24 Kasım 2009 Salı

İlk Doğru Adım...


Bugün çoğu haber sitesine aynı haber düştü. Doğruluğuna gerçekten inanmak istediğim bir haber...

TFF'nin, milli takım antrenörlüğü için Abdullah Avcı'yla anlaştığı söyleniyor. Abdullah Avcı, milli takımın başına gelecek olan yeni yabancı teknik direktöre yardımcılık yapmak için ikna edilmiş.

Anlaşılan TFF; Derwall-Denizli, Piontek-Terim modellerini yeniden hayata geçirmek istiyor. Bence bunu yapmak için de en doğru adamı seçmişler. Çünkü Abdullah Avcı, ülkenin gelecek vadeden tek teknik direktörü ve milli takım antrenörlüğünü de en iyi yapacak kişi. Bu yüzden TFF'yi tebrik ediyor; Abdullah Avcı'ya başarılar diliyorum.

Ayrıca bu gelişme, milli takımımızın yeni teknik direktörünü de artık daha fazla merak etmeme neden oldu. Eğer teknik direktörlük konusunda da Guus Hiddink'le anlaşılırsa, gerçekten harika olur. Bana göre; böyle bir durumda, milli takımın en az beş yılı kurtulmuş olur. Ve TFF yönetimi de, vizyon sahibi olduğunu kanıtlamış olur.

19 Kasım 2009 Perşembe

Euro 2012'de Torbalar Belli Oldu


7 Şubat 2010'da Varşova'da (Polonya) çekilecek olan Euro 2012 Eleme Kuraları için torbalar belirlendi. Milli takımımızın 2. torbadan gireceği kura çekiminde, diğer takımların torbalara dağılımı şu şekilde olacak;

1. Torba: İspanya, Almanya, Hollanda, İtalya, İngiltere, Hırvatistan, Portekiz, Fransa, Rusya.

2. Torba: Yunanistan, Çek Cumhuriyeti, İsveç, İsviçre, Sırbistan, TÜRKİYE, Danimarka, Slovakya, Romanya.

3. Torba: İsrail, Bulgaristan, Finlandiya, Norveç, İrlanda Cumhuriyeti, İskoçya, Kuzey İrlanda, Avusturya, Bosna-Hersek.

4. Torba: Slovenya, Letonya, Macaristan, Litvanya, Belarus, Belçika, Galler, Makedonya, Güney Kıbrıs.

5.Torba: Karadağ, Arnavutluk, Estonya, Gürcistan, Moldova, İzlanda, Ermenistan, Kazakistan, Liechstenstein.

6.Torba: Azerbaycan, Lüksemburg, Malta, Faroe Adaları, Andorra, San Marino.

Not: Kura çekiminin formatını, bu yazımdan öğrenebilirsiniz.

Düzenleme: UEFA Sıralaması'na bakarken, ev sahipleri Ukrayna ve Polonya'yı çıkarmayı unutmuşum. Bu da birkaç takımın yerini yanlış yazmama neden olmuş. Yaptığım dikkatsizce hata için, yazıyı okuyan herkesten özür diliyorum.

Domenech ve Henry


Domenech'in son şansıydı...

18 Kasım 2009 Çarşamba

Bu Maç Kaçmaz!


Cumartesi günü yapılan olaylı maçtan sonra play-off oynamak zorunda kalan Cezayir ve Mısır, bu akşam Sudan'da karşı karşıya geliyor. Son zamanların en gergin milli maçlarından birisi olacak olan bu karşılaşma, saat 19.30'dan itibaren Eurosport'tan ve FIFA.com'dan canlı olarak yayınlanacak. Kaçırmamanızı şiddetle tavsiye ederim.

10 Kasım 2009 Salı

Robert Enke ve Yarım Kalan Hayali


Akşam akşam aldığım bir haberle gerçekten şok oldum. Alman kaleci Robert Enke, bir trenin altında kalarak hayatını kaybetti.

İntihar ettiği söyleniyor. Ama kariyerinin belki de en iyi dönemini geçirirken böyle bir şey yapmasına akıl, sır erdiremiyorum. Euro 2008'den sonra milli takımının birinci kalecisi olmuştu. Üstelik bu başarıyı, Almanya gibi kaleci cenneti olan bir ülkede yakalamıştı. Yaklaşık iki ay önce yazdığım bu yazıda da bahsettiğim gibi; umutları, hayalleri vardı...

