3 Eylül 2009 Perşembe

İstanbul Dışında Milli Takım


2004'te Trabzon'da oynanan Gürcistan maçından bu yana ilk kez İstanbul dışında 'resmi' bir milli maç yapacağız. Türkiye'nin en iyi 3 stadından biri konumunda bulunan Kadir Has Stadı, haziranda Azerbaycan'la oynanan hazırlık maçının yanında bir de resmi maça ev sahipliği yapmış olacak. Ama benim niyetim, Kadir Has Stadı'nın yapısını anlatmak değil.

Söylediğim gibi; 5 yıl sonra ilk kez İstanbul dışında resmi bir milli maç oynanacak. Bu olay, basın ve medyayı farklı bir şekle sokmuş durumda. Spor medyasından birçok kişi, maç için Kayseri'ye gitti. Oradan canlı bağlantılar, röportajlar, programlar, stad içinden canlı yayınlar yapılıyor. Uzun zamandır milli maç öncesinde görmediğimiz şeyler yaşanıyor. Hatta takım bile, bir deplasmana gitmişcesine, şehrin civarındaki tarihi ve güzel yerleri dolaşıyor. Öyle bir ortam oluştu ki; sanki milli takım kendi sahasında sıradan bir maça değil, Avrupa Şampiyonası ya da Dünya Kupası Finalleri'ndeki bir maça çıkacak!

İstanbul dışında milli maç oynamak, son yıllarda unutulmaya yüz tutmuş bir şeydi. Ama medyanın bu işi bu kadar olağan dışı bir hale taşıması, bence pek doğru değil. Zaten 14 Ekim'deki Ermenistan maçı da Bursa'da oynanacak. Bu yüzden artık bu olaya alışmamız lazım. Gerçi o maça -ilk maçta olduğu gibi- spor yazarlarından, yorumcularından çok, siyasilerin ilgi göstermesini bekliyorum. Ama spor medyamızın o maça da böyle bir muamele göstermesi muhtemel. Fakat artık Anadolu'da daha fazla milli maç oynanması ve medyanın da bu işi daha normal görmesi gerekiyor.

2 Eylül 2009 Çarşamba

Sonunda Bitti!


Bu yaz, son yıllarda olmadığı kadar çok nefret ettim transfer söylentilerinden! Bu sezon başında takım değiştirenlerin çoğunun adı, en az 3 takımla anıldı! Sağolsun -sözde- spor gazetelerimiz de, transfer yalanlarından başka bir şey yazmadılar! 3 ay boyunca bu balonlardan midem bulandı. Ve futbolun, bu 'tek sevmediğim' dönemi, sonunda bitti. Ben ve benim gibiler de huzura erdi...

1 Eylül 2009 Salı

Eylül - Futbol Ayı


Eylül ayı, okulların açıldığı ay olduğu için, bir öğrenci olarak bana yıllardır antipatik gelir. 12 ayın içinde en sevmediğimdir belki de. Ama bir futbolsever olarak, aynı zamanda sempatik gelen bir aydır. Çünkü her ne kadar ligler ağustosta başlasa da, ilk derbiler/önemli maçlar eylülde oynanır. Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası (artık Avrupa Ligi) gibi önemli organizasyonlar eylülde başlar. Ek olarak bir de uluslararası turnuvaların (Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası) elemelerinin de ya başlangıcı ya da kritik son dönemeci bu aydadır. Bu nedenlerden dolayı, bence futbol eylülde başlar.

Bugün yine bir eylül ayına başladık. Takvimimizdeki ilk önemli maçlar, bu hafta sonu ve gelecek çarşamba, Dünya Kupası Elemeleri'nde oynanacak. Milli takımımızın, Dünya Kupası yolculuğundaki kaderini çizecek olan Bosna deplasmanı da bu süreçte... Milli maçları müteakip, sezonun ilk derbisi olan Galatasaray-Beşiktaş maçı oynanacak. İki takımın ligdeki konumlarına bakarsak, farklı anlamlar taşıyan bir maç olacak. Bu maçın ardından da Avrupa Kupaları'ndaki ilk maçlar oynanacak. Herkesin iyi bir başlangıç hedefinde olduğu haftada, Inter-Barça, Lyon-Fiorentina gibi önemli ve güzel maçları da izleyeceğiz.

