14 Ekim 2010 Perşembe

Total Futbol - We Are 11 (!)




Ben eleştirmekten bıktım; adamlar saçmalamaktan bıkmadı! Tebrikler... Gerçekten hârika bir işe imza atmışsın, EA!

İzlenmesi Gereken Maçlar | 15-18 Ekim



Dopdolu bir hafta sonu bizi bekliyor. Kimi liglerde derbi heyecanı, kimilerinde ise şampiyonluk heyecanı yaşanıyor.

İşte bu hafta izlenmesi gereken maçlar:

15 Ekim Cuma

Köln - B.Dortmund / Almanya Bundesliga
Bohemian - Sligo Rovers / İrlanda Premier Ligi

16 Ekim Cumartesi

Mainz - Hamburg / Almanya Bundesliga
M'Boro - Leeds United / İngiltere Championship
Aston Villa - Chelsea / İngiltere Premier Lig
Wolfsburg - Leverkusen / Almanya Bundesliga
Barcelona - Valencia / İspanya La Liga

17 Ekim Pazar

Dundee United - Celtic / İskoça Premier Ligi
Everton - Liverpool / İngiltere Premier Ligi
Sampdoria - Fiorentina / İtalya Seria
Schamrok - St. Patrick's / İrlanda Premier Ligi
Blackpool - M.City / İngiltere Premier Ligi
Kopenhag - Odense / Danimarka Ligi
Rizespor - Giresunspor / Bank Asya 1. Lig
Aris - AEK / Yunanistan Ligi
Fluminense - Botofago / Brezilya Seria
Sao Paulo - Santos / Brezilya Seria

18 Ekim Pazartesi

Elfsborg - Helsinborg / İsveç Ligi
Malmö - Kalmar / İsveç Ligi

Sir'ün Hatalı Ev Ödevi



''Manchester United menajeri Sir Alex Ferguson, Bursa maçı öncesi ev ödevlerini yaptıklarını açıkladı. Ferguson, kulüp dergisi 'Inside United'a Bursaspor'la ilgili olarak yaptığı yorumda, 'Son yıllarda transfere bol para harcadılar; çünkü Rus sahipleri var.' dedi."


"Manchester United menajeri Sir Alex Ferguson, Şampiyonlar Ligi'nde oynayacakları Bursaspor maçına dikkatli hazırlandıklarını söylerken, 'Türkiye şampiyonu ile ilgili bir çok maç izledik. Kardeşim Martin ve izleme komitesi başkanı Jim Lawlor Bursaspor'un iki maçını gidip izledi. Oraya gidip oynamak için uzun bir yol gideceğiz; ancak son durumlarıyla ilgili bilgimiz var.' dedi."

"Bursaspor'un son yıllarda transfere önemli para harcadığını öne süren Ferguson, 'Taraftarı tipik Türk atmosferini sahaya yansıtıyor. Ancak takım son yıllarda transfere önemli paralar harcadı. Dört Arjantinli ve iki de Brezilyalı oyuncuları var. Kulüp transferler için Rus sahibe teşekkür etmeli.' ifadelerini kullandı."


İsmail Keleş / Radyospor.com


ManU'nun dergisi Inside'a konuşmuş. Bursaspor hakkında söyledikleri yukarıda. Acaba bu bilgileri nereden almış, merak ediyorum.

-"Transfere önemli paralar harcadılar."
-"Rus sahipleri var."
-"Takımda 2 Brezilyalıları var."

13 Ekim 2010 Çarşamba

Ceyhun Yılmaz ve Mesut Özil


"Mesut'un kararına en başından beri saygı duyuyorum. Ona hiçbir şey diyemem. Çünkü o, orada doğmuş, orada büyümüş. Oranın kültürünü almış. O, bizim gibi değil; çok farklı. Meselâ biz, kafede güzel bir kız gördüğümüzde, iki saat kesişiriz; o, gider, direkt konuşur."

Pazar gecesi, Haber Türk'teki Hoş Beş İki programında, Mesut hakkında konuşurken...

12 Ekim 2010 Salı

Belçika 4-4 Avusturya (Son Yılların En İyi Maçı)



Söylenecek birçok şey var aslında...

Mükemmel bir maçtı. 8 golün yanında bol pozisyonların olduğu, 2 takımın da atak yaptığı bir mücadeleydi. Tekrarını mutlaka izleyin.

