25 Şubat 2010 Perşembe

1, 2, 3, 4, 5, ... , ?

 

3 yetmedi, 5'e çıkardılar. Ama şunu unuttular: Art niyet olduktan sonra, sayı fark etmiyor! Sahadaki hakem sayısı, sadece pozisyonu gören yetkili sayısını arttırıyor; pozisyonu görme şeklini etkilemiyor!

Yazık oldu Galatasaray'a... Haydi Fener, bari sen güldür yüzümüzü...

22 Şubat 2010 Pazartesi

Futbol Nedir?


Benim için oldukça güzel bir pazar akşamıydı. Önce gündüz saatlerinden itibaren, yavaş yavaş derbi havasına girmeye başladım. Eski maçlar, güzel anılar derken; işlem tamamlandığında, saat 18.00 civarıydı. Artık, geçmişi bir kenara bırakıp, gecenin tadını çıkarmalıydı.

Maçı izleyeceğim yere gittim. Duvar kenarında oturuyordum ve yanımda oturan kişinin bir Fenerbahçeli, yani bir tarafsız olduğunu öğrendim. Yanımda aynı takımdan birinin olmamasının dezavantajını, takımım gol attığında yaşadım. Sevinçten ayağa fırlayıp, "Gooooollll!" diye bağırdıktan sonra, sarılacak ya da el çakacak birini arıyor insan. Ben de öyle birini bulamadığım için, sol elimin tersiyle duvara bir yumruk attım. Allah'tan elimin dışıyla vurdum da, bir şey olmadı.

Maç bittikten sonra hemen eve geldim. Yeteri kadar heyecan yaşamış ve eğlenmiştim. Biraz da stres atmıştım. Şimdi, eğlenceyi sürdürme zamanıydı. "Holosko'nun vurduğu top çizgiyi geçti mi?", "Mehmet Topal'a yapılan, penaltı mıydı?", "Dos Santos yeterli mi?", "Ne olacak bu Nobre'nin hâli?" gibi şeyler zerre kadar umrumda olmadığından, hemen Kanal D'yi açtım. Şansıma, Çok Güzel Hareketler Bunlar'ın yeni bölümünün başlangıcına yetiştim. Spor programlarındaki kısır tartışmalarla gecemi harap etmektense, BKM Mutfak ekibini izleyerek güldüm, eğlendim.

Çoğunluğun yapmadığını yaptım, anlayacağınız... Yapmam da... Çünkü, bu tamamen kısır bir döngü. Çoğu yorumcu, boş durmamak için eleştiri yapıyor; kendine, eleştirecek şey yaratıyor. Birilerini sürekli eleştirmeyi, karalamaya çalışmayı bir şey sananlar çoğunlukta. Ve onları izleyenler oldukça, bu kısır döngü devam edecek. Çünkü izleyiciler de bu kısır döngünün bir parçası.

"Alternatif medya" olarak görülen blogların da artık o hâle gelmesi,  medyadan bir farkının kalmaması, beni gerçekten rahatsız ediyor.

Eleştirince ne olacak sanki? Değişen bir şey mi olacak? Cevap belli: Hayır. Maç bitti, skor: 1-1. İki takım da birer puan aldı ve bitti. Sabahlara kadar tartışacak ne var? Bırakın artık bunları.

Futbol bu mudur? Maç içindeki en ufak şeyleri bile saatlerce tartışmak mıdır? Sürekli birilerinin hatasını beklemek midir?

Hayır, futbol asla bunlar değildir. Futbol, eğlencedir. Futbol, heyecandır, tutkudur. Futbol; yeri geldiğinde, sevincini, bir duvarı yumruklayarak yaşamaktır. Takımın kazandığında sevinmek, kaybettiğinde üzülmektir futbol. En basit hâliyle, bir oyundur, bir spordur futbol.

Bunu bu kadar büyütmeye, en ufak detaylarını bile konuşmaya, yazmaya gerek yok. Sadece izleyin ve tadını çıkarın...

21 Şubat 2010 Pazar

Siyah-Beyaz Bir Derbi(!)