Kısacası; -yazının başında da dediğim gibi- eylül geldi, futbol başlıyor. Bol futbollu günler...

28 Ağustos 2009 Cuma

UEFA Avrupa Ligi - Fikstür Çekimi


Şampiyonlar Ligi'nden sonra, bugün de Avrupa Ligi'nin grup kuraları çekildi. Ama ben yine kuradan çok fikstürü değerlendireceğim.

Öncelikle maç saatlerinden bahsedeceğim. UEFA'nın bu yeni formata geçerken, yayınları Şampiyonlar Ligi'ndeki gibi her ülkede tek bir yayıncıya verdiğini bu postta söylemiştim. Ve bu konuda düşündüğüm bir şey vardı. Maç saatlerini, eski UEFA Kupası'ndaki gibi rastgele değil de; Şampiyonlar Ligi'ndeki gibi standart yapacaklarını tahmin ediyordum. Aynı zamanda Şampiyonlar Ligi'nin haftada iki gece olması gibi, Avrupa Ligi için de perşembe gününün ikiye bölüneceğini düşünmüştüm. UEFA, iki konuda da haklı çıkardı beni. Yeni formatla birlikte grup maçları, her perşembe TSİ 20.00 ve 22.05 olmak üzere iki farklı saatte oynanacak. Ve UEFA, ratingleri yüksek tutmak için, aynı ülkenin takımlarını bu iki saate eşit bir şekilde dağıttı. Yani bizim gibi ülkelerin, iki takımının maçı çakışmayacak. Böylece iki takımımızın da tüm maçları, Kanal D'den yayınlanmış olacak.

Şimdi gelelim fikstüre. Galatasaray, en önemli maçını ilk maç gününde oynayacak. 17 Eylül'de Atina deplasmanı var. Bu maçın Ali Sami Yen'deki rövanşı 3 Aralık'ta. Galatasaray için fikstürün en ilgin sonucu ise; son maçın Sturm Graz'la olması. Tıpkı 9 yıl önce Şampiyonlar Ligi grubundaki gibi...

Fenerbahçe ise Kadıköy'de Twente'ye karşı başlayacak gruba. Rövanşı, 2 Aralık'ta bu maçın. Fenerbahçe, gruptaki en büyük rakibi Steaua Bükreş'le ise; 22 Ekim'de deplasmanda, 5 Kasım'da içeride oynayacak.

Fikstürün iki takım için de en enteresan sonucu ise; Bükreş takımlarıyla aynı günlerde oynanılacak olması.

İki Takımın Gruptaki Fikstürü

17 Eylül Perşembe
20.00: Panathinaikos-Galatasaray
22.05: Fenerbahçe-Twente
1 Ekim Perşembe
20.00: Sheriff-Fenerbahçe
22.05: Galatasaray-Sturm Graz
22 Ekim Perşembe
20.00: Steaua Bükreş-Fenerbahçe
22.05: Galatasaray-Dinamo Bükreş
5 Kasım Perşembe
20.00: Dinamo Bükreş-Galatasaray
22.05: Fenerbahçe-Steaua Bükreş
2 Aralık Çarşamba
20.00: Twente-Fenerbahçe
3 Aralık Perşembe
22.05: Galatasaray-Panathinaikos
16 Aralık Çarşamba
20.00: Sturm Graz-Galatasaray
17 Aralık Perşembe
22.05: Fenerbahçe-Sheriff

27 Ağustos 2009 Perşembe

Beşiktaş'ın Fikstür Şansı


Beşiktaş, 4. torbadan Wolfsburg'u çekmek gibi bir şanssızlık yaşasa da güzel bir fikstür çekti. Öncelikle ilk maçta İnönü'de Manchester'ı ağırlayacaklar. Grubun favorisiyle oynamak için en güzel iki zamandan biri. Çünkü Manchester, grupta henüz ilk maçını oynadığı ve deplasmanda olduğu için, çok ofansif oynamayacaktır. Onlar için gruba deplasmanda beraberlikle başlamak da fena sayılmaz. Bu nedenle Beşiktaş, bu fırsatı değerlendirerek; -tıpkı iki yıl önce Fenerbahçe'nin yaptığı gibi- gruba bir sürprizle başlayabilir.

