7 Şubat 2010 Pazar
Kasap ve Mezbaha
Antalyasporlu Yalçın kasapsa (bence öyle), Şükrü Saraçoğlu Stadı da mezbahadır! Türkiye'nin en iyi stadı olarak bahsedilen stadda, her maç başka bir futbolcu sakatlanıyor! Bu rezilliğin derhal önüne geçilmesi lazım; yoksa bu zeminde futbol oynatanların, Antalyalı Yalçın'dan bir farkı kalmaz!
Euro 2012 Eleme Kuraları Çekildi
Daha teknik direktörümüz bile belli değilken, değerlendirme yapmak yanlış olur. Ama grupta "gerçek" bir deplasman yaşamayacak olmamız, büyük avantaj. Ayrıca Kazakistan ve Azerbaycan sayesinde, zayıf takımlara puan kaybetme fobimizi yeneceğimizi düşünüyorum.
4 Şubat 2010 Perşembe
31 Ocak 2010 Pazar
Rijkaard'ın Gördüğü, Kimsenin Göremediği...
Frank Rijkaard'a şu an gerçekten hayranım. Ama eğer Leo Franco'yu ideal on birinden çıkarırsa, ona adeta tapacağım! Çünkü bu adam, en fazla halı sahada kalecilik yapabilir!
Artık Aykut'u, Ufuk'u da geçtim; her maç, çekiliş sonucu şanslı bir GS Mobile kullanıcısı kaleye geçse, Galatasaray kalesi, bundan daha az güvende olmaz!
30 Ocak 2010 Cumartesi
Kupanın Oyunu Duyruldu
Ünlü oyun firması Electronic Arts, 2010 FIFA Dünya Kupası'nın resmi oyununu duyurdu. Nisan ayında piyasaya sürülecek olan oyun; PlayStation 3, Xbox 360 ve PSP konsolları için satışa çıkacak. Oyunda elemeler de olacağı için, FIFA'ya bağlı tüm milli takımlar bulunacak. Ayrıca Güney Afrika'nın, finallere ev sahipliği yapacak 10 stadı da oyunda yer alacak.
Oyunun diğer ekran görüntüleri;








29 Ocak 2010 Cuma
Tencere-Kapak
Yukarıdaki arkadaş, dünyanın en iyi kalecilerinden biri olarak gösteriliyor (bana göre en iyisi). Fakat oynadığı takım, 3 yıldır gün yüzü göremiyor.
Bu logonun sahibi takımsa; şu an dünyanın en iyi takımı olarak gösterilmesine rağmen, Anadolu takımı seviyesinde bir kaleciye sahip.
Şartlar böyleyken, olası bir transfer kaçınılmaz. Çünkü Buffon'la Barça arasında, tam bir "tencere-kapak" uyumu var. Daha fazla uzatmamalı ve iki taraf için de hayırlı olacak transferi gerçekleştirmeliler.
22 Ocak 2010 Cuma
'Sağlık' Kurulu(!)
Şu sağlık(sızlık) kurulunda, doktor değil de kırıkçı-çıkıkçı çalışsa, eminim durum bundan daha kötü olmazdı!
11 Ocak 2010 Pazartesi
'Fer'ler Buluştu
Formula 1'de 2005 ve 2006 yıllarının Dünya Şampiyonu pilotu Fernando Alonso, yeni takımı Ferrari'nin kıyafetleriyle ilk kez poz verdi. Ferrari'nin, reklamını taşıyamadığı(!) ana sponsoru Marlboro tarafından düzenlenen Wroom haftasına katılan Fernando Alonso, kırmızılar içinde ilk kez görüntülenmiş oldu. Ferrari'yle geçen sezonun sonlarına doğru anlaşmış olan İspanyol pilot, Renault ile olan anlaşması yıl sonuna kadar geçerli olduğu için, sezon bitmiş olmasına rağmen yeni takımının kıyafetlerini giyememişti.
Kendisine yeni sezonda, hem tarafsız bir F1 izleyicisi olarak, hem de bir taraftarı olarak başarılar diliyorum. :)
Not: Resmi büyük boyutta görüntülemek için, üstüne tıklayın.
9 Ocak 2010 Cumartesi
Bu Fırsat Kaçmaz: İndirimin İndirimi!