9 Ekim 2010 Cumartesi

Yeni Lider Bohemian

İrlanda Premier Lig'de çok heyecanlı bir günü geride bıraktık. Şampiyonluk mücadelesi veren Shamrock, evinde Sporting Fingal'ı, St. Patrick's ise Bohemian'ı ağırladı.



İlk önce Shamrock'tan bahsedelim. Adeta altın tepsiyle şampiyonluğu Bohemian'a veriyorlar. Arayı açmalarına rağmen, tecrübesizlik ve heyecan, istedikleri oyunu ortaya koymalarına engel oluyor uzun süredir. Bunda, 16 yıldır şampiyon olamamalarının stresi de var.

Geçen hafta Bohemian'a deplasmanda 1-0 yenilince fark 2'ye düşmüştü ve işler iyice karışmıştı. Bugün evlerinde Sporting Fingal ile karşılaştılar.Taraftarları günlerdir bu maç için hazırlık yapıyordu. Maça hızlı başladılar. 13. dakikada sağdan getirilen topu, Thomas Stewart'ın boş kaleye yollaması ile 1-0 öne geçtiler. Ama savunmaları çok hata yapıyor. Şampiyonluğa oynayan takımın böyle net pozisyonlar vermesi gerçekten kötü. Nitekim 87'de O'Neill'ın attığı gol, bu kanımı doğrular nitelikteydi. Ardında 89'da Glen Crowe durumu 2-1'e getirerek, Shamrock'un şampiyonluğuna adeta darbe vuruyor, Fingal'ın 3'üncü olma şansını devam ettiriyordu.



Diğer maçta 3.'lük şansı olan St Patrick's ile Bohemian, Richmond Park'ta karşılaştı. 2 sezondur lige ambargo koyan Bohemian, bu sezon Shamrock ile savaş veriyor. Bu hafta St. Patrick's deplasmanındaydılar. 23. dakikada Rafael Cretaro ile 1-0 öne geçtiler. Ama kuşkusuz maçın kader anı, maçın son dakikasında kaleci Brain Murphy'nin, karşı karşıya iken ayağıyla kurtardığı pozisyondu. Adeta şampiyonluğu getiren kurtarış olacak bu.

Son 2 haftaya girerken Bohemian liderliği aldı.Bana göre bundan sonra Bohemian şampiyonluğu vermez.

Bohemian'ın son 2 maçına bakacak olursak, 22 Ekim'de Galway deplasmanına gidecekler. Ligi, 29 Ekim'de kendi sahadalarında oynayacakları Dundalk maçıyla bitirecekler.

Shramrock ise 22 Ekim'de evinde ligden düşen Drogheda, 29 Ekim'de ise deplasmanda, play-out oynayacak olan Bray ile karşılacak.

Sonuç olarak; Shramrock, elindeki büyük fırsatı âdeta eliyle Bohemian'a verdi. Geçmiş haftalarda kaybedilen puanlardan öte bu hafta kazansalardı çok büyük şans yakalayacaklardı. Çünkü son 2 maçı çok zayıf ekiplerle...

8 Ekim 2010 Cuma

Kuzey Liglerinde Son Virajlar

Kuzey Liglerinde artık son virajlara giriliyor. Ligler bitince, Avrupa'da oynayanlar çalışmalarına devam edecek, maçı olmayanlar ise tatillerine başlayacak.



Norveç'te en yakın rakibi Valeranga'ya 8 puan fark atmış olan Rosenborg, artık şampiyonluğa çok yakın. Geçen hafta kendi evlerinde final niteliğinde bir maç oynadılar Valerenga ile. Geriye düştüler ama maçı almayı bildiler. Zaten ligin üstünde bir kadroları vardı. Puan farkı da yapmışlardı ama Avrupa Kupaları araya girince rotasyon nedeniyle puan kayıpları o duruma getirmişti takımı.

Ligin son dört haftasına girerken düşmesi kesinleşen, şu anlık Sanderfrojd. Çok kötü bir performans sergileyen kırmızı-mavililer, 8 puan toplayalabildi. Bir üst sırada ise Kongsvinger var. Ama önündeki Honefoss ile puan farkı 6. Tüm maçları kazanmalarının yanında Honefoss'un puan kaybetmesini bekleyecekler. İşleri zor.



