğu takdirde seviye atlacak bir futbolcu.Son dönemde gerçekten iyi oynuyor,katkı yapıyor. Velhasıl kelam sezon sonlarına yaklaştığımız şu dönemde Atletico Madrid tekrar form tuttu.Falcao'su,Diego'su,Arda'sı,Adrian'ı ile Atletico Madrid hafta içi Valencia deplasmanında Bükreş biletinin kazanmak için savaşacak..Mükemmel bir maç bizleri bekliyor.

10 Nisan 2012 Salı

Golcü Gollerine Devam Ederken...


Devre arası transfer döneminde en çok ismi anılan futbolculardan biriydi Jordan Rhodes..Ada'da yılın en dikkat çekici performanslarından
birini sergiliyordu.
Başta Arsenal,Manchester City,Everton,Newcastle olmak üzere birçok Premier Lig ekibinin radarına giren İskoç golcü NPower League One'de yılın oyuncusu seçildi.
Ayrıca kulübüyle olan sözleşmesini 2012 yılına kadar uzattı.

Bu süreç devam ederken Rhodes'ta gollerine devam etmekte..
Ligde 4.sırada bulunan Huddersfield'ın gol yükünü çeken oyuncu 42 maçın 36'sında forma giydi ve 35 gol attı.Kupa da attığı golleri de hesap edersek bu sezon ulaştığı gol sayısı 43...

Yaz transfer döneminin en dikkat çeken oyunculardan biri olacaktır şüphesiz..Bakalım Premier Lig'in yolunu tutacak mı ? Tutacaksa da hangi takım onu kadrosuna katacak ? Merak konusu...

8 Nisan 2012 Pazar

Real Madrid için Zor Fikstür



La Liga'da lider Real Madrid,maç eksiği ile Barcelona'nın üç puan önünde.
Bugün Valencia ile karşılacaklar.Bu maç ile çok zorlu bir periyoda giriyor Real Madrid.
Haftaya Madrid derbisinde,Vicente Calderon'da Atletico'ya konuk olacaklar.Bu maçtan bir hafta sonra şampiyonluk için kırılma haftalarından biri olacak,Barcelona ile karşılaşacaklar.Bunun yanında içeride Sevilla maçı ve San Mames deplasmanlarıda var

Bu süreçte Şampiyonlar Ligi'de var.Bayer Münih ile eşleştiler bilindiği üzere.Bu süreçte iki Bayern karşılaşması ve sonunda muhtemel bir Şampiyonlar Ligi finali var.

Bu öyle bir periyot olacak ki sezonu iki kupa ile bitirme ihtimalini yanında kupasız bitirme ihtimalide var...

Real Madrid - Valencia
Atletico Madrid - Real Madrid
Real Madrid - Sporting Gijon
Barcelona - Real Madrid
Real Madrid - Sevilla
Athletic Bilbao - Real Madrid
Granada - Real Madrid
Real Madrid - Mallorca

Şampiyonlar Ligi :
Bayern Münih - Real Madrid
Real Madrid - Bayern Münih

Resim http://www.realmadrid.com adresinden alınmıştır.

3 Nisan 2012 Salı

Bir Maç ile Kader Değişir mi ?




Bir futbolcunun hayatı bir maçla değişir mi ?
Evet değişiyor...
Tarih 2003 yazı..
Sporting Lizbon ile Manchester United sezon açılışında karşılaşıyorlar.
Yaşlı kurt Alex Ferguson'un gözü Lizbon'un genç yıldızı Ricardo Querasma'nın üzerinde..
Maçı 3-1 Sporting Lizbon kazanırken,Ferguson'un dikkatini çeken Quaresma değil takımın bir diğer genç oyuncusu Cristiano Ronaldo oluyor.Maçta çok iyi bir performans gösteren Ronaldo 12.4 milyon euroya Manchester'ın yolunu tutarken,Quaresma Barcelona'ya transfer oluyor..