Asıl rengi sarı-kırmızı olan, ama siyah-beyaz renkli rakibine karşı beyaz forma giyen bir takım; yarın-öbür gün, Fiorentina'yla oynarken de mor forma giyebilir! Vallahi hiç şaşırmam!..

17 Şubat 2010 Çarşamba

Hollandalılaşmak


Hollanda, dünyanın en iyi futbol ülkelerinden biridir, bir ekoldür. Ve şimdi, o ekolün en önemli 2 temsilcisi, Hollanda futbolunun en iyi 2 teknik direktörü Türkiye'de. Çok önemli ve bir o kadar da şanslı bir dönemdeyiz. Durumun kıymetini bilmeli ve şansımızı en iyi şekilde kullanmalıyız. Bu iki Hollandalı'dan alabileceğimiz çok şey var...

14 Şubat 2010 Pazar

Valentine's Day




Günün anlam ve önemine uygun bir şarkı... Linkin Park'tan, Valentine's Day.

10 Şubat 2010 Çarşamba

Galatasaray'ın İkinci Şehri

Galatasaray, önündeki hafta sonu boşluğunu, memleketim Antalya'da kamp yaparak değerlendirecekmiş. Bu sene kaçıncı kez geleceklerini bilemiyorum vallahi, sayısını unuttum! Resmen bütün kışı burada geçirdiler! Saha kapatma cezası filan olunca da, başka yere giderlerse darılırız. Alıştık artık Galatasaray'a...

Şaka bir yana, her zaman bekleriz; başımızın üstünde yerleri var. Arkadaşlarına da söylesinler; Beşiktaş'ı, Fenerbahçe'yi de bu kadar sık ağırlamak isteriz.

7 Şubat 2010 Pazar

Kasap ve Mezbaha

Antalyasporlu Yalçın kasapsa (bence öyle), Şükrü Saraçoğlu Stadı da mezbahadır! Türkiye'nin en iyi stadı olarak bahsedilen stadda, her maç başka bir futbolcu sakatlanıyor! Bu rezilliğin derhal önüne geçilmesi lazım; yoksa bu zeminde futbol oynatanların, Antalyalı Yalçın'dan bir farkı kalmaz!

Euro 2012 Eleme Kuraları Çekildi

Daha teknik direktörümüz bile belli değilken, değerlendirme yapmak yanlış olur. Ama grupta "gerçek" bir deplasman yaşamayacak olmamız, büyük avantaj. Ayrıca Kazakistan ve Azerbaycan sayesinde, zayıf takımlara puan kaybetme fobimizi yeneceğimizi düşünüyorum.

4 Şubat 2010 Perşembe

Ufuk Bile..!


Yok artık!

31 Ocak 2010 Pazar

Rijkaard'ın Gördüğü, Kimsenin Göremediği...


Frank Rijkaard'a şu an gerçekten hayranım. Ama eğer Leo Franco'yu ideal on birinden çıkarırsa, ona adeta tapacağım! Çünkü bu adam, en fazla halı sahada kalecilik yapabilir!

Artık Aykut'u, Ufuk'u da geçtim; her maç, çekiliş sonucu şanslı bir GS Mobile kullanıcısı kaleye geçse, Galatasaray kalesi, bundan daha az güvende olmaz!

30 Ocak 2010 Cumartesi

Kupanın Oyunu Duyruldu

Ünlü oyun firması Electronic Arts, 2010 FIFA Dünya Kupası'nın resmi oyununu duyurdu. Nisan ayında piyasaya sürülecek olan oyun; PlayStation 3, Xbox 360 ve PSP konsolları için satışa çıkacak. Oyunda elemeler de olacağı için, FIFA'ya bağlı tüm milli takımlar bulunacak. Ayrıca Güney Afrika'nın, finallere ev sahipliği yapacak 10 stadı da oyunda yer alacak.

Oyunun diğer ekran görüntüleri;


29 Ocak 2010 Cuma

Tencere-Kapak


Yukarıdaki arkadaş, dünyanın en iyi kalecilerinden biri olarak gösteriliyor (bana göre en iyisi). Fakat oynadığı takım, 3 yıldır gün yüzü göremiyor.

