10 Aralık 2011 Cumartesi

Futbol Maçından Öte Taktik Savaşı | El Clasico


İlginç bir El Clasico bizleri bekliyor bu akşam.Zaten El Clasico'lar hep ilginç olmuştur.Mesela en son Ağustos ayındaki Süper Kupa maçında olan olaylar,Nisan ve Mayıs ayında art arda dört kez karşılaşmaları,çıkan kırmızı kartlar,gergin atmosferi sayabiliriz.

Şimdi ise durum biraz farklı.Farklıdan kastımız son El Clasico'lara net favori Barcelona çıkarken bu akşamki karşılaşmada iki tarafta maçın favorisi konumunda bana göre.Bunun temel sebebi 15 maçtır üst üste kazanan ve ayakları daha sağlam bir şekilde yere basan Real Madrid,geçen seneye nazaran kötü olan Barcelona,Mourinho faktörü..

Real Madrid başta dediğimiz gibi bu sene ayakları sağlam basıyor yere.Levante yenilgisi ve ardından Santander beraberliğiyle büyük bir çıkışa geçen Mourinho'nun öğrencileri Şampiyonlar Ligi dahil önüne gelen devirdi.Çoğu maçını da rahat bir şekilde kazanmayı başardı.

Real Madrid'in elindeki en büyük koz Ronaldo tabii ki de..Portekiz'li 21 gole imza atı bu sezon,şu haftaya kadar.Bunun yanında Angel Di Maria'nın yükselen performansı,Higuain ve Benzema'nın verdikleri katkılar bu sezon Real Madrid'in işine çok yaradı.Di Maria solda sağda Ronaldo'nun oynayacağını düşünürsek,ileri uç elemanı kim olacak ? Orası merak konusu...



Bunun yanında orta saha tercihleride bu maç adına etkili olacak bir etken.Özellikle Real Madrid'in orta sahası maçın kaderini etkileyebilir.Çünkü karşında dünyanın en iyi orta sahasına sahip takım var.Bu nedenle sahaya çıkacak isimler bu yüzden önemli...

Barcelona'ya bakacak olursak...Maç fazlasıyla Real Madrid'in üç puan gerisindeler.Bu maçı kaybetmeleri demek farkın altı olması,Real Madrid'in eksik maçını oynamasıyla alabileceği bir galibiyet ile dokuz olması demek..Üstüne Japonya'ya gidecekler Dünya Kulüpler Şampiyonası için.Yani ligin kader maçlarında biri bu desek yeridir.

Messi takımın en büyük kozu.Messi ile birlikte Barcelona orta sahası en büyük tehdit Real Madrid adına.Fakat şöyle bir şey ekliyelim.Messi bu sezon sadece bir deplasmanda gol atabildi.O da Athletic Bilbao maçında attığı ve bir puanı kurtaran son dakika golüydü.

Guardiola nasıl takım sürecek sahaya bu da merak konusu ? Twitter'dan yazmışık Prorroga Blog'dan Emre Çelik demek istediğimi çok iyi bir şekilde açıklamış..

'' Olay aslında sadece Pep Guardiola'nın hangi oyuncuları nerede seçeceği değil. Bir de 4-3-3 mü yoksa 3-4-3 mü sorusu var akıllarda. Barcelona bu sezon Sevilla, Valencia, Milan deplasmanları gibi zorluk derecesi yüksek olan bir çok maçta puan kaybetmeyi göze alarak oyunun belli bölümleri veya tamamında 3-4-3 ile sahadaydı. Hatta puan kaybedilen Valencia ve Sevilla maçlarının ardından Pep hakkında yapılan eleştirilerin ortak paydası "3-4-3'ün zorluk derecesi zor bu maçlar yerine içeride daha zayıf ekiplere karşı denenmesinin daha doğru olup olmayacağı" yönündeydi ama Pep Guardiola puan kayıplarına rağmen 3-4-3'ten vazgeçmedi. Maç öncesinde İspanyol spor basını Barcelona'nın 4-3-3 ile sahada yer alacağını düşünmesine rağmen Pep 3-4-3 ile çıkarsa hiç kimse şaşırmaz açıkcası. Ama böyle önemli bir maçta tercih edilmeli mi, daha doğrusu nasıl bir sistem tercih edilmeli? '''