İşte bir kariyer nasıl değişime uğruyor.Manchester United'ın yolunu tutan Cristiano Ronaldo,usta Alex Ferguson'un sayesinde inanılmaz bir gelişim gösteriyor.Her sezon üstüne katan Portekizli inanılmaz bir fizik gücüne sahip olan Ronaldo,dünyanın en iyi futbolcularından biri olma yolunda ilerlerken,Ricardo Quaresma Porto hariç oynadığı hiçbir takımda istenileni veremiyordu.R..Belki de o maçta Quaresma daha iyi olsaydı,Ferguson'un dikkatini çekseydi bugün her ikisi de başka yerlerde olacaktı...

Tıklayın

30 Mart 2012 Cuma

U-11 Barcelona - Arsenal Maçı...



Tribün Dergi'de dolaşırken gördüm.
U-11 Barcelona - Arsenal maçı..
Belki de Barcelona alt yapısının bir özeti niteliğinde bu.A takım ile U-11 takım arasında yaş farkında başka bir şey yok neredeyse.Tıpa aynı oyun.Bilerek oynamalar,oyun zekası..Gerçekten Barcelona'nın alt yapısı sistemi mükemmel.
Çocuk,küçük yaştan beri Barcelona'nın belli olan oyun planıyla oynuyor,gelişiyor,öğreniyor...

23 Mart 2012 Cuma

Southampton'ın Premier Lig Yürüyüşü


Geçen sene Championship'e yeni çıkanların başarısı başlıklı bir yazı yazmıştık.
Bu sezon devam eden ligde bu yazımızı kanıtlar nitelikte bir nevi.
Aralık 27 senelik Premier Lig macerasının ardından 2005'te küme düşmüşlerdi.Maddi sorunlar nedeniyle zor günler geçiren kulüp 2009'da League One'a düşmüştü..
Yıllar sonra bu kadar yakınlar Premier Lig'e..

Son 8 haftaya girilirken en yakın rakibinin yani bu sezon çok iyi performans gösteren takımlardan biri olan Reading'in 5 puan önündeler.Ligin en çok gol atan takımlarından biri olmasının yanında en az gol yiyen takımlardan biri ki bu sezon 15 maçta gol görmediler kalelerinde...

30 yaşındaki Rickie Lambert takımın golcüsü durumunda.Bu sezon tam 4 kez hat-trick yapmayı başaran golcü futbolcu 24 golün altına imza attı.Bunun yanında Adam Lallana,Do Prado,Bily Sharp göze çarpıyor.Savunmada Chelsea alt yapısından çıkma Jack Cork,28 yaşındaki José Miguel da Rocha Fonte ve daha önce Celtic forması giymiş Jos Hooiveld takımın defanstaki sürekli forma giyen isimlerinden....

Gelecek maçlara baktığımızda ligin tepesindeki ve düşme hattında yer alan takımlar ile maçları var Southampton'ın.Hele 13 Nisan'daki Reading ile oynayacakları maç şuan ki puan durumundan anlaşılacağı üzere çok önemli bir karşılaşma olacak.

20 Mart 2012 Salı

Lig Kupası Kilmarnock'un



Son kupalarını bundan 15 sene önce almıştı Kilmarnock...
2007 sezonunda ise finale kadar çıkmaya başarmışlardı İskoçya Lig Kupası'nda..
Fakat 5-1 yenilmişlerdi Hibernian'a..Tarih 18 Mart'tı...
Bu tarihten tam beş yıl sonra yani 18 Mart 2012'de,yine aynı stadyumda yani Hampden Park'a çıktılar.Karşılarında yine yeşil bir beyazlı takım vardı.Fakat bu sefer rakip İskoç futbolunun ekol kulüplerinden Celtic...
Herkesin Celtic'i favori görmesi normal olmak üzere yüksek ihtimal kazanılacak lig şampiyonluğunun yanına Lig Kupası'nın ekleyebilir düşüncesi vardı birçok kişi de...
Fakat öyle olmadı.Kenny Shiels'in öğrencileri Celtic'i Van Tornhout'un golüyle yenmeyi başardılar.Bu arada 18 Mart tarihi aynı zamanda golü atan Van Tornhout'un doğum günü..