Ayrıca gruptaki iki rakibinden CSKA'yla da son maçta ve kendi sahasında oynaması, Beşiktaş'ın bir başka avantajı. Bence bu maç, gruptan çıkacak ikinci takımı ya da -kötü ihtimalle- Avrupa Ligi'ne kalacak takımı belirleyecek.

3. ve 4. maç günlerinde karşılaşılacak Wolfsburg'la ise ilk maçın deplasmanda olması, ufak bir avantaj. Beşiktaş, ilk 3 maçından 5 puan, ya da 3 beraberlik alırsa; gruptan çıkmak için çok önemli bir avantaj yakalamış olur. Gruptan çıkma formülünün ise; Manchester'dan 1 ya da 3 puan, CSKA-Wolfsburg ikilisindense toplam 7 ya da 8 puan olduğunu düşünüyorum.

Dipnot: Şampiyonlar Ligi'nde 4 adet fikstür şekli vardır ve takımlar, bu 4 şekilden bir tanesini çekerler. Beşiktaş'ın çektiği bu şekille ise, daha önce Galatasaray ve Fenerbahçe birer kez gruptan çıkmış; Beşiktaş da bir kez 3. olmuştu.

Beşiktaş'ın Fikstürü

15 Eylül (Salı) : Beşiktaş-M.United
30 Eylül (Çrş) : CSKA-Beşiktaş
21 Ekim (Çrş) : Wolfsburg-Beşiktaş
3 Kasım (Salı) : Beşiktaş-Wolfsburg
25 Kasım (Çrş): M.United-Beşiktaş
8 Aralık (Salı) : Beşiktaş-CSKA

Yapacak Şeyler


"Ben, teknik direktörlüğümdeki ilk senemde tüm kupaları kazansam; ikinci senemde işi bırakırdım. Çünkü yapacak bir şey kalmıyor. Ama Pep, başarıya aç biri. Bu yüzden hep daha fazlasını istiyor."

Zlatan, Eurosport'a verdiği röportajında, Guardiola hakkında konuşurken...

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Kimlerdensin?


Uzun zamandır transfer gündemini meşgul ediyor, Tuncay Şanlı'nın transfer meselesi. "Middlesbrough'da mı kalacak? Fenerbahçe'ye mi dönecek? Kiralık mı gelecek? Köln'e mi gidiyor? Aston Villa mı alacak? Liverpool mu devreye giriyor?" sorularını, aylardır dinleyip duruyoruz. Tuncay mı çok kararsız, alıcılar mı Middlesbrough'nun istediği parayı ver(e)miyor, bilemiyoruz. Ama tek bildiğimiz, Tuncay'ın elini çabuk tutması gerektiği. Aksi durumda, İngiltere'nin alt bir liginde geçirecek sezonu. Ki bunu da kimsenin istediğini sanmıyorum.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

4/6

Barcelona fırtınası, esmeye devam ediyor. Kral Kupası, lig ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluklarının ardından, şimdi de İspanya Süper Kupası'nı kazandılar. İlk maçta deplasmanda 2-1 yendikleri Bilbao'yu, kendi sahalarında da 3-0 yenerek kupaya sahip oldular. Yani bu yıl kazanabilecekleri 6 kupanın 4'ünü kazanmış oldular.

Cuma günü Shakhtar'a karşı, UEFA Süper Kupası maçına çıkacaklar. Maç, 21.45'te Star'dan yayınlanacak. Yılın son kupasıysa aralıkta. Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki FIFA Kulüpler Dünya Kupası'na katılıp, kalan son kupalarını da kazanmaya çalışacaklar.