İsveç'te Helsinborg, geçen hafta evinde GAIS'e 1-0 yenilerek adeta intihar etti. Malmö ile puanlarının 55-55 eşit olduğu dönemde aldıkları bu yenilgi ile işlerini zora soktular. Haftaya evlerinde düşmeme mücadelesi veren Atvidabergs'i ağırlayacaklar.

Tekrar genele dönecek olursak; 58 puanlı Malmö şuan lider ve geçen hafta Trelleborgs'u 3-0 ile geçti ve büyük avantaj yakaladı. Haftaya adeta final maçlarından birine çıkacaklar. Bu sezon hayal kırıklılığı yaratsalar da ligin en güçlü ekiplerinden biri olan Kalmar ile kendi evlerinde karşılacaklar. Helsinborg'un nispeten zayıf bir ekiple oynaması da pisikolojik anlamda baskı yaratabilir.

Ligin bitmesine 4 hafta kala düşme hattında 4 ekip bulunuyor. Tıpkı Norveç'teki gibi, 2'si düşecek; 1'i play-out'a gidecek, 1'i de ligde kalacak. Son iki sırada 24'er puanı bulunan Brommapojkarna ve Gefle yer alıyor. Ve onların önünde geçen senin şampiyonu AIK bulunuyor. Gerçekten çok şaşırtıcı. Ama her sene öyle oluyor neredeyse. Geçen sene de İsveç'in en ünlü takımlarıdan Hammarby bir alt ligi boylamıştı. AIK'in önünde de Atvidabergs bulunuyor.



Estonya'da ise çekişme Tallinn ekipleri olan Levadia ve Flora arasında geçiyor. 1 maç eksiği olmasına rağmen Levadia'nın 1 puan önünde bulunan Flora, ligin bitimine 5 hafta kala büyük bir avantaj yakaladı. Ama dananın kuyruğu haftaya oynanacak karşılaşmada kopacak. Flora ile Levadia, 16 Ekim saat 17'de sezonun en önemli maçına çıkacak. Ev sahibi, Flora Tallinn.

10 takımlı ligde, son sıradaki düşüp, 9.sıradaki play-out oynarken; son sırada 17 puanla Lootus, 9.sırada 21 puanla Kuressaare takımı bulunuyor.



Litvanya'da geçen senin şampiyonu Ekranas bu sene de şampiyonluğa çok yakın.En yakın takipçisi Suduva'nın 1 maç eksiği olmasına, rağmen 5 puan önünde.



Letonya'da Skonto Riga, en yakın takipçisi Ventspils'e 6 puan fark attı. Geçen hafta Skonto evinde Jelgava'yı 2-1 ile geçerek avantajını korudu.

Son sıradaki takımın düştüğü ligde, 14 puanla ligin dibinde bulunan ekip, RFS / Olimps
.



Son 2 haftasına girilen Fillandiya'da, şampiyon Helsinki. Ligin en iyi kadrosuna sahip olan mavi-beyazlılar, geçen hafta JJK'yi deplasmanda 2-0 yenerek şampiyonluğu garantiledi.

Düşme hattı ise o kadar karışık ki... 27 puana sahip 4 takım var düşme hattında.
14 takımlı ligde Norveç gibi düşme sistemi var. Son sırada 24 puanla JJK, 13.sırada Lahti var... 12.VPS'nin, 11.Oulu'nun, 10.Haka'nın ve 9.Mariehamn'ın 27 puanı bulunuyor.
Haftaya Oulu-JJK, Lahti-Mariehamn maçları var.

FM 2011 Gelirken...



Heyecanlı tecrübeler sonunda Football Manager'ın 2010 versiyonuna da veda ediyoruz.

2010'a bakarsak, güzel bir oyundu. Ancak girişteki tema sade ve oynamaya sevk etmiyordu. 2011'de de bu tema olacak.

Diğer yeniliklere bakacak olursak; 2011'de yeni ve canlı bir transfer görüşme sistemi olacak. Birçok yeni kontra maddesinin eklenmesinin yanında, gerçek hayatta gördüğümüz maddeler de olacak. Bir sonraki transferimizi güvence altına almak için farklı temsilcilerle görüşmeye çalışacağız.