Kilmarnock en son kupasını 1996/1997 sezonunda İskoçya Kupası'nı kazanmıştı.
15 yıl aradan sonra ilk kez kupa sevincini yaşadılar.

18 Mart 2012 Pazar

Yeni Cristiano Ronaldo / Lucas Ocampos


River Plate bildiğimiz gibi küme düşmüştü geçen sezon.Böyle büyük bir travmayı en iyi
şekilde atlamayı başardılar Almeyda'nın önderliğinde.Kariyerlerinde River Plate ile sıçrama yapan birçok yıldız oyuncu vefa örneği gösterek takımlarına geri döndü.Bunların başında Cavenaghi geliyor...

Birçok oyuncunun çıkış noktası aslında River Plate...
Saviola'dan,Aimar'a,Higuain'den,Falcao gibi birçok yıldız futbolcunun dünya futbolunda ilk kez ismini duyurduğu adeta futbolcu fabrikası bir kulüp River Plate..Son olarak Erick Lamela'yı 12 milyon euroya Roma'ya yollamışlardı.
Lamela gitti ama arkasında yeni bir yıldız adayı geliyor.Henüz 94 doğumlu..Lucas Ocampos..

16 Ağustos 2011'de Chacharita maçıyla ilk kez River Plate formasını sırtına geçiren Ocampos 77 dakika sahada kaldı.Bu maçtan 4 gün sonra oynanan İndependiente Rivadavia karşılaşmasında kariyerindeki ilk golünü atmayı başardı...
Bir sonraki hafta Desamparados maçında da golünü atan Lucas Ocampos kariyerine iyi bir başlangıç yapmayı başardı.Bu sezon 1929 dakika süre aldı.6 gol atmayı başarıp,5'te asist yaptı genç oyuncu...

Arjantin'in U-17 takımında da forma giyen Ocampos'un peşinden birçok takım var.
Başta Avrupa'nın büyük kulüpleri Barcelona,Manchester United,Chelsea,Bayern,Liverpool,İnter olmak üzere birçok Avrupa devi bu oyuncunun peşinde.River Plate yönetimi üst lige çıkana kadar satmama kararı almakla birlikte,oyuncunun bonservis bedelini 15 milyon euro olarak belirlemiş.

Hem atan hem attıran tabirini kullanabileceğimiz oyunculardan biri olan , 1.87 boyundaki genç oyuncu Cristiano Ronaldo'ya benzeltilmekte.Süratinin yanında etkili kafa vuruşları,harika şutları ve yaşına göre gerçekten çok iyi bir fiziği var..

Transfer mevzusu önemli kanımca.Henüz daha yeni yeni forma giymeye başlamış bir oyuncu ve kendini geliştirmesi,seviye atlaması gerekiyor.Bu nedenle gideceği takım,lig önemli.
Mesela bir La Liga veya Bundesliga tercihi Ocampos için bence çok iyi olur.Çünkü hücumun düşünüldüğü,oyuncu gelişmi için ideal liglerden bana göre...

İnsanın heyecanlanmaması elde değil gerçekten.Yeni bir yetenek,belki de yeni bir Cristiano Ronaldo geliyor futbol dünyasına....

Son olarak Chacarita'ya attığı gole ile yazıyı bitirelim.


14 Mart 2012 Çarşamba

Allianz Arena'da Bayern Münih


Herkes Bayern'in iki maçta attığı 14 golü konuşurken bizde istatistiklerle Bayern Münih'in iç sahadaki performansını konuşalım az dedik...

Sahasında Şampiyonlar Ligi dahil iki yenilgi aldı Bayern..Bunlarda 1-0'lık yenilgiler olmak üzere biri Mönchengladbach'tan,biri Borussia Dortmund'dan...İşin ilginç tarafı Bayern'in bu sezon sahasında oynadığı sadece dört maçın ilk yarıları 0-0 bitti.Bu dört maçtan ikisi Mönchengladbach ve Dortmund maçları..Diğerleri ise 3-0 kazandıkları Köln ve 2-0 ile geçikleri Wolfsburg karşılaşmaları...

