20 Kasım 2013 Çarşamba

Birlik Olmak...







26 Ekim 2013 Cumartesi

Scout Not Defteri 36 - Srjdan Grahovac


İsim : Srjdan Grahovac
Doğum : Banja Luka
Doğum Tarihi : 19 Eylül 1993
Takım : Borac Banja Luka 
Numara : 11

Dünya Kupası bileti alarak tarihlerinde futbol arenasındaki en büyük başarılarından biri yaşayan Bosna Hersek, kısıtlı imkanlara rağmen Balkan ve hafifte Avrupa futbol tandansına sahip sporcularıyla Dünya futboluna sahip olmaya başladı. Ama onlarından diğer orta Avrupa ülkeleri gibi kendi liglerine yatırım yapacak kadar maddi güçleri yok. Bu nedenle Sırbistan gibi, onlarda futbolcu ihracat fabrikası olma yolunda gidiyorlar.
Bu sefer ele alacağımız oyuncu ülkenin en gözde kulüplerinden, Borac Banja Luka'da oynayan Srjdan Grahovac. Doduğu bölgenin takımınında forma giyen Srjdan, çeşitli yaş kategorilerinde birçok defa Bosna formasını sırtına geçirdi. 20 kez giydiği U-21 formasıyla kaptanlık yapmakta ayrıca. Geçtiğimiz günlerde U-21 İspanya'da çokta güzel bir gol attı.
Orta saha alanını genel olarak parselleyecek bir oyun yapısına sahip. İster forvet arkası, ister merkez orta saha oynatılabilir ki ben merkez orta saha özelinde daha başarılı olacağı kaanatindeyim. Çeviklik bakımında o bölgede yeterli olamayabilir. Özellike inceci oyun yapısı, başarılı pasları, iki yönlü oyun oynama çabası ile o bölgenin adamı daha çok. Bir diğer nokta zaman yaptığı driplinglerin yanında, yardımcı oyuncu görevini iyi yapmakta. İyi kullanıyor sahay. En önemli özelliklerinden biri saha içinde gerek duruş, gerek futbol olarak büyük bir olgunluğa sahip olması. U21 kaptanı olması zaten onun için bir emsal gibi.

2013-2012 : 12 Lig maçı 1 gol 3 asist 1035 dakika süre
2012-2012 sezonu : 29 maç 2 gol 5 asist 2266 dakika süre 
2011-2012 sezonu : 26 maç 1 gol 1 asist 2213 dakika süre 
2010-2011 sezonu : 24 maç 1 gol 1 asist 1265 dakika süre 
2009-2010 sezonu : 10 maç 291 dakika süre 
İlk maçı : 1 Ağustos 2009 Laktasi - Borac

Bosna Hersek U21 : 20 maç 3 gol ( Kaptan ) 
Bosna Hersek U19 : 5 maç
Bosna Hersek U17 : 6 maç 1 gol 

26 Temmuz 2013 Cuma

14 Temmuz 2013 Pazar

O an...


21 Haziran 2013 Cuma

Takla...


14 Haziran 2013 Cuma

Scout Not Defteri 34 - Todor Nedelev





İsim : Todor Nedelev
Doğum : Belozem, Bulgaristan
Doğum tarihi : 7 Şubat 1993
Takım : Botev Plovdiv
Numara : 8

Bulgaristan futbolunun son dönemdeki yıldız adaylarından biri Todor Nedelev. Botev Plovdiv forması giyiyor. Futbola da bu takımda başladı. Bu sezon yaptığı müthiş çıkışla dikaktleri çekti. Bulgaristan U21 takımının formasını da giymekte.
En büyük özelliği o etkili sol ayağı. Çok iyi solak onu baştan söylememiz gerekiyor. Bununla doğru orantılı olarak ciddi bir uzun pas yeteneği var. Ölü noktalara çok iyi toplar yolluyor. Oyun görüşü – aktif alanlar- dahil çok iyi. Teknik ve zeki. Her iki kanatta oynayabilmekle birlikte sağ kanatta tercih edilmekte. Robben gibi solak sağ açık. Pas ve takım oyununa yatkın bir yapısı var. Oyunu iki yönlü oynuyor ama zaman zaman takipçiliğinde sıkıntı oluyor. Aynı zamanda son vuruşları sıkıntılı. Ve birebirde adam eksiltme de pek başarılı değil. Özellikle kanat olması, bu eksik yönünü çok net ortaya koymakta.
9 gol 10 asist ile bitirdi bu sezonu. Botev’in parlayan mücevheri oldu. Bulgaristan U21 takımında da döktürmeye devam ediyor. Milanov ile Bulgar futbolu, bir yıldız daha kazanmak üzere. Botev 1.5 milyon euro civarı bir para istiyor. Nedelev’in peşindeki neredeyse tüm takımların Türk kulüpleri olduğunu söyleyelim.