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Sinyal Yok


Avrupa'nın sayılı liglerinden biri olan İtalya Ligi Serie A'da, 2009-2010 sezonu başladı. Bazı önemli oyuncular ayrılsa da yeni yıldızlarla yine rekabetin yüksek olacağı bir lig izleyeceğiz. Pardon, izleyemeyeceğiz! Çünkü NTV'nin kriz önlemi kapsamında yayınlamayı bırakmasının ardından, Türkiye'de yayınları kimse satın almadı! Aslında Fox'ta yayınlanacağı söyleniyordu. Hatta geçen hafta İtalya Süper Kupası da Fox'ta yayınlandı. Ancak ilk günün maçları geride kalırken, Fox'tan ses-seda çıkmıyor. Üstelik web sitelerinde de Serie A ile ilgili en ufak bir ibare yok. Gelecek hafta Milan-Inter ve Roma-Juventus gibi iki büyük maçın oynanacağı ligi, bu sezon izleyemeyecekmişiz gibi gözüküyor. Bir umut, inşallah hafta içi bu iş çözülür de, bahsettiğim maçları izleyebiliriz.

Eh; Fransa, Hollanda, Rusya, Portekiz, İskoçya gibi liglerin yayınlandığı ülkede Serie A'nın yayınlanmaması, gerçekten büyük ayıp olur...

21 Ağustos 2009 Cuma

Alçaktan Uçan Adam


200 Metre Yarı Finali'nde adeta emekleyerek 20.10 yapınca anlamıştım yeni bir rekor geleceğini. Beni yanıltmadı Bolt. 100 Metre'de kendi rekorunu 0.11 saniye geliştirdikten sonra, 200 Metre'de de yine kendi rekorunu 0.11 saniye geliştirdi! Son 10 metrede yine yürüdü. Ama onun da gelecek rekorlar için bir önhazırlık olduğunu düşünüyorum. Neticede yapabileceği en iyi dereceyi şimdi yapsa, daha sonra ne yapacak?

20 Ağustos 2009 Perşembe

Zararına Satışlar...


Kaka, Ronaldo, Benzema ve Raul Albiol transferlerinden sonra, Real Madrid'de kadro daraltma çalışmaları hız kazandı. Önce Cannavaro, -kendi isteğiyle- Juventus'a döndü; ardından Huntelaar 18m € karşılığında Milan'a satıldı. Geçtiğimiz günlerde ise takımın emektar futbolcularından Michel Salgado, Premier Lig ekibi Blackburn'ün yolunu tuttu. Yeni gündem ise; Wesley Sneijder. Hollandalı'nın Inter'e gideceği söyleniyor. Bu dedikoduların doğruluk payı bilinmez, ancak Real Madrid'in ciddi şekilde kabuk değiştirdiğini söyleyebiliriz. Bunun neler doğuracağını, ilerleyen zamanlarda göreceğiz. Ama takıma ne kadar yıldız alınırsa alınsın, değişmeyen 3 isim var: Kaptanlar Raul ve Casillas ile yeni gözde Ramos. Raul ve Casillas zaten yıllardır bilinen isimler, fakat artık Sergio Ramos'un da Real'in vazgeçilmezlerinden olduğunu düşünüyorum.

Güzel Anılara Dönüş...


Fenerbahçe yarın, İsviçre'nin Sion takımına karşı UEFA Avrupa Ligi play-off maçına çıkacak. Karşılaşma, İsviçre'nin en büyük stadlarından Cenevre Stadı'nda oynanacak. 30.000 kişilik bu stadın, Türk ve Avrupa Futbolu'ndaki yeriyse çok büyük.

Geçen yıl Avusturya ve İsviçre'nin ortaklaşa düzenlediği UEFA Euro 2008 Finalleri'nde A Grubu maçlarına ev sahipliği yapan Cenevre Stadı (İsviçreliler'in kullandığı şekliyle Stade de Genéve), 'Avrupa Şampiyonaları Tarihi'nin en büyük geri dönüşü' olarak adlandırılan Türkiye-Çek Cumhuriyeti (3-2) maçına sahne olmuştu. Hepimizin bildiği gibi; 60. dakikasında 2-0 yenik olduğumuz maçta, bitime 15 dakika kala, skoru 2-1 yapmıştık. Ve bitime 3 dakika kala art arda attığımız 2 golle bir anda öne geçmiştik. Ama belki de en büyük sürprizi, Volkan yaşatmıştı bize. Kayıp zamanda gördüğü kırmızı kartla bizi 10 kişi bırakıp, değişiklik hakkımız kalmadığı için kaleye Tuncay'ın geçmesine neden olmuştu.