Ayrıca bu sene evinde oynadığı 19 maçın 15'inde ilk yarıları galibiyetler kapadılar.Yenilgileri yok..Yukarıda yazdığımız dört maçta beraberlikler oluyor...

Bu sezon sahasında ligde 4,Şampiyonlar Ligi'nde 3 olmak üzere 7 gol yerlerken,66 gol atmayı başardılar...

Beş maçın ilk yarılarını 3-0 üstün kaparlarken,dört maçında ilk yarılarında 2-0 öne geçmeyi başardılar.Geçen hafta Hoffenheim karşısında ilk yarıyı 5-0 önde kapatmışlardı..

Bayern Münih'e bu sezon evinde en çok gol atan takım Napoli.
2 Kasım oynanan karşılaşma 3-2'lik skorla ev sahibinin üstünlüğü ile bitmişti.

8 Mart 2012 Perşembe

Lionel Messi / Rekorların Ustası


Tüm rekorları teker teker yıkıyor Lionel Messi.Henüz 24 yaşında olmasına rağmen
futbol tarihine adını altın harflerle yazdırdı.Attığı mükemmel goller,yaptığı harika asistler..
Ligde 201 maçta atılan 147 gol..
Şampiyonlar Ligin'nde 64 maç atılan 49 gol..Asistlerini yazmadım bile...
Her şeyden öncesi neredeyse her maçta istikrarlı bir görüntü çizmekte.İnsan hiç mi kötü oynamaz ? Sabah NTVSpor'da Mehmet Demirkol'da bahsetti bu konudan....
Ayrıca Messi'nin son üç sezonda sadece bir kez sakatlık yaşadığını,bu sakatlık neticesinde 8 gün sahalarda uzak kaldığını hatırlatalım..

Barcelona,Leverkusen'i 7-1 ile geçerken Messi bir rekorun altına daha imzasını attı.Şampiyonlar Ligi'nde bir maçta en çok gol atan oyuncu oldu Arjantinli rakip ağlara yolladığı 5 gol ile.

Futbol tarihinin en iyi oyuncusu olma yolunda ilerleyor Messi...Barcelona'da mükemmel işler yapmıyor,mükemmelin ötesine geçiyor.Fakat işin Arjantin Milli Takımı yönü var.İlerleyen yıllarda Arjantin ile kazanacağı bir kupa harika giden kariyerine seviye atlatır....

Bakalım..Zaman ne gösterecek...

7 Mart 2012 Çarşamba

Kaybedilen Tur,Kazanılan Özgüven


4-0'ın ardından dün böyle bir Arsenal kimse beklemiyordu açıkçası.
İstekliydi,arzuluydu her şeyden önce Arsenal.Bu isteiğini sahanın her yanına yansıtmayı başardı topçular.Nitekimde ilk yarıyı istenilen,umulandan daha iyi bir skorla kapamayı başardılar...
Fakat o dördüncü gol gelmedi.Belkide 3-0 önde olmanının,yenilecek bir golün her şeyin bitmesi anlamıan geldiği için fazla yüklenmediler....

Maçın iki kader anı vardı kanımca..Biri ilk yarının sonunda El Shaarawy'nin kaçırdığı gol ve Van Persie'nin Abbiati'yi geçemediği net pozisyon...

Tur gitmiş olabilir,fakat bana göre kazanılmış bir şey vardır o da özgüven.Önemli bu.Premier Lig'de zirveye doğru tırmanmak isteyen Arsenal'in özgüveni açısından çok önemliydi.Bir şeylerin yapılabileceğini gösterdiler bunca eksiğe rağmen...
Zaten kadroları kötü değil.Her zaman dediğimiz oyunun akışını değiştirebilecek,takıma seviye atlabilecek futbolcu eksikliğini hissediyorlar...