Blogda bir şey yazmayalı iki hafta olmuş. Bunun en büyük sebebi, çoğu ligin tatilde olması; tatile girmeyen liglerin de kar nedeniyle zorunlu tatil yapması...
Bu 13 günlük sürenin sonunda güzel bir haberle dönüyorum. Geçen yıl en ucuz biletin 90 TL'den satıldığı ve bu nedenle çok az seyircinin geldiği F1 Türkiye GP'sinde, bu yıl çifte indirim uygulanıyor! Öncelikle geçen yıl 90 TL'den satışa sunulan ve pistte yarış izlemenin en ucuz olduğu yer olan açık alanlarda, bu yıl bilet fiyatları 70 TL olarak belirlendi. Ana tribünün platinum bölümü ise, 550 TL'lik bilet fiyatıyla, pistin en pahalı tribünü...
Fakat organizatörler bu indirimle yetinmeyip bir de özel kampanya yaptılar ve beni benden aldılar! 28-30 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Park'ta yapılacak olan F1 Türkiye GP'sinin biletini 28 Şubat'a kadar alırsanız, bir indirimden daha faydalanacaksınız. Bu kampanyaya göre; geçen yılki yarışı açık alanda 90 TL'ye izleyen bir kişi, 28 Şubat'a kadar bilet alması durumunda, bu yılki yarışı aynı yerde 40 TL'ye izleyebilecek! Ana tribünün platinum kısmında, yani pistin en pahalı yerinde ise; bileti 28 Şubat'a kadar almakla daha sonra almak arasında, 100 TL'lik bir fark olacak!
Alonso'nun Ferrari'ye transfer olarak zirve yarışına geri döneceği; son şampiyon Brawn GP'yi satın alan Mercedes'in, Schumacher'i spora geri getirdiği; McLaren'ın, son iki yılın şampiyonları Hamilton ve Button'la yarışacağı bir sezon izleyeceğiz. Bilet fiyatlarını arttırmak için bu kadar sebep olmasına rağmen böylesine indirimler yapılmışken, sporla uzaktan yakından ilgili herkesin, bu yarışı yerinde izlemesi gerekiyor.
Böylesine efsanevi bir sezonda, böylesine efsanevi bilet fiyatlarıyla, bu yarış kaçmaz!
Not: Bilet fiyatlarıyla ilgili detaylı bilgi ve satın alma işlemi için bu linke tıklamanız yeterli.
Bu 13 günlük sürenin sonunda güzel bir haberle dönüyorum. Geçen yıl en ucuz biletin 90 TL'den satıldığı ve bu nedenle çok az seyircinin geldiği F1 Türkiye GP'sinde, bu yıl çifte indirim uygulanıyor! Öncelikle geçen yıl 90 TL'den satışa sunulan ve pistte yarış izlemenin en ucuz olduğu yer olan açık alanlarda, bu yıl bilet fiyatları 70 TL olarak belirlendi. Ana tribünün platinum bölümü ise, 550 TL'lik bilet fiyatıyla, pistin en pahalı tribünü...
Fakat organizatörler bu indirimle yetinmeyip bir de özel kampanya yaptılar ve beni benden aldılar! 28-30 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Park'ta yapılacak olan F1 Türkiye GP'sinin biletini 28 Şubat'a kadar alırsanız, bir indirimden daha faydalanacaksınız. Bu kampanyaya göre; geçen yılki yarışı açık alanda 90 TL'ye izleyen bir kişi, 28 Şubat'a kadar bilet alması durumunda, bu yılki yarışı aynı yerde 40 TL'ye izleyebilecek! Ana tribünün platinum kısmında, yani pistin en pahalı yerinde ise; bileti 28 Şubat'a kadar almakla daha sonra almak arasında, 100 TL'lik bir fark olacak!
Alonso'nun Ferrari'ye transfer olarak zirve yarışına geri döneceği; son şampiyon Brawn GP'yi satın alan Mercedes'in, Schumacher'i spora geri getirdiği; McLaren'ın, son iki yılın şampiyonları Hamilton ve Button'la yarışacağı bir sezon izleyeceğiz. Bilet fiyatlarını arttırmak için bu kadar sebep olmasına rağmen böylesine indirimler yapılmışken, sporla uzaktan yakından ilgili herkesin, bu yarışı yerinde izlemesi gerekiyor.
Böylesine efsanevi bir sezonda, böylesine efsanevi bilet fiyatlarıyla, bu yarış kaçmaz!