Antreman sistemi biraz daha geliştirilmiş. Normal programların yanında futbolcuların 14 farklı yetenek alanı olacak. Burada oyuncularımızı eğitebileceğiz.

3D'de ise gece maçları var artık. Bunun yanında oyuncular, stadyumlar, gol sevinçleri ve 100'ün üstünde animasyon oyunda olacak.

Son olaraksa, eklenen şu özellik, bana göre harika birşey: Avrupa Kupalarında başarı yakalandıkça, o lig seviye atlayacak ve daha güçlü olacak. O lige gelmeyen futbolcu gelecek. Bu da oyunun daha zevkli olmasını sağlayacak.

Görüntüler:











Görüntü, fmscout.com'dan alınmıştır.

7 Ekim 2010 Perşembe

Sinan Bolat (!)


Sinan Bolat, yurt dışında oynayan yegâne kalecimiz. Uzun süre Belçika'da yaşamış ve orada futbola başlamış. Bu nedenle Belçika vatandaşlığı da bulunuyor. Yaklaşık 2 yıldır Standard Liege'de oynuyor. Takımın en iyilerinden biri olmasının yanında, bence şu an, yetenek-performans-istikrar ortalaması olarak Türkiye'nin en iyi kalecisi.

Giriş bölümünü geçtiken sonra asıl meselemize gelelim. Sinan, 2 yıla yakın süredir milli takıma çağrılıyor. Ve bu sürede çoğu aday kadronun içindeydi. Fatih Terim zamanında genellikle ilk 18'de yedek olarak şans bulurken, Trabzonlu Onur Kıvrak'ın performansının yükselmesinden sonra 3. kaleciliğe geriledi. Geçen iki yılda, ne yazık ki milli takımda bir dakika bile oynayamadı.

Ben onun, Hiddink tarafından da başarılı görüldüğü için kadroya alındığını sanarken, büyük takım kalecilerinin sakatlığı nedeniyle çağrılıyormuş!

Almanya maçı kadrosu açıklandı. Hatırladığım büyük turnuvaların aday kadrolarına bile 3 kaleci çağrılırken, bu kez 4 kaleci çağrıldı. Ama nedense Sinan, bu dört kaleci içine giremedi! Beşiktaş'tan iki kaleci birden çağıran zihniyet, yıllardır Belçika'da fırtınalar koparan Sinan'ı, kadroya lâyık görmedi! Bunun üstüne artık Sinan da iyice sinirlenerek resti çekti: "Teklif gelirse, Belçika Milli Takımı'nda oynarım!"

Volkan Demirel, Hakan Arıkan, Onur Kıvrak ve Cenk Gönen... Cenk'i dışarıda tutalım, çünkü o hepten saçmalık! Diğer üç kaleciyle ilgili de tek tek yazmayacağım. Ama o üçünü toplayıp üçe bölsek, bir Sinan etmez!

Eğer milli takıma seçilmenin tek yolu, Türkiye'deki büyük takımlarda oynamaksa; oynadığın takım, performansından önemliyse; Sinan Bolat, bilmem kaç tane gereksiz adamın olduğu kadroya giremiyorsa ve eğer Sinan, Türkiye'de henüz bir dakika bile oynamadığı için elinde bulunan seçim hakkını kullanarak Belçika Milli Takımı'nı seçerse; Hiddink'e de, Oüuz Çetin'e de, milli takımı bu zihniyete mahkum eden herkese de lânet olsun!

4 Ekim 2010 Pazartesi

İsveç Ligi'nden Çim Manzaraları

Aşağıdaki resimler, İsveç 1. Ligi'nde özetlerini bulabilidğim maçlardan. Hepsine teker teker baktım, "Bakalım çimlere nasıl?" diye. Tabii rezalet bir çim bekliyordum, Kuzey ülkesi olmaları nedeniyle. Fena yanıldım. Güzel çimleri var. Belki o kadar iyi değil ama bir Kuzey bölgesi için ideal. Hatta şu durumlarıyla bizimkilerden bile iyiler.

Resimler pek net değil. Özetlerini izlerseniz daha net görebilirsiniz.