5 Mart 2012 Pazartesi

Bulgaristan A-PFG'de Zirve Yarışı


İlginç bir sezon yaşanıyor Bulgaristan A-PFG'de...
Birçok takım şampiyonluk yarışı veriyor.Ve puanları birbirlerine çok yakın durumda.
Son yıllarda zirvede görmeye alıştığımız Litex Lovech ise kadrosunda büyük değişikliğe gitmesi,Doka ve Tom gibi önemli isimlerin takımdan ayrılması nedeniyle zirveden çok gerideler..

Ligin lideri 39 puanlı Ludogorets,ikincisi ise 36'da bulunan averajla kendine burada yer bulan Chernomorets Burgas..Öyle ki bu iki takım ligin en az gol yiyen iki ekibi.Lider 16 hafta sonunda 36 gol atıp 7 gol yerken,Chernomorets Burgas ise 27 gol atıp sadece 5 gol yedi..

Burgas'ın ardından üçer takım 36'şar puanla sıralanmakta...Üç Sofya ekibi..
CSKA,Levski ve Slavia...

Sürpriz görecek miyiz ? Net cevap vermek şuanda mümkün değil ama Razgrad ekibi Ludogorets ve Chernomorets Burgas çok sağlam adımlarla ilerliyorlar.CSKA Sofya'nın Delev,Zicu ve Michel gibi çok önemli üç önemli hücum elemanının takımdan ayrılması,Levski'ninde geçen seneye nazaran Dembele gibi bir oyuncunun yokluğu ile bu iki takımın şansı gayet yüksek...

Puan Durumu :

1-Ludogorets : 39 puan
2-Chernomorets Burgas : 36 puan
3-CSKA Sofya : 36 puan
4-Levski Sofya : 36 puan
5-Slavia Sofya : 36 puan

27 Şubat 2012 Pazartesi

Montpellier Şampiyonluğa Koşarken...


Hatırlayanlar hatırlar...Fransa'da bir zamanlar Lyon fırtınası vardı.Fırtını da harbi fırtınaydı.
2002 yılında başlayan ve 2008 kadar süren 7 yıllık üst üste şampiyon olma serileri vardı.(Juninholu,Govoulu takım)
O yıldan itibaren ne olduysa oldu artık zirvede bir seneden uzun süre kalamadı herhangi bir takım.
2009'da Bordeaux,2010'da Marsilya ve son olarak geçen sezon Lille Ligue 1 şampiyonu olurken bu sezon şampiyonluk koltuğuna büyük bir sürpriz olmaz ise yine başka bir takım oturacak..

Montpellier Hérault Sport Club..Yani HSC Montpellier...
Şuan Fransa Ligue 1'de mükemmel işler yapan,Giroud gibi Avrupa'nın en formda golcülerinden birini kadrosunda barındıran kulüp...

Transfer önemli bir konu.Çünkü takımın seviyesini attırayım derken seviyesini düşürebilirsiniz..
Montpellier neden başarılı sorusuna benim verebileceğim cevaplardan biri : Kemikleşmiş bir kadrosu olan bu takım.Her sene bir sürü transfer yapmamakta dikkat ederseniz.Bu önemli bir husus.5-6 yıldır burada oynayan birçok mevcut kadroda..

Bunun yanında istikrarlı bir çıkışta var.Mesela ilk çıktıları sezon 5.olmuşlardı.Geçen sezon 14.sırada bitirmelerine rağmen oynanan bir kupa finali var.Bu senede mağlum şampiyonluğa koşmaktalar...

Çok fazla maçını izlemedim Montpellier maçını bu yüzden çokta detaya inemeyeceğim ama yakaladıkları forma değinmeden olmaz.Son 16 maçta alınan 2 yenilgi ve 4 beraberlik var sadece..Öyleki son 7 maçın 6'sını kazandılar.Hele son iki maç bence çok önemliydi.
PSG deplasmanı ve sahalarındaki Bordeaux maçı.
2-2'lik PSG maçında son dakikalarda o golü kalelerin görmeseylerdi yüksek ihtimal şampiyon olurlardı.Fakat işte bir golün,bir puanın önemide burada ortaya çıkıyor.