Bu maç için 3-4-3 riskli gözüküyor.Her ne kadar orta sahan çok çok kalite olacak olsa da bu maçta Real Madrid temel prensibi topa sahip olmak ve pres yapmak olacaktır.Bu nedenle savunmanın arkasına atılacak toplarda formda oyuncular Ronaldo,Di Maria,Benzema veya Higuain gibi isimler çok can yakabilir.

Bunun yanında 4-3-3 oynarsa orta saha dizilimi nasıl olacak ? Bu da merak edilen sorular arasında...

Hani Messi ve Ronaldo dedik en büyük kozlar takımlar adına.Ama bana göre en büyük koz Jose Mourinho.Bu maçı aylar öncesinden kafasında oynamaya başlamıştır bile.O yüzden farklı bir taktikle sahada olan Real Madrid görebiliriz.

Sonuç olarak ligin kaderini etkileyecek önemli bir maç oynanacak bu akşam.Sahada bir futbol mücadelesinin ötesinden taktik savaşı verilecek.Bakalım..Galip gelen taraf kim olacak..

9 Aralık 2011 Cuma

Jübileye Hazırlanış / El Fenomeno



Gelmiş geçmiş en iyi golcülerin listesinin ilk beşinde yer alması gereken futbolculardan biridir Ronaldo.Kendine has çalımı,son vuruşları bir döneme damga vurmuş oyunculardan biriydi.
Hatırlanacağı üzere Haziran ayında oynanan Romanya maçında son kez Brezilya formasını sırtına geçirmiş ve jübilesini yapmıştı.Yukarıdaki görüntülerde jübile maçına nasıl hazırlanıdığnı gösteriyor El Fenomeno'nun...

Şehir Olarak Avrupa Ligi'ne


Hafta içi Avrupa mesaisinin kuşkusuz dikkat çeken olaylarından biriydi Manchester takımlarının Avrupa Ligi'ne kalması.Manchester City'ye o kadar şaşırmasakta finallerde görmeye alışık olduğumuz Alex Ferguson ve öğrencilerinin Avrupa Ligi'ne kalması birçok futbolseverleri şaşırttı.

Manchester United bizi en çok şaşırtan takım oldu dedik doğal olarak.Çünkü hep finallerde alışmıştık.Bu kadar erken Şampiyonlar Ligi'ne veda etmelerine alışık değiliz.Grubun kader anı herhalde 3-3 biten maç oldu.2-0 öne geçen United son dakika golüyle bir puanı kurtarmış olacaktı.O maçtan alacağı üç puan ile rahat bir şekilde gruptan çıkabilirlerdi.
Manchester United'ın B harfli takımlardan neler çektiğini biliyoruz hepimiz :)


Manchester City ise ligde dolu dizgin gidiyor.Avrupa'da da iyi gittiklerini söylemek lazım.Avrupa Ligi'ne kalmalarına rağmen üç galibiyetle grup maçlarını tamamladılar.Fakat Napoli deplasmanında kaybetmeleri,ipleri tamamen rakiplerinin eline geçmesine neden oldu.Son maçta Bayern'i yenselerde gruptan çıkamadılar.

Sonuç olarak ilginç bir Avrupa Ligi süreci bizi bekleyecek.Özellikle Manchester United'da bu platformda izleyecek olmamız,olası Manchester United - Manchester City eşleşmesi durumu daha da ilginç hale getiriyor.

Sağlanamayan İstikrar


Geçen sezon transfer döneminin en hareketleri takımlarından biriydi Atletico Madrid.Takımın iskeleti değişmişti deseydik yeridir.Agüero,De Gea,Forlan,Ulfalusji kimi takımın kilit oyuncuları takımdan ayrılmıştı.Yerlerine Falcao,Diego,Arda,Curtoius,Silvio gibi birçok oyuncu geldi.
Üstüne üstlük takımın teknik direktörü değişmişti.Flores gitmiş yerine Manzano gelmişti.