Ama olmadı. 32 yaşındayken, özel sebeplerinden dolayı hayatına son verdi. Hayalini gerçekleştiremeden, uluslararası bir turnuvada forma giyemeden gitti.

Nur içinde yat Enke... Seni gerçekten unutamayacağım; tıpkı Foe'yi, Feher'i unutamadığım gibi...

7 Kasım 2009 Cumartesi

Rijkaard'ın Tanımı, Ernst'in Golü...


Rijkaard, birkaç ay önce Tam Saha dergisine verdiği röportajında Türk futbolunu şöyle tanımlamıştı: "Her şeyden biraz var, ama hiçbir şeyden tam yok."

Beşiktaşlı Fabian Ernst de bu akşam Trabzonspor'a öyle bir gol attı ki; tam bu tanıma uyuyor. 'Sert şut' desen değil, 'aşırtma' desen değil, 'falsolu' desen değil... Kısacası; 'ortaya karışık' yaptı Ernst. Biz de hayretler içinde izledik.

4 Kasım 2009 Çarşamba

Devler Zorda


Şampiyonlar Ligi'nde 4. hafta, bu akşam tamamlanıyor. Normalde büyük takımların gruptan çıkmayı garantiledikleri hafta olarak bilinen 4. hafta, bu kez bazı büyüklerin son şansları anlamını taşıyor.

E Grubu'na seri başı olarak giren Liverpool, oynadığı 3 maçta sadece, grubun en zayıf halkası olan Debreceni'yi yenebildi. Bu galibiyetin ardından deplasmanda Fiorentina'ya ve kendi sahasında Lyon'a yenilerek işini zora sokan Liverpool, bugün çıkacağı Lyon deplasmanında 3 puanı alamazsa; gruptan çıkma şansı büyük oranda bitecek.

Kuralar çekildiğinde, gruptan erken kopacakları ve kendi aralarında liderlik mücadelesi verecekleri düşünülen Barcelona ve Inter ise; Rusya ile Ukrayna'ya umut saçtı. İlk maçta birbirleriyle berabere kalan ikiliden Barcelona, daha sonra kendi sahasında Dinamo Kiev'i mağlup etmesine rağmen; yine kendi sahasında Rubin Kazan'dan beklenmedik bir yenilgi aldı. Inter ise önce deplasmanda Rubin Kazan'la, sonra da kendi sahasında Dinamo Kiev'le berabere kaldı. 3 puanla son sırada bulunan Inter'in Kiev deplasmanından; diğer iki rakibiyle birlikte 4 puanda bulunan Barcelona'nın da Tataristan'dan galibiyetle dönmesi gerekiyor. Aksi takdirde bu iki büyük takım, gruptan çıkamayabilir.

1 Kasım 2009 Pazar

Digitürk Yaşadı!

Ligde dört büyüklerden ikisinin birbiriyle oynaması demek, yayıncı kuruluş Digitürk'ün, maçını yayınlayacak başka bir takım bulması demek. Bu yüzden gelecek hafta, Digitürk için özel bir hafta. Trabzonspor ile Beşiktaş birbirleriyle oynadıkları için, yayınlayacak bir maç daha bulmaları gerekiyor. Ama Fenerbahçe'nin de, Ankaraspor'un küme düşürülmesi nedeniyle bay çekmesi; Digitürk'ün bulması gereken maç sayısını ikiye çıkardı.

Digitürk bu şanssızlığı yaşarken bugün de Diyarbakırspor, ligden çekileceğini ve Galatasaray maçına çıkmayacağını açıkladı. Eğer bu söylenen gerçekleşirse; Digitürk'ten "Bahtsız Bedevi" olarak bahsedebiliriz. Çünkü dört büyüklerden ikisinin birbiriyle oynadığı, ikisinin de bay çektiği başka bir hafta olduğunu hiç sanmıyorum.

Digitürk'e şimdiden geçmiş olsun diyor; aynı şanssızlığı en yakın zamanda D-Smart'ın da yaşamasını diliyorum!..

30 Ekim 2009 Cuma

Futbol Ciddi İştir


Serie A, dün gece çok güzel bir maça sahne oldu. Lider Inter, harika bir mücadelenin yaşandığı maçta, Palermo'yu 5-3 mağlup etti.