Bazen Yalnız Olmak...



23 Mayıs 2013 Perşembe

Scout Not Defteri 33 - Omar Elabdellaoui



İsim: Omar Elabdellaoui 
Doğum: 5 Aralık 1991
Doğum Yeri: Oslo, Norveç 
Takım: Eintracht Braunschweig 
Numara: 14

2008 yılında Skeid’den Manchester City’ye transfer olarak Ada günleri başladı Omar. Fakat şans bulmayınca önce Stromgodset, sonra Feyenoord ve en son olarak Braunschweig’e kiralandı. Eintracht macerası onun açısında zirveyi bulması oldu kısa kariyerinde. Gösterdiği performans  ile Braunschweig’ın Bundesliga’ya çıkmasında önem pay sahibi oldu. 425 bin euroya bonservisini aldılar.

Sağ karidorda çok etkili olduğunu söylemek lazım. Sağ bek ve sağ açık pozisyonlarında görev alıyor. Hızlı ve atletik yapısını adam eksiltmede başarıyla kullanıyor. Bunun yanında iyi bir duran top beceresi var.  Bundesliga 2’de 14 maçta 4 asist yapmayı başardı. Norveç’in alt yaş milli takımlarının çoğunda forma giydi. Gelecek sezon Bundesliga’da izleyeceğiz. Eğer hücum-savunma dengesini iyi ayarlayabilir, istiktarını sürdürebilirse keyif veren futbolculardan biri o olacaktır.

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Saygı...


7 Nisan 2013 Pazar

Birlik...


16 Mart 2013 Cumartesi

Scout Not Defteri 32 - Jorge Moreira



İsim: Jorge Luis Moreira
Doğum: 1 Şubat 1990
Doğum Yeri: Villarica, Paraguay
Takım: Libertad
Numara: 2

Libertadores’te oynadığı futbolu en çok beğendiğim takımlardan biri Paraguay'da Libertad. Bu takımın önemli öznelerinden birisi de şüphesiz sağ bek Moreira. Bitmez tükenmez enerjisiyle sağ kanadı koridor olarak kullananan, adeta bir dinamo etkisiyle o bölgeye bir etkinlik kazandıran isim. Modern futbolun gereklerinden biri olan oyunu iki yönlü oynamada gayet başarılı gördüğüm 23 yaşındaki oyuncu driplingleri, hırsı, zamanlamaları ve bindirmeleri dikkati çekiyor.  3 sezon önce Paraguay’ın U-20 kadrosunda da yer alan oyuncu bir kez milli formayı sırtına geçirmeyi başarmış ve üç sezondur da takımında düzenli şans buluyor, oynuyor.

Resim fifa.com'dan

7 Şubat 2013 Perşembe

' La Roja ' Geliyor



Bu yaz ülkemizde düzenlenecek U-20 Dünya Kupası’na katılacak takımlar yavaş yavaş belirginleşmeye başlıyor. En son , geçen hafta Pazar günü sona eren Güney Amerika elemelerinin ardından Kolombiya , Paraguay , Uruguay ve Şili futbolun ana kıtasından gelen , ülkemizde izleyeceğimiz takımlardan olacak. Kırmızılar yani nam-ı değer ‘’ La Roja ‘’ lakaplı Şili ise çok iyi bir jenarasyonla geliyor.  Kalecisinden forvetine kadar büyük potansiyele sahip oyuncuları kadrosunda barındıran Şili’yi altı senelik bir aranın ardından U-20 turnavasında izleyeceğiz.