Böylesi bir değişim gösteren takımlar için ilk zamanlar zordur.Çünkü yeni bir takım,yeni bir teknik direktör.Nitekim öyle oldu Atletico adına.Çok istikrarsız gidiyorlar.En son ligde 3-1 kazanmışlardı.Fakat dün Albatece'ye yenildiler Kral Kupası'nda.

Böyle yenilenme geçiren takımların istikrar yakalaması,galibiyet serilerinin olması önemlidir.Bu hem olası kayıplarda telafinin kolay olması,futbolculara daha rahat kaynaşma ortamı sağlaması gibi hem saha için etkileyen hem de mental anlamda da etkili olabilecek bir etken.

Şuan Atletico Madrid'de bana göre eksik olan şeylerden biri bu.Galibiyet serisine,ondan öte mağlup olmama serisi gibi takıma güven getirecek olgular lazım.

Ama şunu da belirtmem lazım Atletico Madrid'in gerçekten çok iyi kadrosu var ama zaman gerekiyor.Fakat Manzano'nun koltuğuda sallantı da bu nedenle pekte zaman verileceğini düşünmüyorum Manzano'ya..
Bakalım zaman neler gösterecek.

7 Aralık 2011 Çarşamba

''Kenny Bizim İçin Gerçek Bir Lider''


“Kenny bizim için gerçek bir lider, sezon başında onu Bursaspordan transfer etmekle harika bir iş çıkardık'' diye konuşuyor Cardiff'in menajeri Mackay...

Sezon başında ailevi sorunlar nedeniyle Bursaspor'dan Cardiff'e transfer olmuştu.
Şuan için takımının forvet bölgesindeki en öneml ismi durumda.Diğer forvetlerden hem kalite,hem tecrübe olarak daha iyi durumda Kenny Miller.Bu sezon 20 maçta 7 gol attığına aldanmamak lazım.Nitekim Cardiff'te gol yükü bir oyuncu üzerinden değil.Her mevkiden birçok oyuncunun golü var.

Mackay'ın Miller hakkında dediklerinden biri de liderlik özelliği hakkında.Abi denilecek yaşta olması,sorumluluk alması önemli şeyler.Bunun yanında Plymouth'tan transfer edilen genç golcü Joe Mason'u işine çok yarayacak.Miller'dan çok şey öğrenecek genç oyuncu.( Bu sezon 17 maçta 4 golü var )


Miller için bu sezonun tek handikapı yoğun maç temposu olabilir.Çünkü özellikle Championship ekipleri çok maç oynuyor.Üstüne kupa maçlarıda eklenince gerçekten yoğun bir program oluyor.Ama 20 küsür gole ulaşacaktır diye düşünüyorum.

5 Aralık 2011 Pazartesi

Umut Bulut



Fransa Ligi zordur.Özellikle hücum futbolcuları için.Hele,Umut gibi daha önce hiç yurt dışında forma giymemiş oyuncular için çok daha zordur.
Henüz alışma sürecinden Umut Bulut.Üç gol atabildi şu haftaya kadar.Ama ileride,bilhassa gelecek sezon bu gol sayısı çok daha fazla olacaktır.
Dün attığı golü gördük hepimiz.35 metreden Lloris'i avlamayı başardı.Bu ve bunun gibi gollerde geldikçe lige ısınma süresi azalacaktır.Çok daha fazla adından söz ettirecektir.

Yakubu'nun Dönüşü


Yakubu,Maccabi Haifa'da gösterdiği üstün performans neticesinden Ada'nın yolunu tutmuştu 2003 senesinde.Şampiyonlar Ligi'nde elemleride sayarsak yedi gol atmıştı.
Sonucunda 4 milyon pounda Premier Lig ekiplerinden Porstmouth'a transfer oldu.
İlk sezonunda itibaren çok iyi performans sergiledi.
Fakat 2008/2009 yılında aşin tendonunda geçirdiği sakatlık yükselişte olan kariyerini çok kötü etkiledi.Çünkü sakatlığına kadar olan sürede 12 golün altına düşmedi.