Helsinborgs - GAIS




Djurgarden - AIK



Hacken - Örebro



Trelleborg - Malmö



Kalmar - Gefle


Scout Not Defteri 1 - Doka Madureira



İsim: Francisco Lima da Silva (Doka)
Doğum: 11 Şubat 1984
Doğum Yeri: Sena Madureira,Brezilya
Takım: Litex Lovech
Numara: 15

Litex Lovech'in Cherno More Varna'yı 3-1 yendiği maçta izledim. Hızlı bir isim. Özellikle adam eksiltme, son çizgiye inme, içeri katetmelerde başarılı. Bileklerine de hakim. Sarı futbol ayakkabıları ile Volkan Şen'e benzettiğimi söyleyebilirim.

1 Ekim 2010 Cuma

Bir Senegalli'nin Çıkışı: Papiss Cisse


3 Haziran 1985'te Senegal'in Dakar bölgesinde doğumuş bir isim.

Cisse, geçen sezon ligin son haftasında 2 gol atınca dikkatimi çekmişti. Geçmiş kariyerine bakacak olursak, gençllik yıllarında AS Génération Foot takımında oynadı. 2005 yazında Fransa'nın Metz kulübüne transfer oldu.

4 buçuk sezon boyunca 2 kez kiralandı. AS Cherbourg Football ve LB Chateauroux takımlarında toplam 41 maçta 15 gol attı. Metz kariyerinde, 71 maçta 25 golü bulunuyor.

Geçen 4,5 senenin ardından 28 Aralık 2009'da Alman ekibi Freiburg ile sözleşme imzaladı. Geçen sene 16 maçta 6 gol attı.

Bu sezona fırtına gibi girdi. 6 maçta 6 golü var. Yani takımın 8 golünün 6'sını atmış ama kalan 2'sinde de imzası var.

Cisse'nin iyi bir sezon geçireceğini düşünmüyordum. Nedeni ise, iyi anlaştığı Idrissou'nun takımdan ayrılmasıydı. Fakat daha bir rahatlamış gözüküyor bu sezon. Robin Dutt'un oyunu onun üzerinden oynaması da onu daha bir ön plâna çıkarıyor. Tıpkı geçmiş yıllardaki Fenerbahçe'nin Alex'i gibi...

Cisse, fiziğini ve boyunu çok iyi kullanabilen bir isim. Aslında pivot özelliğinde olan bir forvetin, bana göre boyunun 1.86'dan fazla olması gerekir. Oysa ki Cisse 1.83 boyunda. Ama fiziği, gücü ve iyi zıplaması sayesinde hava toplarında büyük üstünlük kuruyor. Ayrıca fırsatçı bir isim. Durduğu yeri çok biliyor ve golleri atıyor. Özellikle deplasman maçlarında kafayla indirdiği toplar ile arkadaşlarını kaçırıp gol pozisyonu oluşturacak pozisyonları deniyorlar.

Sezon başında Bursaspor ile ismi anılmıştı. Hani Nunez sınıfından bir oyuncu geleceğini bilseydim, kesinlikle Cisse'nin gelmesini isterdim. Çünkü böyle bir oyuncuya ihtiyacı var Bursaspor'un...

28 Eylül 2010 Salı

Transfer Rotası: Güney Amerika




Ligler biter, transfer dönemi açılır; kulüpler rotasını belirler.

GÜNEY AMERİKA

Bulunduğumuz şu dönemde futbol piyasasının en değerli futbolcularının Güney Amerika yöresinden olması oraya ilginin çekilmesine sebep oluyor. Ama bilmiyorlar ki (ya da biliyorlar, her neyse) Güney Amerika'lıların oyun sistemini.

Türkiye'ye gelenler genellikler hücumcu oluyor. O futbolcu da sadece futbol oynamak ister. Koşmaz, kendini fazla yormaz. Ayağına top gelmesini ister. Kaptırınca da topun arkasına geçip, koşup pres yapmaz. Yani bizim istediğimiz tekmeye kafa sokacak tiplerden değiller. Ayrıca uyum sorunu falan da işin içine girince uzun süre verim alınamıyor.

Acaba bizim takımlarımız, Türkiye'deki oyun sistemini bilmiyorlar mı? Tabii ki biliyorlar ama plajdan futbolcu getirmeye devam ediyorlar. Hani sırf "transfer yaptık", "imza attırdık" demek için...

Nedir sistem? Vur, kır, parçala; bu maçı al. Koş, pres yap, gerekirse tekmeye kafa sok. Eee bile bile neden oradan futbolcu alıyor, paraları çarçur ediyoruz?