9 maçlık turnuva periyodunda 6 galibiyet alıp elemeleri kazanan Şili’de birçok oyuncu ön plana çıktı turnuvada. Bu isimlerin başında ise şüphesiz marketing ve performans değeri açısında en büyük çıkışı gösteren Universidad Catolica’nın golcüsü Nicolas Castillo yer aldı. Geçtiğimiz sezon zaten bu tür bir çıkışın sinyallerini veren genç golcü , patlamasını yaparak dünyaya kendini tanıtmaya başladı. Tıpkı oynadıkları futbolla parmak ısırtan , takımın tandemini oluşturan Universidad de Chile’nin göz bebekleri, İgor Lichnovsky ve Valber Huerta gibi. İkili müthiş performansı ile gözlerinin üzerine çekerken , gözlemlerimiz kadarıyla ideal bir stoper nasıl olur sorusunun cevapları adeta. Birçok takımın peşinde olduğu bu isimleri kendi takımlarında izlemeyi iple çektiğimi belirtirken Bryan Rabello ve Diego Rubio gibi zaten futbol piyasasında kendini tanıtmış isimlerinde gösterdiği performansların gelecekte yapacaklarının bir referansı olduğunu , ülkemizde düzenelenecek bu turnuvanın tozunu attıracaklarını beklemem pekte şaşılacak bir şey olmaz herhalde. Kalecisi ‘’ Scott Carson ‘’ görünümlü Melo’dan , 95 doğumlu Cuevas’ına içinde değişik yetenekleri barındıran Şili’nin turnuva boyunca oynadığı dokuz maçta 7 kırmızı kart görmesi , başta Arjantin karşılaşması olmak üzere iki maçta oyunu 9 kişi tamamlamasıyla ne kadar enteresan bir takım olduğunu gösteriyor.
Dikkati çeken bir nokta da oyuncuların çoğunun kendi ülkelerinde forma giyiyor olması. Milli takım düzeylerinde Şili’yi seçmesi ülke basınında çok yer bulan Tottenham’ın kalecisi Lawrence Vigouroux , daha önce keşfedilen Sevilla’dan Rabello ve Sporting’den Rubio ülke dışında takıma çağırılan isimlerdi sadece. Bu oyuncularda ülkedeki 8 farklı takımda geldi.
En son katıldıkları U-20 turnuvasın olan , Kanada 2007’de Sanchezli , Vidalli kadrosuyla üçüncülük kazanan Şili’nin bu başarıya en yakın dereceyi 1987’de ülkelerinde düzenlenen turnuvadaki kazandıkları dördüncülük olduğunu söyleyelim.

Pasifik Okyanus sahillerinde uzanmış bir yılan, bir çubuk gibi ilginç toprak yapısına sahip aynı zamanda dünyanın en farkı en fazla olan ülkesi olan Şili futbolunun usta Jorge Sampaoli’nin gelmesiyle bir çıkış göstereceği , kişisel en büyük beklentilerimden. Çokta futbolcu çıkacak bu jenarasyondan ki birçoğu oynamaya başladı bile. Nasıl topçu çıkar bu ülkeden diye herkes kendine soru soruyor muhtemelen şuan. Bence asıl sormamız gereken 17 milyonluk Şili bir ton futbolcu çıkarıp , Avrupa’ya pazarlıyorken, U-20 takımında birçok oyuncu için şimdiden milyonlar eurolar konuşulmaya başlamışken , 70 milyonluk Türkiye neden bir sol bek çıkaramıyor ?

Where is the problem ?

9 Ocak 2013 Çarşamba

Güney Amerika'da Bir Ekol : Universidad de Chile



Futbolda belli bir sistemin olması her zaman için sana avantaj sağlar. Belli bir döngü olduğu için yaptığın hamleler hata yüzdesinin oldukça düşürüyor. Son zamanlarda Şili futbolunu yakından takip ettiğimden , Universidad de Chile’nin bu tür bir sistemi ne kadar etkili kullandığını fark etmek zor değildi.
Maviler yani nam-ı değer Azul’ların alt yapısı zaten çok iyi. Zamanın efsaneleri Manuel Pelegrini , Marcelona Salas gibi isimlerin yetiştiği bir alt yapı burası. Potansiyelleri büyük zaten ve bu oyuncuları kullanmaktaki başarıları sayesinde oyuncu sirkülasyonu devam ediyor , çoğu genç futbolcu şans bulmayı başarıyor. Öyle ki şuan takımın kadrosunda dört tanesi 15 yaşında olmak üzere tam on sekiz tane 19 yaş ve altı futbolcu bulunmakta. Bu oyuncular lig genelinde , özellikle Şili Kupası maçlarında  şans bulup , resmi karşılaşmalarda boy gösteriyorlar. En son örneğimizi yazmıştık twitter’da…Benjamin Inostroza.
Kendisi henüz 15 yaşında. Fakat ilk kez formayı sırtına geçirdiği maçta golünü atmayı başardı.