O sezondan itibaren bir türlü kendisini bulamadı Yakubu.Sakatlağınında etkisiyle bir türlü kendisini bulamadı Everton'da.Neticesinde geçtiğimiz sezonun ikinci yarısını Leicester'da geçirmişti Nijeryalı oyuncu.20 maçta attığı 11 gol ile iyi sayılabilecek bir performans gösterdi.

Sezon başında ülkemizden birçok takımın gündeminde olan oyunculardan biriydi.Fakat bir diğer Premier Lig ekiplerinden biri olan Blackburn Rovers'a 2 milyon pounda transfer oldu.
Belki de şuan için kendi için en iyi kararı vermiş görünüyor.Çünkü eski günlerinden esintiler sergilemekte.Bu sezon oynadığı 9 maçta 9 golü atmayı başardı,takımına çok önemli puanlar kazandırdı.Bunun yanında geçen hafta 4-2 kazanılan Swansea karşılaşmasında takımının dört golünü de atan isimdi.Yakubu daha önce 15 Mayıs 2004 oynanan Middlesbrough karşılaşmasında da dört gol atmıştı.

4 Aralık 2011 Pazar

Saygı...

La Masia'nın Yeni Ürünü : Isaac Cuenca



Daha önce bu konuda birçok şey yazıp çizmiştik Barcelona'nın alt yapısı La Masia hakkında.
Geçmiş yazıları bir özetleyecek olursak ; Genç futbolcular 9-10 yaşından itibaren Barcelona'nın bu sistemiyle eğitiliyor.Ve a takıma çıkınca pek zorluk çekmiyorlar.Bunu David Villa ve Jeffren örneğiyle de göstermiştik.

Evet Barcelona'nın alt yapısı yani La Masia tıkır tıkır çalışmaya,yeni ürünlerini çıkarmaya devam ediyor.Bu ürünlerden biri son haftaların yıldız ismi Isaac Cuenca oldu.
Genç futbolcu Barcelona'nın Granada ile oynadığı maçta ilk kez forma giymeydi başardı.Ardından Mallorca maçında da forma giyen Cuenca Barcelona formasıyla ilk golünü atmayı başardı.

Dün akşam bir gol attığı Levante maçıyla birlikte iki Şampiyonlar Ligi olmak üzere 7 maça çıkan Cuenca 2 gol 1 asistle oynuyor.Yeni yeni kendini göstermeye çalışan bir futbolcu için gerçekten iyi rakam.Daha çok şans bulacak gibi geliyor bana.

Dikkat edildi mi bilmiyorum normal de bir futbolcunun a takıma alışması için zaman gerekir.Fakat bu Barcelona'da çok kısa ya da hiç yok gibi bir şey.Bunu son örnek Cuenca'dan da anlayabilmek mümkün.Çünkü oyuncular yabancılık çekmiyor..

Şampiyon Kashiwa Reysol


Japonya'da 2011 sezonu dün sabah oynanan karşılaşmaların ardından sona erdi...
Şampiyon Kashiwa Reysol oldu..

Heyecanıyla,üzüntüsüyle bir sezon daha geride kaldı Japonya'da.Hatırnalanacağı üzere Japonya'da büyük bir felaket meydana gelmişti.Bu nedenle uzun bir süre ara verilmişti futbola.

Verilen aranın ardından başlayan lig,başta dediğimiz gibi dün sona erdi.İnanılmaz bir heyecan fırtınası vardı son haftalarda.İlk üç sıradaki ekipler birer puan arayla sıralanıyorlardı.
Geçen sezon Japonya 2.Ligi'ni şampiyon olarak tamamlayan ve bu sene 1.Lig'de fırtınalar estiren lider Kashiwa,Urawa deplasmanındaydı.İkinci sıradaki Nagoya Grampus ise Albirex Niigata'ya konuk olurken,üçüncü sıradaki Gamba Osaka Shiumuzu S-Pulse deplasmanındaydı.