Not: Bilet fiyatlarıyla ilgili detaylı bilgi ve satın alma işlemi için bu linke tıklamanız yeterli.
27 Aralık 2009 Pazar
10 Yılın En İyi Türk Milli Takımı
21. yüz yılın ilk 10 yılının sonuna gelmişken, futbol bloglarında "son 10 yılın x'leri" şeklinde yazılar görmeye başladık. Ben de bu akıma uyayım dedim. Ve blogumunun tarafsız olmasına gösterdiğim özen nedeniyle, milli takımla ilgili bir liste yapmaya karar verdim. İşte 'bence' son 10 yılın en iyi milli takımı;
Kaleci: RÜŞTÜ REÇBER
Türk futbolu bir yere geldiyse, bunda en büyük paylardan biri, hiç şüphesiz Rüştü Reçber'dedir. Milli takımımızın kazandığı tüm başarılarda onun payı var. Bahsettiğimiz 10 yıllık süreçteyse; Euro 2000'deki çeyrek finalde, 2002 Dünya Kupası üçüncülüğünde, 2003 Konfederasyonlar Kupası üçüncülüğünde, Euro 2008'deki yarı finalde, kalede hep Rüştü vardı. Onu tartışmaya bile gerek yok.
Savunma: BÜLENT KORKMAZ
Galatasaray'ın emektar kaptanı, kesinlikle savunmanın vaz geçilmezi.
Savunma: ALPAY ÖZALAN
Bülent Korkmaz'ı yazıp da Alpay Özalan'ı yazmamak olmaz. 2002 ve 2003 başarılarındaki katkılarını azımsayamayız.
Sağ Bek: FATİH AKYEL
Bu mevkiye karar verirken çok düşündüm. Çünkü 10 yıllık süreçte, o mevkide istikrar sağlanamadı. Her dönem farklı oyuncular oldu. Ama oynadığı süreçte en iyi performansı sağlayan, Fatih Akyel'di.
Sol Bek: HAKAN BALTA
Hem sol ayaklı oluşu hem de defansif yönü, bu alanda Hakan Balta'yı ön plâna çıkarıyor.
Orta Saha: EMRE BELÖZOĞLU
Performansı tartışılsa da, son 10 yılın her döneminde milli takımda bulundu ve elinden geleni en iyi şekilde yaptı.
Orta Saha: TUGAY KERİMOĞLU
Kariyerinden bahsetmiyorum bile... Son 10 yılın yaklaşık 4 yılında forma giydiği milli takımımızda, orta sahanın toparlayıcısıydı.
Sağ Kanat: HAMİT ALTINTOP
Kalitesi tartışılmaz bir oyuncu. Milli takımımızda da 5 yıldır oynuyor.
Sol Kanat: ARDA TURAN
Fazla bir şey söylemeye gerek yok. 3 yıldır oynamasına rağmen, dünyanın en iyi oyuncularıyla kıyaslanıyor...
Forvet: TUNCAY ŞANLI
Çoğu zaman farklı yerlerde oynatılsa da, son 10 yılda milli takımımızın en çok gol atan oyuncusu. Forvet: HAKAN ŞÜKÜR
Türk futbol tarihinin tartışmasız en iyi forveti. Ayrıca bu 10 yılın büyük bölümünde de milli takımda oynadı.
Euro 2016 Ev Sahipliği ve Trabzon
Geçtiğimiz çarşamba günü, Euro 2016 ev sahipliği adaylığımız konusunda bir lansman yapıldı. Detaylarını şu yazımda bulabileceğiniz lansmanda, ev sahipliğini kazanmamız hâlinde maçların oynanacağı şehirler de açıklandı. Ve o lansmanın ardından neredeyse bütün Trabzonlular ayağa kalktı! Çünkü aday şehirler arasında Trabzon yok.
Bu durum, Türk ve dünya futbolunun âdeta bir yansıması olan futbol bloglarında da kendine yer buldu. Trabzonlu blog yazarları, bu konuya bloglarında geniş yer ayırdılar; Trabzon'un aday gösterilmemesine büyük tepki gösterdiler. Herkesin görüşüne saygım var ama bu tür konularda yorum yapmadan önce, iyi-kötü bir araştırma yapmak gerek.