Mesela Fransa Ligi... Oradan alalım futbolcu. Sert, biraz da defansif yapının ön planda olduğu bir futbol var. Son dönemde gelen Niang, Dia; geçmişte gelen Youla, Tum... bunlar ligimizde iş yapmış futbolcular.

He bir de bu plajdan gelenlere büyük paralar verilir. Bu sayede kulüp büyük bir zarar altında kalır.

25 Eylül 2010 Cumartesi

F1 2010 Değerlendirmesi


8 yıl sonra gelen ve bana büyük heyecan yaşatan bu oyunla ilgili ilk duygularımı iki gün önce yazmıştım. Şimdi oyunu biraz değerlendirelim.

Oyunun konsepti, kariyer üzerine kurulu. Oyuna girdiğinizde öncelikle bir pilot yaratıyorsunuz ve kariyer oluşturuyorsunuz. O kariyer, kenarıda duruyor. İstediğiniz zaman oynuyorsunuz. İsterseniz, "Grand Prix" menüsünde, gerçek pilotlardan birini seçerek yarış ya da sezon yapabiliyorsunuz.

Oyunun genel menüsü biraz ilginç. Oyuna girdiğinizde kariyer oluştururken hangi takımı seçtiyseniz, paddockta, o takımın tırlarının yanında duruyorsunuz. Bir anlamda, menünün plânını oluşturuyor bu görüntü. Anamenü böyleyken, diğer menülerse Codemasters'ın diğer yarış oyunlarındakine benziyor. Özellikle Grid'in birebir aynısı.

Gelelim sürüşe... Birçok kişi gibi benim de bu oyunla ilgili aklımdaki en büyük soru işaretlerinden biriydi. Açıkcası ilk başta, 8 yıllık F1 Challenge'a alıştıktan sonra garip geldiğini söyleyebilirim. Ancak insan biraz alışınca, sürüşün güzel olduğunu fark ediyor. F1 Challenge'da, özellikle klavyeyle oynarken, bir F1 aracından çok tır kullanıyormuşum gibi hissediyordum. Tabii ki F1 aracı kullanmak kolay bir şey değil ama F1 Challenge bambaşka bir olaydı. F1 2010'da sürüş hem biraz daha yumuşak, hem daha gerçekçi. Özellikle direksiyon setiyle oynayanlar, bu gerçekçiliğin daha çok tadına varacaklar.

Evet, F1 Challenge'dan daha kolay olabilir ama artık çok daha dikkatli olmasınız. Çünkü oyunda hatanın affı gerçekten yok. Viraj girişlerinde zamanında fren yapmazsanız, pist dışına çıkıp, uzun bir süre kaybedebilirsiniz. Hem çimde hem de çakıl alanda araç çok yavaşlıyor ve bazen anında spin atıyor. Viraj çıkışlarında da her an aracın kontrolünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Hafif bir kontrayla kurtulursanız, gerçekten şanslısınız demektir.

Artık lastik farklarını, hava şartlarını, hatta pistteki birkaç derecelik sıcaklık farkını bile çok iyi hissediyoruz. Pitten çıktıktan sonra soğuk lastiklerin performansı ne kadar etkilediğini birebir yaşıyoruz. Özellikle yağmurlu havada, ıslak pistte araç kullanmak çok zor. Bu oyunu oynarken, F1 pilotlarının hissettiklerini daha iyi anlıyorum.

F1 Challenge'daki en büyük dertlerden biri, ayar yapmaktı. Artık istersek detaya fazla girmiyoruz. Belli başlı birkaç kalıptan birini seçerek piste çıkabiliriz. Ayrıca artık -F1 Challenge'da olmayan- mühendislerimiz, bizi bu konuda çok iyi yönlendiriyor.

Sürüşteki en büyük yeniliklerden biri de diğer araçlar. F1 Challenge'da birbirinin aynısı pilotlarla yarışırken, F1 2010'da, farklı stillerle giden, agresif sürücülerle yarışıyoruz. Artık rakiplere direnmek, geçiş yapmak çok daha zor. Bu da oyunun gerçekçiliğini tavan yaptırıyor.