Üç takımda maçlarını kazanmayı başardı.Böylece ilk üç takım lig sonunda,birer puan arayla sıralandı ve şampiyon Kashiwa Reysol oldu.2009/2010 sezonunda küme düşen ve geçen sezon tekrar üst lige çıkan Kashiwa Reysol,Dünya Kupa Galipleri Şampiyonası'na katılacak..

Ligden düşen ekiplere bakacak olursak ; Montedio Yamagta,Avispa Fukuoka ve Ventforet Kofu bu sezon ligden düşen ekipler oldu.

Bu arada blog olarak desteklediğimiz Vegalta Sendai ise ligi dördüncü bitirdi.

Resim ntvspor.net adresinden...

27 Nisan 2006 / Middlesbrough - Steau



Futbol tarihinde unutamadığım maçlardan biridir 2005/2006 sezonundaki Middlesbrough - Steau Bükreş maçıydı.
Uefa Kupası yarı final ikinci maçı.İlk maç Bükreş'te Steau'nun 1-0 üstünlüğü ile bitmişti.
İkinci maç Riverside'da..

İkinci maçta 16 ve 24. dakikalarda yedikleri gollerle 2-0 geriye düşmüşlerdi.Tur adeta bitmiş denilebilirdi.Ama o dakikadan yani ikinci golü yediklerinden itibaren bir masalın başka bir sayfası yazılıyordu adeta.Neden başka bir sayfası diye soracak olursanız bir önceki turda ilk maçta 2-0 yenildikleri Basel'e karşı ikinci maçta 23.dakika geriye düşmüşler fakat maçı 4-1 kazanarak yarı finale çıkmışlardı.

Neyse 2-0 geriye düşmelerine rağmen mükemmel bir geri dönüş yapmışlardı.Son dakikalarda Maccarone'nin uçan kafasıyla final biletini alan taraf olmıştu Middlesbrough.Yaşım gereği yeni yeni bilinçli olarak futbolcuları tanırken,Massimo Maccarone ismini ilk kez o maçta duymuştum.Hatta benim için efsane futbolculardan biri oldu o maçtan sonra :)

Sonuç olarak o maçı izlediğim için kendimi şanslı hissediyorum...

3 Aralık 2011 Cumartesi

Scout Not Defteri 19 - Dame N'Doye



İsim: Dame N'Doye
Doğum: 21 Şubat 1985
Yeri: Thiès, Senegal
Takım: Kobenhavn
Numara: 14


Bizim ligin yapısına uygun forvetlerden biri Dame N'Doye.Makukula'ya benzetebiliriz.Fiziğini çok iyi kullanabilen,son vuruş ustası.Kopenhag'ın gol yükünü çeken isim yıllardır.
Geçen sezon 25 gol atmayı başarmıştı.Bu sezon ise 14 maçta 8 golü bulunuyor.

Danimarka futbolunu pek takip edemediğim için transfer haberleri hakkında pek bir bilgim yok ama birçok kulübün peşinde olduğunu düşünüyorum.Başta dediğim gibi bizim lige de tıpa tıp uyacak bir golcü.

Adidas Tango 12 / Euro 2012 Resmi Futbol Topu




Euro 2012'nin resmi futbol topu.
Adidas Tango 12...

Yukarıdaki resim çok iyi açıklıyor aslında.Euro 2004'e kadar klasik temalı futbol topları üretilmişti.Euro 2004'ten itibaren farklı bir tema kullanılmaya başlanmıştı.

Şimdi ise eskiye dönüş,nostalji havası var topta.Güzel de olmuş.

Euro 2012 Grupları


Polonya ve Ukrayna'nın ortaklığında düzenlenecek Euro 2012 kuraları çekildi bu akşam.Turnuvaya katılacak 16 takım 4'er gruplara ayrıldı.