Şimdi...
Şampiyon olurlar mı sorusu akla gelmekte..
Fikstüre bakınca önlerinde Dijon,Caen ve Nancy'den oluşan bir üç hafta var.Bu haftaları kayıpsız atlatmaları lazım.Arkadaki PSG'nin de fikstürü buna benzer.
Peki diğer takımlar yetişemezler mi ?
Montpellier'in 7 puan arkasındaki Lille pek güven vermiyor bu sezon açıkçası.Bu nedenle pekte zorlayacağını düşünmüyorum bu iki takımı...


Bir iki kelamda futbolculara ederim.
Olivier Giroud...
Euro 2012 göz kırpıyor adeta..Geçen attığı 12 gol var.Bu sezon ise 16 gole ulaştı şimdiden..Başkan Nicholas bu adamı takımda tutmamız zor derken,Avrupa Şampiyonası'nda göstereceği iyi bir performans zaten yükselen piyasasını iyice yükseltecektir.Ayrıca Giroud'un peşinde olduğu takımlardan biri Bayern Münih...
Bunun yanında Belhanda,Cabella'da takımda dikkati çeken genç oyuncuların başında geliyor...

Şampiyon olurlar mı bilemem ama gelecek sezon Montpellier'i en azında Şampiyonlar Ligi'nde izleyeceğimizi düşünüyorum...

Sezonun İlk Kupası Liverpool'un


Bir finalde görebileceğimiz her şey vardı maçta.Goller,uzatmalar,penaltılar...
Hakikaten güzel maç oldu.Hele iki takımında öne geçmesi ve daha sonra birbirlerini yakalaması ile gayet zevkli bir maç oldu.Öyleki kupa gitti geldi maç içerisinde her iki takım içinde...Bu penaltılar içinde geçerliydi..

Cardiff zorlu aşamalardan geçti Liverpool gibi final için.Birbir elediler rakiplerini..Final onlar için büyük bir adımdı.Çünkü kazanılacak bir kupadan öte,Avrupa Ligi'ni katılabilirlerdi.Çokta uğraştılar,zaman zaman Liverpool'a çokta iyi baskı kurdular.Mesela 2-1 olduktan sonra buradan dönmez demiştim ama o kısa sürede çok iyi yüklendiler Liverpool kalesine ve nitekim Turner ile golü buldular.Ancak penaltılar Crystal Palace maçındaki gibi şanslı değillerdi.

Penaltılarına da iyi başlamışlardı halbuki.İlk iki penaltıları 1-0 önde kapatmışlardı.Fakat ondan sonra ne olduysa her şey tersine döndü ve Steven Gerrard'ın kuzeni Anthony Gerrard'ın kaçırdığı penaltı ile kupayı alan taraf Liverpool oldu.Ama şunu söylemeliyim Cardiff kadrosu iyi gerçekten..Bu sezon çıkacaklarını düşünüyorum Premier Lig'e...

Liverpool cephesine bakacak olursak...
Liverpool ise çok daha zorlu yollardan geldi desek yanılmış olmayız.Stoke ve Chelsea'yi eledikten sonra yarı finalde Manchester City ile karşılaşmışlardı.0-1 ve 2-2 skorlar ile turu geçmişleri.
Maça dönecek olursak..Karşılaşmanın hemen başında Glen Jonhson'un harika şutu gol olsaydı farklı bir maç izleyebilirdik.Geçen dakikalar ve atılan gol Cardiff'in direncini arttırdı çünkü.Ama özellikle ikinci yarının başında çok büyük baskı kurdular.Bunun neticesinde de golü bulmayı başardılar.

Ve bir iki kelimede dünkü atmosfer hakkında edelim.Hakikaten mükemmeldi.Bir taraf mavi bir taraf kırmızı.Tam bir futbol şöleniydi..

17 Şubat 2012 Cuma

Barcelona THY Reklamı

Barcelana'nın sponsorlarından biri olan Türk Hava Yolları futbolcularında yer aldığı reklam çekmiş.



Kamera arkası görüntüleri :

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...