Grafikler... Aman Allahım! Bununla ilgili ne yazabilirim, nasıl cümleler kurabilirim, gerçekten bilmiyorum! Bu konuda resmen çağ atladık! Pist detayları, 3 boyutlu seyirciler, gerçek paddock, gerçek pilot modellemeleri, her an hareket eden takım çalışanları, garajda beklerken kolunu kaşıyan pilotlar, basın toplantısındaki muhabirler, kaza anında etrafa dağılan parçalar, pist dışına taştıktan sonra lastiğe yapışan çakıllar, yağmurlu havada oluşan su birikintileri, kameradaki damlalar... Gerçekten hepsi hârika!  Her şeyi geçtim, sırf şu grafikler için bile alınır bu oyun! Gerçekten helâl olsun Codemasters'a...

Şimdi de oyunu, artılar-eksiler olarak değerlendirelim.

Eksiler:
  • Grafiksel açıdan birçok güzellik var ama gerçek zaman grafiklerini oyuna koymamışlar. Küçük bir detay gibi gözükse de, bence lisanslı bir oyun için önemli bir eksiklik.
  • Podyum... Basın toplantısına bile giriyorken, sembolik bir podyumun olmaması kötü.
  • Hem tuşlar, hem de seçenekler sınırlı. Daha fazla ayar yapmak isterdim.
  • Normalde çakıl alana giren bir araç büyük bir hız kaybı yaşar, hatta bazen motor durur. Bugüne kadar hiçbir aracın çakıl alana girip spin attığını görmedim. Ama ne yazık ki F1 2010'da bu saçmalık, arada bir karşımıza çıkıyor.
  • Pitte aracı kontrol edememek. (Yarı otomatik pilot)
  • Direksiyon görünümlerinin tam olarak gerçekçi olmaması.
  • Formasyon turunun olmaması.
  • Güvenlik aracının olmaması.
Artılar:
  • Grafikler.
  • Gerçekçi sürüş.
  • Gerçekçi pist modellemeleri.
  • Gelişmiş kariyer modu.
  • Mühendislerin oyuna etki etmesi.
  • Telsiz konuşmaları.
  • Yarışta ilk üçe girdiyseniz, basın toplantısına katılmanız. İlk üçe girememeniz durumunda da paddockta röportaj yapmak.
  • Eğer sıralamalarda en iyi zamanı yapamazsanız, pole pozisyonunu % 90 ihtimâlle, Red Bull pilotlarından birinin alması. (Bu sezon şu ana kadar yapılan 14 yarışın 12'sinde, pole pozisyonunu Red Bull pilotları aldı.)
  • Pistte, geçtiğiniz yere göre seslerin değişmesi.
Bazı Sorunlar ve Çözümleri:
  • "Alt+Tab" kombinasyonuyla, oyunun penceresini küçülttüyseniz, kendiliğinden eski hâline dönmüyor. Düzeltmek için, "Alt+Enter" kombinasyonunu yapmalısınız.
  • Oyunda kayıt yapabilmek için, "Game Profile" bölümünde "Create New Profile" seçeneğine tıklayıp, çıkan sayfayı aşağı kaydırarak, "Create Local Profile" seçeneğinden profil oluşturmanız gerekiyor.

23 Eylül 2010 Perşembe

8 Yıllık Bekleyiş Sona Erdi!

Haber, Formula 1'le ilgili. Oyunseverlerin yıllarca süren bekleyişi sona erdi ve tam 8 yıl sonra ilk kez bir Formula 1 oyunu, bilgisayar için de çıktı.

Resmi çıkış tarihi 24 Eylül olan, Codemasters yapımı F1 2010, internete düştü. Akşam haberi alır almaz ben de hemen indirmeye başladım. Bir aksilik olmazsa, 1 saat içinde oyunu oynuyor olacağım. Oyunu uzun uzun oynayıp, yarın bu saatlerde görüşlerimi yazacağım.

Oyunla ilgili olarak öncelikle, bu oyunun bilgisayar versiyonunu da çıkaran Codemasters firmasına teşekkür ediyorum. Ayrıca, 8 yıl önce yaptığı oyunu hârika bir altyapıyla bizlere sunan ve oyunun eklemelere müsait olması sayesinde, yıllarımızı 2002 yapımı bir oyunla geçirmemizi sağlayan EA Sports'a sonsuz minnetimi sunuyorum.

Bilgisayarda oyun keyfi yaşamak isteyen F1 severleri düşünen herkes, sağ olsun; varolsun!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...