Meselenin özünde iki neden var: Trabzon şehrinin küçüklüğü ve diğer aday şehirlere olan uzaklığı. İkinci neden olmasa, yani Trabzon; diğer aday şehirlere yakın olsa, Trabzonspor ve şehrin spor geçmişi sayesinde aday gösterilebilirdi. Bunun örneğini 2006 Dünya Kupası'nda da görmüştük. Kaiserslautern, sırf spor geçmişi sayesinde ev sahipliğini almıştı. Üstelik onların iyi bir takımı da yoktu; sadece Fritz Walter, Michael Schumacher gibi önemli sporcuların memleketi olduğu için seçilmişti.
Fakat UEFA; şehrinizdeki takımdan önce, ulaşım, konaklama gibi şeylere bakıyor. Ev sahibi şehirler arasında ulaşımın kolay olması, UEFA'nın kesinlikle istediği bir şey. Hatta bu yüzden, eğer ev sahipliğini alırsak, aday şehirler arasında özel karayolu düzenlemeleri yapılacak ve demiryolu ulaşımı sağlanacak. Düşünsenize, Avrupa Şampiyonası Türkiye'de yapılıyor ve bir maçını Eskişehir'de oynayan takım, sonraki maçını Trabzon'da oynuyor! Adamlar, turnuvaya katıldıklarına pişman olurlar! Tamam, havayolu da bir ulaşım şekli; ama karayolu ve demiryoluyla ulaşım olmadan, havayolunun bir anlamı kalmaz.
Kısacası; bu konuda yorum yapmadan önce, haritaya da bakmak gerekiyor. Böyle turnuvalarda bir şehrin takımının iyi olması, o şehre ev sahipliğini kazandırmıyor. Üstelik o takımın da ne kadar iyi olduğu tartışmalıyken...
Bu durum, Türk ve dünya futbolunun âdeta bir yansıması olan futbol bloglarında da kendine yer buldu. Trabzonlu blog yazarları, bu konuya bloglarında geniş yer ayırdılar; Trabzon'un aday gösterilmemesine büyük tepki gösterdiler. Herkesin görüşüne saygım var ama bu tür konularda yorum yapmadan önce, iyi-kötü bir araştırma yapmak gerek.
Meselenin özünde iki neden var: Trabzon şehrinin küçüklüğü ve diğer aday şehirlere olan uzaklığı. İkinci neden olmasa, yani Trabzon; diğer aday şehirlere yakın olsa, Trabzonspor ve şehrin spor geçmişi sayesinde aday gösterilebilirdi. Bunun örneğini 2006 Dünya Kupası'nda da görmüştük. Kaiserslautern, sırf spor geçmişi sayesinde ev sahipliğini almıştı. Üstelik onların iyi bir takımı da yoktu; sadece Fritz Walter, Michael Schumacher gibi önemli sporcuların memleketi olduğu için seçilmişti.
Fakat UEFA; şehrinizdeki takımdan önce, ulaşım, konaklama gibi şeylere bakıyor. Ev sahibi şehirler arasında ulaşımın kolay olması, UEFA'nın kesinlikle istediği bir şey. Hatta bu yüzden, eğer ev sahipliğini alırsak, aday şehirler arasında özel karayolu düzenlemeleri yapılacak ve demiryolu ulaşımı sağlanacak. Düşünsenize, Avrupa Şampiyonası Türkiye'de yapılıyor ve bir maçını Eskişehir'de oynayan takım, sonraki maçını Trabzon'da oynuyor! Adamlar, turnuvaya katıldıklarına pişman olurlar! Tamam, havayolu da bir ulaşım şekli; ama karayolu ve demiryoluyla ulaşım olmadan, havayolunun bir anlamı kalmaz.
Kısacası; bu konuda yorum yapmadan önce, haritaya da bakmak gerekiyor. Böyle turnuvalarda bir şehrin takımının iyi olması, o şehre ev sahipliğini kazandırmıyor. Üstelik o takımın da ne kadar iyi olduğu tartışmalıyken...
26 Aralık 2009 Cumartesi
Yine Başladı!
Ülkemizdeki ve Avrupa'daki çoğu ligin tatile girmesiyle, transfer söylentileri yeniden başladı. Artık herkesi her yere gönderirler! 10 Ocak'ta Afrika Uluslar Kupası'nın başlaması, gündemi biraz olsun dağıtır; ama değerli basınımız o kupayla ne kadar ilgilenir, bilemiyorum!