Inter, ilk yarıda âdeta şov yaparak; soyunma odasına 4-0 önde girdi. Fakat bu skor, ikinci yarıda oyundan kopmalarına neden oldu. Fırsatı değerlendiren Palermo, art arda bulduğu gollerle, skoru 4-3'e getirdi. Böylece Inter, ilk yarısını 4 farklı önde kapattığı maçın son 20 dakikasına tek farklı önde girmiş oldu. Ama kalan bölümde toparlanarak farkı yeniden açtılar. Ve zorlu mücadeleden 5-3 önde ayrıldılar.

Soyunma odasında neler yaşandığını bilemeyiz. Ama eminim ki; Mourinho, maçtan sonra futbolcuların kulaklarını güzelce çekmiştir.

22 Ekim 2009 Perşembe

Zombi!


Şu an uykuda rüya görüyor olabilirim. Çok sistematik bir şakaya kurban gidiyor da olabilirim. Ama öyle ya da böyle, şu an nereye baksam aynı skoru görüyorum: Real Madrid 2-3 Milan!

Çok değil, henüz 1-2 yıl önce Avrupa'yı titreten, ama sezon başından beri çok büyük bir düşüş yaşayan Milan, kendi sahasında Zürih'e yenilerek bu düşüşün tabanını görmüştü! Ama bugün, onlar için âdeta "karanlıktan aydınlığa" çıkış oldu. Sezona inanılmaz transferlerle giren ve Şampiyonlar Ligi'nin en büyük favorisi olarak gösterilen Real Madrid'i, Madrid'de yendiler! İnanılmazı başardılar!

Kısacası bu gece, ölü sandığımızın, aslında ölmediğini fark ettirdiler! Ne olursa olsun, Milan'ın her zaman Milan olduğunu hatırlattılar. Ve kendilerinin hâlâ birer yıldız olduğunu gösterdiler...

17 Ekim 2009 Cumartesi

Kupa Gana'ya, Alkışlar Eurosport'a...


Mısır'da düzenlenen FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası, dün oynanan 3.'lük ve final maçlarıyla sona erdi. İki maç da penaltılarla sonuçlanırken, Kosta Rika'yı yenen Macaristan 3.; Brezilya'yı yenen Gana şampiyon oldu.

Ama bence turnuvanın bir şampiyonu daha var. O da: Eurosport. Bu yazımda da bahsettiğim gibi, gerçekten turnuvaya ayrı bir renk kattılar. Özellikle Dağhan Irak ve Caner Eler, sıkıcı geçen maçları bile zevkle izlememizi sağladılar. Turnuvadaki çoğu maçı anlatan bu iki başarılı spiker, son maçı birlikte anlatarak; bize gerçek bir final keyfi yaşattılar.

Yaklaşık 3 yıldır izlediğim Eurosport Türkiye'yi ve kaliteli spikerlerini bir kez daha kutluyor, başarılı çizgilerinden kaymamalarını umuyorum.

15 Ekim 2009 Perşembe

Maradona'yı Dünya Kupası'nda İzlemek...


Maradona, futbol tarihinin en iyi iki oyuncusundan biri olarak kabul edilir. Ama onu futbolculuğunda izlemek, bana nasip olmadı. Onun parladığı Dünya Kupaları'nı görmeye yaşım yetmedi. Şimdi ise Arjantin Milli Takımı'nın teknik direktörü olarak gidiyor Dünya Kupası'na. Manevi oğlu Messi'nin, damadı Agüero'nun hocası olarak...

Peru ve Uruguay maçlarında gördüğümüz gibi, teknik direktörlüğüyle de kupaya ayrı bir renk katacak. Ve inanıyorum ki; takımı finallerde, elemelerdekinden çok daha iyi bir performans gösterecek.

11 Ekim 2009 Pazar

İşi Baştan Sıkı Tutmak...


Millet olarak beceremediğimiz bir şeydir. Tabii ki bu, futbolumuza da yansımış durumda. Hiç bir elemeleri rahat geçirdiğimizi hatırlamıyorum. Katıldıklarımıza da son düzlükte yaptığımız çıkışlarla katıldık. Arada sadece Euro 2008, bir istisna olarak duruyor. Ama onda da işi ortalarda bozup, sonlarda toparladık.