Mesela Manchester United’a transfer olan Angelo Henriquez , bu alt yapının ürünlerinden biriydi.  Henüz daha 17-18 yaşlarında. Fakat ona teslim etti forvet hattını maviler.  ( Tıpkı bu sene Duma’da göreceğimiz gibi )  Sonucunda da meyvesini aldılar ama. Henriquez , Manchester yollarına düşerken 5.5 milyon euro girdi Universidad de Chile’nin kasasına…Özellikle son zamanlarda alt yapılarından top class seviyesinde olma ihtimali yüksek oyuncular çıkıyor.

Asıl bahsetmek istediğim konu ise Universidad de Chile’nin Şili’deki iç piyasadaki müthiş başarısı ve bu platformdaki dominantlığı. Belki de dönen çarkın can alıcı noktası bu diyeibliriz. Yani özeti şu : Ülkede dikkat çeken oyuncuları , düşük bedellere kadrolarına katmak. Basit gibi duruyor ama bu işin birde pazarlama yönü var. Bu sene o kadar para kazandı ki La U…

Takip edebildiğim kadarıyla zaten Şili’de düşük iç piyasa var…En azından bizim ülkemize , ya da avrupanın diğer ülkerine göre. Zaten küçük bir araştırma ile anlamak mümkün.
Ülkenin iki tepe takımından biri Universidad de Chile ( diğeri Colo Colo ) . Oyuncuları ikna etmekte bu bakımdan çokta zor olmuyor onlar için açıkçası. Mesela örneklerle gidecek olursa Eduardo Vargas…Kendisi Calama ( ki dünyanın en kurak şehirlerinden biridir ) şehrinin takımı Cobreloa’dan transfer edilmiştir 2009 yılında. Bonservis bedeli sadece 700 bin dolardır. Gösterdiği performans ile birçok takımının ilgisini çekiyor , adresi İtalya oluyor Vargas’ın…Kazandırdığı para 11.5 milyon civarları bir para.
Junior Fernandes mesela. 4,7 milyon avroya Leverkusen’e transfer oldu. Daha sene başında Palestino takımından 700 bin euroluk bir bonservis bedeliyle transfer olmuştu. Şampiyonluktaki müthiş katkısın esme geçmeyerekten kısa sürede hem sahada iyi işler yapmış , güzel de para kazandırmıştı takımına.
Keza adı son zamanlarda Avrupa kulüpleriyle anılan Charles Aranguiz…Onun da maliyeti 700 bin euroydu 2011 yılında transfer olurken. Ya da Santos’un radarında olan , müthiş bir gelişim gösterip , milli takıma kadar yükselen Eugenio Mena ? 500 bin euroya gelmişti Santiago Wanderers’ta…

Dediğimiz gibi bu bir çark. Vargas’lar , Henrqieuz’ler gidecek yerine Ubilla’lalar , Gutierrez’ler gelecek. Zamanı gelince onlarda gidip yerine başka oyuncular gelecek. Ama önemli olan bir sistemi benimseyip uygulamak. Sistemli olunmasına karşıyımdır genel olarak amma velakin bu futbolda çok önemli bir unsur , bunu inkar edemeyiz. En basit örneği Porto. Yaptıklarını görüyoruz.  Oyuncu geldiğinde Porto’nun bir şey katacağını , kulübün amacını olanaklarını , sıçrama yapabileceğini biliyor. Universidad de Chile’de de öyle. Şili’deki oyuncuların bir nevi Avrupa’ya açılma kapısı…

Bunun yanında da gerçekten zevk veren oyun anlayışı var takımın ki Şili’nin genelinde böyle.  3-4-3 temelli , hücum futboluna dayalı bir sistemin de zevk vermemesi beklenemezdi zaten. Hatırlıyorum , sanırsam O’Higgins ile oynanan Apertura final maçıydı. Bir gol yetiyordu şampiyon olmalarına. Ona rağmen daha 1.dakikadan top tüfek saldırmaya başladılar. Golde yiyebilir , daha 10.dakikadan elenebilerledi. Zaten Şili’deki futbolun özeti bu. Anlık olaylar çok etkiliyor maçın gidişatını , hatta ligin kaderini etkiliyor. Böyle oluncu da ortaya müthiş bir futbol ziyafeti çıkıyor…

Takibe devam…


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...