23 Aralık 2009 Çarşamba
Euro 2016 Adaylık Lansmanı Yapıldı
Yeni bir umut, yeni bir heyecan: Euro 2016.
Bugün yapılan adaylık lansmanıyla birlikte, ev sahipliğimizle ilgili birçok konuda bilgi verildi. Eğer ev sahipliğini kazanırsak, turnuva; Ankara, Antalya, Bursa, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kayseri ve Konya'da yapılacak. İstanbul'un iki stadı olacak: Atatürk Olimpiyat Stadı (üstü ve yanları kapatılacakmış) ve Türk Telekom Arena (UEFA sponsor ismine izin vermediği için, muhtemelen turnuva sırasında "İstanbul, Avrupa Şampiyonası Stadı" olarak anılacak). Şu an için hazır olan tek stadımız, -herkesin bildiği gibi- Kayseri Kadir Has Stadı. Geçtiğimiz sezon UEFA Kupası Finali'nin oynandığı Şükrü Saraçoğlu Stadı ise; zemininin bozukluğu, bazı koltukların sahanın tümünü görememesi, konumundan dolayı önünde trafiğin çok yoğun olması ve buna bağlı olarak geç boşaltılabilmesi gibi geçerli sebeplerden dolayı ev sahipliği yapamıyor.
Lansmanda adaylık logomuz da tanıtıldı. Ben de hemen logoyu sağ tarafa sabitledim. Dünya Basketbol Şampiyonası'nda öksüz bırakılan Antalyam için hazırlanan duvar kağıdını da masaüstüne koydum ve bu kez bir aksilik yaşanmaması için dua etmeye başladım!
Ayrıca, adaylığımız için bir de internet sitesi açılmış. Adaylığımızla ilgili tüm bilgileri ve gelişmeleri, logomuzun nelerden esinlenerek yapıldığını, o siteden öğrenebilirsiniz. Siteye ulaşmak için, sağ taraftaki logoya tıklamanız yeterli.
Bugün yapılan adaylık lansmanıyla birlikte, ev sahipliğimizle ilgili birçok konuda bilgi verildi. Eğer ev sahipliğini kazanırsak, turnuva; Ankara, Antalya, Bursa, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kayseri ve Konya'da yapılacak. İstanbul'un iki stadı olacak: Atatürk Olimpiyat Stadı (üstü ve yanları kapatılacakmış) ve Türk Telekom Arena (UEFA sponsor ismine izin vermediği için, muhtemelen turnuva sırasında "İstanbul, Avrupa Şampiyonası Stadı" olarak anılacak). Şu an için hazır olan tek stadımız, -herkesin bildiği gibi- Kayseri Kadir Has Stadı. Geçtiğimiz sezon UEFA Kupası Finali'nin oynandığı Şükrü Saraçoğlu Stadı ise; zemininin bozukluğu, bazı koltukların sahanın tümünü görememesi, konumundan dolayı önünde trafiğin çok yoğun olması ve buna bağlı olarak geç boşaltılabilmesi gibi geçerli sebeplerden dolayı ev sahipliği yapamıyor.
Lansmanda adaylık logomuz da tanıtıldı. Ben de hemen logoyu sağ tarafa sabitledim. Dünya Basketbol Şampiyonası'nda öksüz bırakılan Antalyam için hazırlanan duvar kağıdını da masaüstüne koydum ve bu kez bir aksilik yaşanmaması için dua etmeye başladım!
Ayrıca, adaylığımız için bir de internet sitesi açılmış. Adaylığımızla ilgili tüm bilgileri ve gelişmeleri, logomuzun nelerden esinlenerek yapıldığını, o siteden öğrenebilirsiniz. Siteye ulaşmak için, sağ taraftaki logoya tıklamanız yeterli.
20 Aralık 2009 Pazar
Barça'nın Yeni Logosu
18 Aralık 2009 Cuma
Galatasaray'a Olimpiyat Sürprizi!
Ben demiyorum, uefa.com diyor. Bu linkte diyor. Neden, nasıl, hiç bilmiyorum. Ama UEFA'nın dediğine göre; 23 Şubat'ta oynanacak olan Galatasaray-Atletico Madrid maçı, Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapılacakmış.
Olayın, uefa.com çalışanları tarafından yapılmış bir hata olmasını umuyoruz...
Olayın, uefa.com çalışanları tarafından yapılmış bir hata olmasını umuyoruz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