Bu elemeleri de aslında Bosna'yla berabere kaldığımızda değil, Belçika ve Estonya'yla berabere kaldığımızda kaybettik. Euro 2008'den aldığımız gazla, elemelere hiç hazırlık yapmadan girdik. Euro 2008'deki kadronun üstüne birkaç ufak ekleme yaparak, elemeleri götürebileceğimizi sandık. Ve bir kez daha yanıldık. Çünkü Euro 2008'de de takımın doğru düzgün bir sistemi yoktu. Yıldız oyuncularımızın bireysel becerileriyle bir yere gelmiştik. Eh, o da zaten ancak turnuva finallerinde, tek maçlık elemelerde işe yarar. Grup elemelerinde pek bir şey değiştirmediğini gördük. Sistem, düzen olmadan nereye kadar gidilebileceğine şahit olduk. Şansın da bir sınırının olduğunu anladık.

Şimdi, takıma sistem oturtacak bir teknik direktöre ihtiyacımız var. İşi baştan sıkı tutacak, futbolcuları her maça en iyi şekilde hazırlayacak bir teknik direktöre ihtiyacımız var. Durumumuz kötü olsa bile güvenebileceğimiz bir teknik direktöre ihtiyacımız var.

Kısacası; artık maç kazandıracak değil, futbol kazandıracak bir teknik direktöre ihtiyacımız var.

4 Ekim 2009 Pazar

Sistemin Adaleti(!)


20 Yaş Altı Dünya Kupası'nda grup aşaması bu gece tamamlandı. Böylelikle bir üst turka çıkan son takımlar da belli oldu. Statüye göre; grupları ilk iki sırada bitiren 12 takımın yanında, en iyi 4 grup 3.'sü de bir üst tura çıkıyor. Ama her grubun farklı bir gidişatı olduğu için tur atlayan takımlar, grup aşamasının en iyi 16 takımı olmuyor.

Neden mi? E Grubu'nu 3. sırada bitiren Kosta Rika, en iyi 3.'ler sıralamasında 4. sırada bulunarak; bir üst tura çıkan son takım olmuş oldu. Grupta 5 gol atıp 8 gol yediler ve 1 galibiyet, 2 mağlubiyet aldılar. Sonuç olarak; 3 puan ve -3 (eksi üç) averajla gruptan çıktılar.

Bir de F Grubu'na bakalım. Grubun 3.'sü Güney Afrika, 4 puan aldı. Onlarla bir işimiz yok zaten. Mesele, grubu 4. sırada tamamlayan Honduras'ın, 3 gol atıp 3 gol yiyerek; 1 galibiyet ve 2 mağlubiyet almış olması. Yani 3 puan ve 0 (sıfır) averajla elendiler.

İşte sistem, işte adaleti!

2 Ekim 2009 Cuma

Fatih Terim'in Kaleci Tercihi (?)


Son zamanlarda milli takımın geleneği hâline gelmiş bir olay var. TFF.org'da milli takımın aday kadrosu açıklanırken ilk sırada hangi kalecinin adı yazıyorsa, Fatih Terim ilk on birde o kaleciye şans veriyor.

Ve bugün milli takımın Belçika ve Ermenistan maçlarının aday kadroları açıklandığında bu konuda şaşırtıcı bir şeyle karşılaştım. Kadroda her zaman olduğu gibi 3 kaleci yer alıyor. Ancak Rüştü ve Volkan gibi sayısız kez milli takıma çağrılmış iki kaleci kadrodayken, ismi onların üstünde yazan bir kaleci var: Standard Liege'de harikalar yaratan Sinan Bolat.

Bu durum beni şaşırttığı gibi, aslında hoşuma da gitti. Çünkü Volkan da Rüştü de çok istikrarsız kaleciler, artık onların yerine yeni yetenekleri bulmalıyız. Sinan Bolat da Galatasaraylı Ufuk Ceylan'la birlikte bu konudaki en ciddi aday. Üstelik bu aralar çok formda ve Standard Liege'in en kilit oyuncularından biri konumunda.

Belki Fatih Terim de bu duruma düştükten sonra Dünya Kupası'na gidemememizin bir kayıp olmayacağını düşünüp, gençlerin önünü açmak için böyle bir seçim yapabilir. Ayrıca Belçika şampiyonunun kalecisi bir Türk iken, onu Belçika'daki maçta oynatmak güzel bir jest olur.

Not: Kadronun tamamına bu linkten bakabilirsiniz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...