O maç, bizim için harika bir anı olsa da; Volkan için çok kötü bir hatıra olarak kaldı. Umarız yarın (gerçi artık 'bugün' desem daha doğru olur) Volkan'ın eski anıları canlanmaz da, Fenerbahçe için sorunsuz bir eleme maçı geride kalmış olur.

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Yavaş Koş, Rüzgar Çarpmasın!


Ne denilebilir ki! Usain Bolt, uçuşa devam ediyor. 9.58'lik yeni rekoru, Berlin'deki Dünya Atletizm Şampiyonası 100 Metre Finali'nde kırdı. Eski rekorunu (9.69) tam 0.11 saniye geliştirdi. 0.01 saniyenin bile çok önemli olduğu bu tür sporlarda, 0.11 saniye inanılmaz bir rakam! Günün birinde 9 saniyenin de altına inmesinden korkuyoruz.

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Endonezya Süper Ligi


FIFA.com'da dolaşırken bir şey gözüme çarptı. Bir köşede Endonezya'nın Dünya Sıralaması'ndaki yerinden, oynadığı son maçlardan ve liginin puan durumundan bahsediliyordu. Bu, normal bir olay. FIFA.com'a her girdiğinizde aynı yerde farklı bir federasyonun tanıtımıyla karşılaşırsınız. Ama burada ilginç olan, Endonezya Süper Ligi'ndeki takımlar. 18 takımdan 10'unun adı, "Pers..." diye başlıyor. Kalan 8 takımdan da 5'inin adının ilk harfi, P! Endonezyalılar'ın bu harflere aralarında özel bir ilişki var sanırım...


12 Ağustos 2009 Çarşamba

Gizli Tehlike Ortadan Kalktı!

İspanya maçlarındaki kötü sonuçların ardından gündeme gelmişti. Biz Bosna'yı geçip grubu ikinci bitirsek dahi, en iyi 8 grup ikincisi arasına girmemiz gerekecekti. Ve bu konuda da şansımız pek parlak değildi. Bugün bu durumla ilgili olarak önemli bir gelişme yaşandı. Ukrayna'yı 3'lememizden çok daha önemli bir gelişme...

9. Grup'un son sırasındaki Norveç, puanların birbirine yakın olduğu gruptaki son şansını kullandı. Kendi sahalarında grup ikincisi İskoçya'yı 4 golle geçerek, hem kendilerinin, hem de bizim Güney Afrika'ya gitme umudumuzu arttırdılar.

Eğer grubumuzda kalan 4 maçı da kazanır ve Bosna Hersek'i geçersek; 9. Grup'ta play-off ihtimali olan hiç bir takım, en iyi 8 ikinci arasına girme yarışında bizi geçemeyecek. O grubun ikincisini, en az bir puan farkla geride bırakacağız.

Bu konuyu açmışken statüden de biraz bahsedelim. Dediğim gibi, play off'lara kalabilmek için 9 grup ikincisinden en iyi 8'inin arasına girmek gerekiyor. Ama gruplar arasında takım sayısı eşitsizliği var. 8 grup, 6 takıma sahipken; 9. Grup'ta 5 takım bulunuyor. Bu nedenle ilk 8 grubun ikincilerinin, gruplarını son sırada tamamlayacak takımdan aldıkları puanlar silinecek.

Biz de eğer kalan 4 maçımızı kazanarak puanımızı 20'ye yükseltir ve Bosna'yı geçebilirsek; en iyi grup ikincileri sıralaması için grubumuzu büyük ihtimalle son sırada tamamlayacak olan Ermenistan'dan almış olacağımız 6 puan silinecek. Yani; en iyi ikinciler sıralamasında 14 puanımız olacak. 9. Grup'taysa şu anda ikinciliği paylaşan İskoçya-Makedonya ikilisinden biri, kalan 2 maçını da kazanırsa (bir maçlarını birbirleriyle oynayacaklar); 13 puana ulaşıp, bizim gerimizde kalacak.

Kısacası; Dünya Kupası'na katılma konusunda az olan ihtimalimiz ve şahsen hiç kaybetmediğim inancım, daha da arttı. Mucize'nin 3'te 1'i gerçekleşti. Bosna'yı yenince, 3'te 2'si gerçekleşmiş olacak. Son 3'te 1'lik kısımsa, işin gerçek mucize kısmı...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...