Bu logonun sahibi takımsa; şu an dünyanın en iyi takımı olarak gösterilmesine rağmen, Anadolu takımı seviyesinde bir kaleciye sahip.

Şartlar böyleyken, olası bir transfer kaçınılmaz. Çünkü Buffon'la Barça arasında, tam bir "tencere-kapak" uyumu var. Daha fazla uzatmamalı ve iki taraf için de hayırlı olacak transferi gerçekleştirmeliler.

22 Ocak 2010 Cuma

'Sağlık' Kurulu(!)



Şu sağlık(sızlık) kurulunda, doktor değil de kırıkçı-çıkıkçı çalışsa, eminim durum bundan daha kötü olmazdı!

11 Ocak 2010 Pazartesi

'Fer'ler Buluştu



Formula 1'de 2005 ve 2006 yıllarının Dünya Şampiyonu pilotu Fernando Alonso, yeni takımı Ferrari'nin kıyafetleriyle ilk kez poz verdi. Ferrari'nin, reklamını taşıyamadığı(!) ana sponsoru Marlboro tarafından düzenlenen Wroom haftasına katılan Fernando Alonso, kırmızılar içinde ilk kez görüntülenmiş oldu. Ferrari'yle geçen sezonun sonlarına doğru anlaşmış olan İspanyol pilot, Renault ile olan anlaşması yıl sonuna kadar geçerli olduğu için, sezon bitmiş olmasına rağmen yeni takımının kıyafetlerini giyememişti.

Kendisine yeni sezonda, hem tarafsız bir F1 izleyicisi olarak, hem de bir taraftarı olarak başarılar diliyorum. :)

Not: Resmi büyük boyutta görüntülemek için, üstüne tıklayın.

9 Ocak 2010 Cumartesi

Bu Fırsat Kaçmaz: İndirimin İndirimi!


Blogda bir şey yazmayalı iki hafta olmuş. Bunun en büyük sebebi, çoğu ligin tatilde olması; tatile girmeyen liglerin de kar nedeniyle zorunlu tatil yapması...

Bu 13 günlük sürenin sonunda güzel bir haberle dönüyorum. Geçen yıl en ucuz biletin 90 TL'den satıldığı ve bu nedenle çok az seyircinin geldiği F1 Türkiye GP'sinde, bu yıl çifte indirim uygulanıyor! Öncelikle geçen yıl 90 TL'den satışa sunulan ve pistte yarış izlemenin en ucuz olduğu yer olan açık alanlarda, bu yıl bilet fiyatları 70 TL olarak belirlendi. Ana tribünün platinum bölümü ise, 550 TL'lik bilet fiyatıyla, pistin en pahalı tribünü...

Fakat organizatörler bu indirimle yetinmeyip bir de özel kampanya yaptılar ve beni benden aldılar! 28-30 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Park'ta yapılacak olan F1 Türkiye GP'sinin biletini 28 Şubat'a kadar alırsanız, bir indirimden daha faydalanacaksınız. Bu kampanyaya göre; geçen yılki yarışı açık alanda 90 TL'ye izleyen bir kişi, 28 Şubat'a kadar bilet alması durumunda, bu yılki yarışı aynı yerde 40 TL'ye izleyebilecek! Ana tribünün platinum kısmında, yani pistin en pahalı yerinde ise; bileti 28 Şubat'a kadar almakla daha sonra almak arasında, 100 TL'lik bir fark olacak!

Alonso'nun Ferrari'ye transfer olarak zirve yarışına geri döneceği; son şampiyon Brawn GP'yi satın alan Mercedes'in, Schumacher'i spora geri getirdiği; McLaren'ın, son iki yılın şampiyonları Hamilton ve Button'la yarışacağı bir sezon izleyeceğiz. Bilet fiyatlarını arttırmak için bu kadar sebep olmasına rağmen böylesine indirimler yapılmışken, sporla uzaktan yakından ilgili herkesin, bu yarışı yerinde izlemesi gerekiyor.

Böylesine efsanevi bir sezonda, böylesine efsanevi bilet fiyatlarıyla, bu yarış kaçmaz!

Not: Bilet fiyatlarıyla ilgili detaylı bilgi ve satın alma işlemi için bu linke tıklamanız yeterli.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...