Gruplara bakacak olursak ;

A Grubu : Polonya, Yunanistan, Rusya, Çek Cumhuriyeti
B Grubu: Hollanda, Danimarka, Almanya, Portekiz
C Grubu: İspanya, İtalya, İrlanda, Hırvatistan
D Grubu: Ukrayna, İsveç, Fransa, İngiltere

Şöyle bir gruplara baktığımızda en çok çekişme A Grubu'nda olacaktır şüphesiz.Çünkü takımlarının hepsinin güçlerini birbirine eşit duırumda.Bu gruptan her takım çıkabilir.Ama ev sahibi avantajıyla Polonya biraz önde.

Klasik ölüm grubu tabirini B Grubu için kullanmak mümkün.Avrupa'nın ayrı ekollerinin kapışması olacak grup.Turnuva favorilerinden biri veya birden fazlası elenecek.Favro tabii ki Almanya.İkinci olarak Hollanda çıkar diye düşünüyorum.

C Grubu ise çok renkli karşılaşmaları sahne olacak.Özellikle İrlanda'nın turnuvadaki performansını çok merak ediyorum.Bunun grubun favorileri İspanya ve İtalya.

D Grubu'na bakacak olursak ; Polonya için ne kadar şanslı bir kuraysa,Ukrayna için bir o kadar şanssız bir kura olmuş kanımca.Turnuvanın favorileri Fransa ve İngiltere gibi güçlü ülkelerin olduğu bir gruptan çıkmak zor olacaktır.İngiltere ve Fransa'nın gruptan çıkacağını düşünüyorum.

Bursaspor & Bangura


Sezonunun ilk maçlarında Bangura hakkındaki görüşler genel olarak pek iyi değildi.Tabii Bursaspor tarihinin en pahalı transferi olması bu konudaki görüşlerde önemli bir etkendi...
Genel olarak baktığımızda daha çok gelişmesi gerektiği,takıma alışması gibi sorunlar vardı.

Mersin İdman Yurdu maçıyla birlikte Bursaspor'daki ilk golünü atan Bangura,Beşiktaş maçıyla ikinci golüne ulaşmıştı.Ama o maç şanssızlık halklarının başlangıcıydı.İlk önce o maçta kırmızı kart gördü.Ardından kardeşini kaybetti.Onun üstüne sakatlandı.Böylece uzun süre formasından uzak kaldı.

Bangura'nın formasında uzak kalmasıyla orantılı olarak Bursaspor'da da puan kayıpları başladı.Kötü oynadığı maçlar oldu fakat çok iyi oynadığı,çok rahat kazanabileceği maçlarda vardı.Bu maçlarda ilk haftalarda beğenilmeyen Bangura'nın eksikliği hissedildi çok net bir biçimde.Takımda zaten net bir santraforun olmayışı,forvetlerin bazı maçlarda asıl mevkilerinde bazı maçlarda sağ kanatta oynaması ve Tagoe'den istenilen verimin alınamaması üzerine çok fazla puan kayıpları çok yaşandı.

Gelelim asıl soruya Bangura Bursaspor için neden önemli ?

Bakın Bursaspor'un istatistiklerine yıllardır net bir golcüsü yoki.Net bir golcüden kastım gol yükünü çeken isim.Şampiyon olan sezon bile öyle.Gol yükünü çeşitli mevkilerde oynayan birçok oyuncu çekiyordu.Fakat takımın rakipleri tarafında ezberlenmesi,forvetlerin formsuzluğu içinde Bursaspor'da bu yükü çekecek adam kalmıyor.Kaldı ki zaten Turgay ve Sestak'ta golcü isimler değil.Tagoe'de zaten bizim sistemimize uyacak bir oyuncu değil.Elde sadece kalıyor Bangura.Bunu en son Karabük maçında attığı mükemmel gol ile gösterdi.Hani deriz ya şu maçta şu olsaydı çok iyi olurdu diye.Evet Bursaspor bu sezon özellikle bazı maçlarda Bangura olsaydı maçı koparıp rahatlıkla üç puanı alacak skoru yakalayabilirdi.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...